küçük bardakta çay içemem diyip büyük kulplu bardak isteyeni mi anlatayım, çayına limon isteyenleri mi yoksa bize çay verilmedi diye ortalığı birbirine katıp taziye evini terk edenleri mi ? birileri yasını yaşarken gülerek sohbet edenleri mi ? ateş sadece düştüğü yeri yakıyor…
Taziye evinde duyduklarına inanamadığını söyleyen kadın:
“Üst komşum vefat etti. Taziyeye gelen kadınlar ‘Yemek kalmadı mı?’ diye söylenmeye başlayınca ne ara böyle olduk diye düşündüm. Gelenlerin bir tanesi şekersiz çay içemiyormuş, şeker bile istedi.
Taziye evinde yemek beklenmez, götürülür. Hiçbir şey yapamıyorsan sessizce oturursun, insanların acılarına ortak olursun.”
tekrar soylemek istiyorum pazartesi illa gecer, carsambayi bi sekilde yediririz, persembe yarin cuma deriz, cuma zaten cuma ama saliya hazir degilim, sali gununu savunamiyorum
pazar günleri.. varlığı rahatsız ediyor... dinlenmek falan yok.. hafta başlangıcına hazırlık var... extra kaos ve kriz günü.. anksiyete obsesif kompülsif.. yani ne varsa tüm kombo paket de beraberinde geliyor.. deli saçması bi gün
bu hayatta en buyuk sanslardan biri sizi kosulsuz sartsiz seven KIZ ARKADASLARDIR acaba yuzume vurur mu diye dusunmeden derdini anlatabildigin acaba kiskanir mi diye korkmadan mutlulugunu paylasabildigin her aninizda yanınızda olmak isteyen kiz arkadaslariniz varsa sukredin
üç dört sene önce bir şeyler yapmak kolaydı. akşam eve gelirdin bu kitabı okuyacağım derdin ve okurdun. şimdi şu basit şey bile o kadar çok çaba istiyor ki.
dün ağlasak, bugün gülüyoruz. hiç geçmeyecek dediğimiz olayların üzerinden yıllar geçiyor, hatırlamıyoruz. çözülmez dediğimiz dertler çözülüyor, geceler sabaha kavuşuyor. çünkü burası dünya. kendi de geçiçi, belimizi büken dertleri de.