Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor ölüm ve sürgün kitabında, tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...
Balkanlar'da Türkler insanlık tarihinin en ağır katliamına uğradı diyor!
Milyonlardan bahsediyor!
Biliyor musunuz?
Anılarına bıraktık anıtı bir taş diktik mi?
Bir zamanlar onlar da sizin gibi mutlu bir yaşam sürüyorlardı.
Ve Osmanlı'nın son döneminde, iyi yönetilemeyişin sonucu büyük bir soykırıma uğradılar!
Ve çoğumuz, bir asırdan biraz fazla süre önce yaşanan bu büyük acıları bilmiyoruz bile...
En azından şimdi izleyiniz ve PAYLAŞINIZ lütfen!
Ve dua ediniz o canlarımız için!
İnsanlık tarihinin en vahşi sahnelerinden biri gün yüzüne çıktı.
Bu video, yaralı bir kişiye yardım etmeye çalışan üç genci gösteriyor, ancak İsrail terör örgütü onlara füze saldırısı düzenleyerek hepsini öldürüyor.
Dünyanın asla unutmaması gereken bir an.
Geniş akademik yelpazemizle; sadece bir diploma değil, yarının dünyasında söz sahibi olmanı sağlayacak bir vizyon sunuyoruz. Kendi hikayeni yazmaya hazır mısın? 💼🌍
📌 Ayrıntılı bilgi için:
🌐 https://t.co/1C9rRlNGtw
📱 WhatsApp: 0548 850 99 92 | 0548 850 99 22
🎓Scholarship opportunities ranging from 50% to 80% are waiting for you!
📍 Social Sciences University of Ankara Northern Cyprus Campus
🎯 Council of Higher Education Approved | Republic of Türkiye State University
📌 Make ASBU Northern Cyprus Campus your first choice!
🎓 Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans Programı Başvuruları 22 Haziran'da Başlıyor!
📅 Başvuru Tarihleri: 22 Haziran – 13 Temmuz 2026
Başvurular online sistem üzerinden alınacaktır.
Detaylı bilgi için: https://t.co/KBsqm4IXXk
Birmingham Üniversitesi’nde bulunan Kur’an-ı Kerim elyazması, karbon-14 testlerine göre yaklaşık 1370 yıllık. İslam’ın ilk dönemlerine ait bu nüsha ile bugün okunan Kur’an arasında tek bir kelime fark yok. Asırlar geçti, Kur’an aynı kaldı.
Yeni yazım:
İsrail Arnavutluk'ta ne arıyor? Doğu Akdeniz ile Adriyatik arasında nasıl bir ilişki kuruluyor? İsrail Libya'da Hafter'i destekleyerek ne elde etmeye çalışıyor? Yunanistan neden İsrail'in bu politikalarını destekliyor? #Albania
https://t.co/XMC4SatxWV
📍Yunanistan’ın Gizlenen Dosyası: El Konulan 487 Türk Vakfı ve Sessizce Yok Edilen Türk Mirası
❓Yunanistan, Türkiye’deki kilise mallarını gündeme getirirken; Türk vakıfları, Türk azınlığın mülkiyet hakları ve gasp edilen Türk kültür mirası neden Avrupa’nın gündemine taşınmamaktadır?
Yunanistan, uluslararası platformlarda sık sık Türkiye’deki Rum Ortodoks kiliselerini, patrikhane meselelerini ve azınlık haklarını gündeme taşımaktadır. Ancak aynı Yunanistan, kendi sınırları içerisinde bulunan Türk vakıfları, Türk azınlığın mülkiyet hakları ve Türk kültürel mirası konusunda uzun yıllardır devam eden uygulamalarını dünya kamuoyundan gizlemektedir.
Bugün Yunanistan topraklarında; Kavala, Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe, Selanik, Serez, Karaferye, Yanya, Teselya, Atina, Preveze, Korfu, Kefalonya, Girit, Midilli, Sakız, Rodos ve İstanköy başta olmak üzere Osmanlı döneminde kurulmuş ve vakfiye kayıtlarıyla tespit edilmiş toplam 487 Türk vakfı bulunmaktadır. Bu vakıfların tamamı IRCICA tarafından yayımlanan beş ciltlik “Yunanistan Vakfiyeleri” eserinde ayrıntılı şekilde kayıt altına alınmıştır.
Bu vakıflara ait yüz binlerce dönüm arazi, camiler, medreseler, mektepler, hanlar, hamamlar, köprüler, değirmenler, imalathaneler ve sayısız taşınmaz yıllar içerisinde çeşitli yöntemlerle Türk toplumunun elinden alınmıştır. Böylece yalnızca mülkiyet hakları değil, aynı zamanda Balkanlar’daki Türk tarihî ve kültürel mirası da sistemli biçimde tasfiye edilmiştir.
