“ Bu dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti ” diyor Yunus Emre dizelerinde.
O kadarda anlam yüklememek gerekiyor bakıp geçilecek bir pencere için.
Sayısız emniyet gücü ve tomaları gözler burada ararken elinde Türk Bayrağı ile haksızlığa sessiz kalmayan milletin karşısına diktiler. Apoya kurucu önder diyip umut hakkından yararlansın diyenler devlet aklı diyip bu görüntülere sessiz kalıyor.
Trollerin hakkı yeniyor bence. Habire sövüyoruz, aşağılıyoruz hatta bazen sövmeye de gerek duymuyoruz, sadece ‘trol’ demek yetiyor, kulakta büyük bir küfür gibi tınlıyor ama yanlış. İnanılmaz bir yeteneğe sahipler aslında. Tabii bahsettiğim vatsapta çeteleştikleri gruplara gelen talimatları kopyalayıp tivitıra yapıştıran, aynı cümleyi 100 farklı hesaptan aynı anda paylaşan ekip değil. Onlar çok terliksi, bahse lüzum yok. Benim saygımı kazanan direkt elden para alan, mavi tik sahibi ağır toplar.
Mesela ‘bunu da asla savunamazlar artık’ dediğim her şeyi savundular. Bir gün önce bağıra bağıra övdükleri konuları, ertesi gün inanılmaz manevralarla itin götüne soktular. Muhakkak şahit olmuşsunuzdur. Kolay mı? Siz yapabilir misiniz? Mümkün değil. Tek tek örnek verip uzatmayacağım, illa birkaçına denk gelmiş, hayretler içinde kalmışsınızdır zaten. Ancak bugün karşılaştığım iki olay beni baya baya hayran bıraktırdı kendilerine. Anlatmazsam olmaz.
İlki gündem temizlikçisi bir trolden geldi. Ne zaman büyük bir pot kırılsa ya da gaf yapılsa ellerinde ıslak mendillerle koşup geliyorlar ya X’e, o tayfadan. Hani üzerinden henüz bir gün geçmiş konulara ‘geçmişte kaldı’ deyip, sizin 100 sene öncenizi sorgulayanlar. Hah o işte. Genç, başörtülü bir hanımefendi sığınmacıları eleştiren bir yazı yazmış. Mahallesinin sığınmacılarla dolduğundan yakınmış. İşten eve dönerken ne kadar tedirgin olduğundan bahsedip, ‘onlar müslüman kardeşlerimiz’ savunması yapanlara ‘bunun dinle ne alakası var!?’ sorusunu sormuş. Çok merak ettim tabii, sanırım bu durumu da savunamazlar artık dedim. Cevap- ‘Ben de sizin semtinizde oturuyorum, ben de işimden geç dönüyorum ve evet ben de tedirgin oluyorum. Ne zaman karanlık bir yerden geçsem dua ediyorum, ettikçe rahatlıyorum.’ diye başlıyor, sonra bu durumun zamanla unuttuğu duaları ona tekrar hatırlattığıyla, daha çok dua ettiğiyle ve bunun ona manen huzur verdiğiyle devam ediyor. Ayakta alkışladım. Kembiriçlerde, Oksfortlarda parlatacağı aklını nerelerde heba ediyor dedim buruldum.
İkincisi gündemden ziyade direkt kişiyi savunmak üzerine piyasaya salınanlardan geldi. Hani şu parayı kim verirse onun şahsi askeri olanlardan. Geçtiğimiz gün Kızılay eski başkanı Kınık beyefendinin kızı trafik kazası yapıyor ve maalesef motorsikletli bir gencin ölümüne sebep oluyor. Duymuşsunuzdur. Tutukluluk, yargı şu bu tartışılırken bu kişisel trollerden biri devreye giriyor. Konuyla ilgili, görsellerle desteklediği uzuuuun bir yazı yazıyor. Yok artık! Bunu nasıl savunur!? mu dediniz? Hahh, sizi gidi şapşallar. Elbette savunur. Ne yapmış biliyor musunuz? Ölen gencin bindiği motorun fotoğraflarını paylaşmış. Birinde genç motorun önünü kaldırıyor. Birinde sürat yaparken çekilmiş gibi bir kare… Alenen yazmıyor ama resmen ‘bu motorcu zaten serseridir, bakın motorun önünü falan kaldırıyormuş’ falan demek istiyor. Durun! Hemen ‘YUH’ demeyin! Paylaştığı fotoğraftaki motor sürücüsü ölen çocuk da değil… Başkası. Evet şimdi yuh diyebilirsiniz. Stephen King’in bin sayfada veremediğini 4 satır yazıyla beynime işledi adam. Ben bu soğuk kanlılığa, bu duygusuzluğa, bu acımasızlığa şapka çıkartırım hocam. Bundan sonra yok öyle trol deyip geçmek. Haklarını teslim edeceksiniz. Bi de bana ‘çok uzun yasıyorsun moruuuk’ diyorsunuz. Bunlar uzun okumaz diye yazıyorum. Çok rahat ediyorum. Ben kara para programı yapıp kaçırılan vergileri gündem yaptığım gün bana vergi kaçırıyorsun yazdılar olm bunlar 🥶 Deli miyim ben kısa yazayım?
