❝Bizleri asla unutmayın, gündemde tutmaya devam edin. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız! Filistin'i gündemde tutmaya devam edin.❞
İşgalci İsrail, Özgürlük Filosu'ndaki gemilere hukuksuzca müdahele etti!
Selimiye'nin kubbesindeki kalemişleri silinecek ve yerine kireç sürülecekmiş. Açık söylüyorum, bunun adı vatan hainliğidir. Kendi öz kültürüne ihanettir. Selefiyseniz kendi caminizi yapın, gerekirse kalem değdirmeyin. Fakat Mimar Sinan'ın mirasını yağmalamaktır bunun adı.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi uzun zamandır restorasyondaydı. Şimdi kubbedeki tezyinatın (kalemişi ve hatlar) tamamen kazınıp yerine yeni bir kubbe tezyinatı yapılması kararı tartışılıyor. Burada da grup işbirliği kokusu geliyor. Eski mevcut strüktür ile yeni arasındaki zevk farkını kim çıplak gözle baksa görür. Anlaşılan bu iş ya ehliyetsizce karar altına alınıyor yahut da takım kayırmasıyla.
Mimar Sinan imparatorluk coğrafyasına, imparatorluğun sanatına kendi üslûbunu ve merkezî Osmanlı havasını veren dâhidir. Lütfen herkes 16. asır Türk mimarisine, büyük ustanın en büyük eserine sahip çıkmayı öğrensin. Sinan’ın eserleri her kulun hatta her toplumun kendi tekeline alıp harcayacağı miras değil.
Enerjide Tam Bağımsızlık Mücadelesi!
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ‘Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Çağrısı’, Türkiye’nin geleceği için tarihi bir dönüm noktası. Bu başlangıç #MilliTeknolojiHamlesi vizyonumuzun enerji alanındaki en stratejik adımlarından biri.
Üzerine adeta ölü toprağı serpilmiş bu kritik alanda, nihayet milli ve özgün bir adım atılıyor.
Türkiye’nin nükleer yolculuğu 1962’de TR-1 araştırma reaktörüyle başladı. Ancak sonraki yıllarda bu stratejik vizyon, iptal edilen ihaleler ve eksik kalan vizyonla ne yazık ki duraksadı. Bugün bu çağrı ile 60 yıllık bir hayal, somut bir Ar-Ge projesine dönüşüyor.
Tıpkı savunma sanayiinde 20 yılda yazılan başarı hikayesi gibi...
Bu vizyonun sadece lafta kalmadığının, insan kaynağını nasıl yetiştirdiğimizin en net kanıtı TEKNOFEST'tir.
Geçtiğimiz günlerde nükleer tarihimizin başladığı Küçükçekmece Nükleer Araştırma Merkezi'nde Nükleer Enerji Teknolojileri Yarışması gerçekleştirildi.
Yarışmaya 85 takımdan 476 gencimiz başvurdu. Gençlerimiz; geleceğin teknolojisi olan Modüler Reaktörlerin (SMR/MMR) kavramsal tasarımından reaktör koruna, nükleer yakıt yönetimi ve kontrol sistemlerine kadar en kritik alanlarda projelerini yarıştırdı.
Bu girişimci gençler Bakanlığımızın çağrısına cevap verecek ekiplerin çekirdeğini oluşturacak.
Enerjisinin %60’ını ithal eden bir ülke için tam bağımsızlığın yolu, enerji üretiminden geçiyor.
Nükleer enerji, istatistiksel olarak en güvenli ve “net sıfır emisyon” hedefi için en temiz çözümlerden biridir.
Bu çağrı Türkiye’nin gücünü perçinleyecek bir milattır...
https://t.co/VDf24GRF2u
SELİMİYE'NİN KUBBESİNE VEDA (MI?)
Edirne Selimiye Camii'nin restorasyonunda sona yaklaşıldı. Fakat hemen her şey tamamken; kubbedeki tezyinatın (kalemişi ve hatlar) tamamen kazınıp yerine yepyeni bir kubbe tezyinatı yapılması kararı alındı!
Böylece Sinan çağından -kimi kısmi değişikliklerle- günümüze kalan kubbe tezyinatı, 2025 ''model'' yenisiyle değiştirilecek.
Videoda bu kararın ne denli yanlış olduğu grafiklerle anlatılıyor.
Tonlarca bombanın tesiriyle insan bedenleri göğe yükseliyor. Söz bitti. Bir bela artık ya İsrail'in üzerine kopacak ya da bu mezalime sessiz kalanların üzerine.
RİYAD FESTİVALİNDE KÂBE’YE SAYGISIZLIK ÜZERİNE
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, İslam’ın hiçbir değeriyle bağdaşmayan bir eğlence festivalinde, Kâbe silüetinin tahkir edici basit bir sahne dekoru olarak kullanılması ve bunun birkaç kez tekrarlanması, bütün müminleri derinden yaralamıştır.
Müslümanların en yüce şiarının, bu tür gayr-i meşru ve gayr-i ahlaki etkinliklere alet edilmesi, kelimenin tam manasıyla İslam’ın harimi ismetini ihlaldir.
Kâbe, hiçbir kavmin, aşiretin, milletin ya da devletin malı değildir. Yeryüzündeki iki milyar Müslümanın en büyük kutsalıdır. Kâbe-i Muazzama, Hz. Adem’den Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav.) kadar bütün peygamberlerin en yüce mabedidir. Ümmetin kıblegâh ve ziyaretgâhı, İslam’ın en büyük şiarı, en mukaddes simgesi, tevhidin ve vahdetin yegane nişanesidir. O, Mescid-i Haram’dır yani saygın ve dokunulmazdır.
Bu saygısızlığa İslam dünyasından yükselen itirazlar üzerine kimi yetkililerin yaptığı açıklamalar ise kelimenin tam anlamıyla “özrü kabahatinden büyük” nevidendir. Söz konusu tutarsız açıklamalar ya Kâbe’nin değerini yeterince bilmediklerini ya da bildikleri halde bunu kasten yaptıklarını ortaya koymaktadır ki her ikisi de ayrı ayrı birer fecaattir. Çocuklara hac ve umre eğitimi vermek için dahi Kâbe maketini kullanmayı yıllardır caiz görmeyen Suud ulemasının sessizliği ise bir başka fecaattir.
Bu fecaatin Müslümanlar açısından yakın tarihin en zor günlerinde Gazze’de, en zalimane cinayet ve katliamın yaşandığı bir vakitte gerçekleşmesi ise bütün yüreklerde ve hafızalarda silinmesi imkânsız acılar bırakmıştır.
Müslümanların en büyük ve en kutsal şiarları olan Kâbe-i Muazzama’nın azametini korumak, Kâbe’nin Rabbine aklı, kalbi ve ruhuyla iman eden her bir ferd-i müminin en tabii hakkıdır.
#Riyad #Kabe #KabeyeSaygısızlık
Birkaç bin lira için küçücük bebeklerin canına kıymış alçaklar. Ya Allah belanızı versin, şeytan bile yeri gelince Allah'tan korkar. Paranın iti olmuş, parayı kendilerine rab edinmiş cehennem odunları. Dilerim mahşere kalmaz, bu dünyada da belanızı bulursunuz.
Şu yeni doğan bebek çetesi kadar iğrenç bir şey 37 yıllık ömrümde görmedim muhtemelen. Allah bin belalarını versin. Cehennemin gerekliliğini apaçık ortaya koyuyor şeytanlar.
Olayi ortaya çıkaran ve ısrarla üstünde duran savcılarımızın ellerinden öpüyorum.