Özellikle Batı Trakya’da günümüze ulaşabilen vakıflar, Yunan makamlarının uyguladığı idari ve mali baskılar nedeniyle ağır borç yükü altına sokulmuş; ardından haciz ve müsadere işlemleriyle vakıf malları Türk toplumunun tasarrufundan çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu durum yalnızca vakıf hukukuna değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin mülkiyet hakkını düzenleyen hükümlerine de aykırıdır.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ise Batı Trakya, Rodos, İstanköy ve Midilli’de yaşayan Türklerin özel mülkiyetleri üzerinde yoğun baskılar başlamış, binlerce dönüm araziye el konulmuş, çok sayıda Türk çeşitli gerekçelerle tutuklanmış ve ekonomik baskılar yoluyla Türkiye’ye göçe zorlanmıştır. Böylece bölgelerdeki Türk nüfusunun azaltılması hedeflenmiştir.
Yunanistan’ın bir diğer politikası ise Türk kökenli Hristiyan toplulukların kimliklerinin dönüştürülmesidir. Bafra, Ünye, Karaman, Kapadokya ve Maçka kökenli Hristiyan Türkler, Selçuklu döneminden gelen Sultanides toplulukları ve Gagauz Türkleri, Yunan Ortodoks Kilisesi aracılığıyla etnik kökenlerinden koparılarak Yunan kimliği içerisinde eritilmeye çalışılmaktadır.
Benzer şekilde Yunanistan’a çalışmak amacıyla gelen Arnavut ve Türk işçiler üzerinde de çeşitli dini ve kültürel asimilasyon faaliyetlerinin yürütüldüğüne ilişkin çok sayıda iddia bulunmaktadır. Bu durum evrensel din ve vicdan özgürlüğü ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Batı Trakya Türklerinin eğitim alanındaki sorunları da devam etmektedir. Türk azınlığa ait okulların kapatılması, Türkçe eğitimin daraltılması ve Türkçe derslerin azaltılması yönündeki uygulamalar, Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış azınlık eğitim haklarıyla bağdaşmamaktadır.
Öte yandan Lozan Antlaşması’nın açık hükümlerine rağmen Batı Trakya Türklerinin dini özerkliği de kısıtlanmaktadır. Türk toplumunun serbest seçimle belirlemesi gereken müftüler konusunda Atina yönetimi uzun yıllardır antlaşma hükümlerini uygulamamakta; Batı Trakya Türklerinin kendi dini liderlerini seçme hakkını fiilen sınırlandırmaktadır.
Yunanistan’ın Türkiye’deki azınlık hakları konusunda ortaya koyduğu hassasiyetin benzerini sınırları içindeki Türk azınlık için göstermediği açıktır. Türk vakıflarına el konulması, mülkiyet haklarının ihlali, eğitim ve dini özgürlüklerin kısıtlanması ile kültürel mirasın tasfiyesi, yalnızca iki ülke arasındaki bir sorun değil; aynı zamanda uluslararası hukuk, insan hakları ve kültürel mirasın korunması bakımından da önemli bir meseledir. @yenisafak@yeniakit@milligazetecom
“Konstantinopolis’te Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi yeğlerim.”
Bu sözler Ortodoks Doğu Roma İmparatorluğu'nun Megadükü (Başbakan ve Donanma Komutanı) Lukas Notaras'a aittir. Görseldeki mozaik ise Fener Rum Patrikhanesi’ndedir.
Şu bir gerçektir;
Türkler olmasaydı Latin Katolikler büyük olasılıkla Ortodoksluğu yok edecekti. Bugün Ortodoksluk yaşıyorsa, bu büyük ve bilge Türk hükümdarı Fatih Sultan Mehmet sayesindedir. Aziz ruhu şâd olsun.
🔴 Cihat Yaycı :
‼️Türk vatandaşlarına çağrım şudur: Tatil planı yaparken sadece denizi, oteli ve fiyatı değil; ülkemizin çıkarlarını, ekonomik gücünü ve milli hassasiyetlerini de düşününüz.
Yunanistan, Türk turistleri dostluk ve karşılıklılık anlayışıyla değil, ekonomik ihtiyaç nedeniyle kabul etmektedir. Bugün Türk vatandaşlarına uygulanan kapıda vize sistemi tüm Yunanistan için geçerli değildir; yalnızca Türkiye’ye yakın ve ekonomileri büyük ölçüde Türk ziyaretçilere bağımlı hâle gelen belirli adalarla sınırlıdır. Üstelik bu uygulama geçici ve süreli bir istisnadır.