Sizin mesela var mı ‘yok artık bu virajı da alamazlar’ dediğiniz ama aldıkları konular? En fantastiğini yazın yoruma. Buraya kadar okuduysanız tabii. Yazın da topluca şok olalım.
Her fırsatta Atatürk’e beddua ettiler. Her fırsatta…
Ülkeyi işgal eden İngilizlere bu kadar beddua etmediler mesela. Çocukları Londralarda okudular. Ülkeyi işgal eden Fransızlara bu kadar beddua etmediler. Kulesinin önünde poz verip parfümlerini sıktılar. Ülkeyi işgal eden İtalyanlara bu kadar beddua etmediler. Trikolarını giyip düğün düğün gezdiler.
Yunana sövdüler, haklarını yemeyelim. O da İzmir’i işgal ettikleri için değil, tarih bilgileri facebook ve Cüneyt Arkın filmlerinden ibaret olduğu için Yunanı Bizansla eşlediler. Ülkemizi işgale yeltenen 1900lerin Yunanına değil, 1400lerin Yunanına sövdüler. Kurtuluş mücadelemizde Ruslarla da savaştığımızı zaten bilmiyorlardır. Onlara beddua etmemelerini anlarım. Fakat Ermeni çetelerine, Rum çetelerine, düşmanla anlaşan ağalara beylere, sırtımızdan vuran Araplara bile bu kadar beddua etmediler. 15 temmuzda, ağzından Allah’ı eksik etmeyen, çalınan sorularla, bağlı olduğu tarikat torpiliyle yüksek mevkilere getirilen tipler, kısıtlı yetenekleri ve cehaletleriyle ülkenin ırzına kastettiler. Bunlar, halkın, ordudaki şerefli askerlerin, kahraman polislerin zaferini sahiplenip, bizi de dışında bırakıp, o günü kendi bayramları bellediler. 7 düvele Allah Allah diye hücum eden kahramanları es geçtiler. Anaların, babaların yürek acısına şahit topraklarda, Kurtuluş savaşına yalan dediler. Bir ay sonrasını tahmin edebilen dayıların müridi oldular da, yüz yıl sonrasını satır satır anlatan Atatürk’e dönüp bakmadılar.
Oysa en çok onlar bakmalıydı. Zira Atatürk 100 yıl evvel, tam da bu insanları anlattı.
“İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.”
Olur da o çok sevdiğimiz dizilerden ve maçlardan bıkar da aklımıza gelirse eğer, bilin ki onlar bizlerle sessizce çoktan vedalaştı.
P. Teğmen Eril Alperen Emir Şehit oldu.
8 yaşındaki kuzenime arkadaşı şöyle demiş.
“ Atatürk hakkında kötü şeyler söyleyeyim mi? O camileri yıktı, Kur'an'ı yaktı.”
Peki arkadaşına kim söylemiş bunları diye sorduğumda ;
“Kur'an kursunda ki hocalar söylemiş.” cevabını aldım.
Bugün uzun zaman sonra Suriyeli Afgan terörist görmedi gözlerim.Arapça mı belli olmayan sohbetler duymadı kulaklarım. Gözlerim hep bayrak Atatürk gördü. Kulaklarım marşlarımızı duydu.Vatanımda olduğumu hissetmek çok iyi geldi. #100YASINDA