Buna karşılık Yunan vatandaşları Türkiye’nin tüm sınır kapılarından kimlik kartlarıyla giriş yapabilmekte, hatta birçok durumda süresi geçmiş kimlik kartlarıyla dahi kabul edilmektedir. Türk vatandaşları ise hâlâ vize uygulamalarına tabi tutulmaktadır. Bu durum karşılıklılık değil, açık bir eşitsizliktir.
Bugün Adalar Denizi’ndeki bazı adaların esnafı, restoranı, oteli ve ticareti büyük ölçüde Türk turistlerin harcamalarıyla ayakta durmaktadır. Ancak aynı Yunanistan; 19 Mayıs’ı, yani Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesini başlattığı günü sözde “Pontus Soykırımı Günü” ilan eden, nesillerine Türkiye karşıtı tarih anlatıları aktaran, Batı Trakya Türklerinin Lozan’dan doğan haklarını yıllardır kısıtlayan ve Türkiye’ye yönelik maksimalist taleplerini hiçbir zaman tamamen terk etmeyen bir devlet politikası izlemektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca turizm değildir. Harcanan her kuruşun ekonomik olduğu kadar siyasi ve stratejik sonuçları da vardır. Bugün bazı adaların ekonomileri Türk turist sayesinde ayakta dururken, aynı devletin uluslararası platformlarda Türkiye’nin hak ve menfaatlerine karşı faaliyetlerini sürdürmesi, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine politikalar izlemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir.
Elbette herkes tatilini istediği yerde yapabilir. Ancak vatandaşlarımız harcadıkları her kuruşun ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçlarını da düşünmelidir. Kendi ülkesinin turizmine, esnafına ve ekonomisine katkı vermek sadece bir tatil tercihi değil, aynı zamanda milli bilinç ve sorumluluk meselesidir.
Unutmayınız; bir milletin gücü yalnızca ordusundan değil, ekonomisine sahip çıkan vatandaşlarının tercihinden de gelir.
29 Mayıs 1993'te Almanya'da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük ırkçı saldırı yaşandı.
Solingen’de yaşayan Genç ailesinin evi kundaklandı, ailenin 5 ferdi yangında hayatını kaybetti.
Türkiye'den ve Almanya'dan binlerce kişi, ırkçılığa karşı tek yürek oldu.
Tufan Gündüz'ün Diyarbakır'a Amed diyen seyirciye çok sinirlendiği anlar gündem oldu:
“Ne yapalım Diyarbakır'ın eski ismi Amed
ise! Diyarbakır Akkoyunlar'ın başkenti, Diyarbakır ne zaman Kürdistan'ın başkenti oldu!
Daha 1900'lere kadar Akkoyunlular vardı orada. Kendine Amed'den bir parça çıkaracağına büyüğün parçası olun.
Sokullu Mehmet Paşa'yı büyük yapan Osmanlı'dır. Boşnak genci olarak kalsaydı büyük kalamazdı!”
Kazakistan'ın Türkistan şehrinde Türk dünyasına ait sayısız eser yer alıyor. Bunların başında da Hoca Ahmet Yesevi'nin türbesi geliyor.
Türbe, ihtişamlı yapısı ve manevi iklimiyle her yıl dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğruyor.
❗ Ekranda gördüğünüz kişi Türkiye vatandaşı olan İsrail askeri Doğancan Şen.
🔍 Gazze'de soykırıma katılan ve istediği zaman ülkemizde gezen içimizdeki çifte vatandaş olan katili ifşa ediyoruz.
🎙 @cavusoglu_nisa
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus'a bağlı Beyt Furik köyündeki bir camiye Filistinliler namaz kılarken baskın düzenledi
Filistinliler, İsrail askerlerinin baskınına rağmen namazlarına devam etti
Bir İsrailli asker, bir Filistinliyi cemaatle namaz kılarken dövmeye ve tutuklamaya çalıştı; ancak bir kameranın çekim yaptığını görünce hemen durdu.
Sosyal medyada onları ifşa etmek ve suçlarını yaymak son derece önemli.
İşlediği savaş suçunu ifşa etti.
Soykırımcı İsrail'in katil askeri, Gazze’de 2 çocuğu hedef aldığı görüntüleri sosyal medya hesabından paylaştı.
İlk saldırıdan kurtulan ancak insansız hava aracının takip etmeye devam ettiği çocukların akıbeti bilinmiyor.
Köklü bir geçmişten güç alan bir milletin en büyük mirası; dili, kültürü ve sarsılmaz iradesidir. Asırlardır aynı inançla yol alan bu ruh, dün ve bugün olduğu gibi yarınlarda da diri ve güçlü...
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun!