Psychology geek-to-be -Master`s student at IPU Berlin in clinical psychology and psychotherapy, former academic in international law and human rights law-
„The brain keeps the score, the body is the scorecard.“ On the power of predictions and how we can change them. Watch: The neuroscience of trauma | Lisa Feldman Barrett https://t.co/GTpVIuGZUg via @YouTube Thank you so much Prof. @LFeldmanBarrett#Trauma#neuroscience
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
İTÜ mezunu bu kızımız Kanal İstanbul hakkında tüm gerçekleri anlatmayı bir Türk vatandaşı olarak kendine görev edinmiş
Ağzına yüreğine sağlık
Tebrik ediyorum 👏 👏 https://t.co/8XHhQ2FfyC
That "being expected to be a little adult as a kid" to "feeling like a little kid as an adult" pipeline is one of the most common experiences of complex trauma survivors.
Yer: Batman Kozluk
Olay: İpe asılı bir şekilde bulunan 8 yaşındaki bir kız çocuğu
Bulgu: Cinsel istismar
Sonuç: Takipsizlik ve hayatı boyunca konuşamayacak ve yürüyemeyecek olan Şeyma...
Olay basına yansımasaydı örtbas edilecekti. Her zamanki gibi kamuoyundan tepki gelince soruşturmayı tekrar başlattılar.
İşte her yönüyle Türkiye Yüzyılı'nın özeti👇
5. Art, Movement, & Performance Therapy
A study with over 14,000 participants found that dance was a more effective treatment for depression, than medications.
It allows you to relax and feel your emotions, even the ones you've been avoiding for years.
3. Neurofeedback
Neurofeedback trains the brain to function better using real-time brain activity feedback.
Benefits include:
• Calming an overactive amygdala
• Strengthening the prefrontal cortex’s regulatory control
2. Narrative Exposure Therapy (NET)
NET, a form of CBT, effectively reduces anxiety in trauma patients by:
It works by:
• Creating a coherent life narrative to make sense of trauma
• Easing fear and anxiety linked to the sympathetic nervous system response
1. Eye Movement Desensitization and Reprocessing (EMDR)
EMDR helps process traumatic memories by:
• Reducing amygdala hyperactivity for better emotional response
• Strengthening the hippocampus & prefrontal cortex, improving memory and emotional control
Impacts of Trauma
This study shows childhood trauma raises inflammation levels as an adult.
“Physical, sexual, emotional abuse, neglect, and caregiver separation all increase the risk of mental & physical illness later in life.”
The most overused, oddly glorified, yet under-respected topic on the internet:
Childhood Trauma.
It’s why your dad won’t cry, your relationships don’t stick, and why you feel exhausted every morning.
Here’s what trauma is—and how to reverse its effects (backed by science): 🧵
Psikoterapinin ne olduğunu hiç bilmeyenler terapistin danışandan daha zeki olması gerektiğini düşünür. Biraz bilenler terapistin danışandan daha bilgili olması gerektiğini düşünür. Terapist olmuş ama henüz terapinin ne olduğunu kavrayamamış olanlar terapistin danışandan daha baskın ya da daha “kalın derili” olması gerektiğini düşünür. Ama neredeyse hiç kimse cesaretten söz etmez. Evet zekâ, akıl, donanım, birikim, ruhsal güç ve stabilite çok önemli, bununla birlikte terapistin olmazsa olmazlarından biri karşılaşma cesaretidir. Danışanın gerçekliğiyle, kendi gerçekliğiyle, aradaki ilişkinin gerçekliğiyle ve bu çoklu gerçekliğin yarattığı duygularla karşılaşma ve bunları karşılama cesareti. Psikoterapi ilişkisinde ille de bir “daha” söz konusu olacaksa, terapist danışandan daha cesur olmalıdır ki danışanın gerçekliğiyle karşılaşmaya giden yolu açabilsin.
Full solidarity! How did we get to a point where citizens of a country/dissidents of a regime cannot even criticize their own state's policies? #Berlinale
"Bedensel zevklerde tatmin aramak, bıçağın keskin kenarından bal yalamak gibidir"
Budist atasözü
"Hazza üstün gelen, acıya da üstün gelir"
Seneca
Bu çilecilik değil; hazlara gereğinden fazla değer vermemek. Haz mutluluk getirmez, sadece mutsuzluğa konfor katar. Konforlu mutsuzluğu konforsuz mutsuzluğa tercih etmek doğal elbette, ama mutluluk çok daha iyidir ve mutsuzluktaki konforun insanı mutsuzlukla yetinmeye ikna etme tehlikesi var. Hazlar, bağımlılık yapar.
"Önce sen içki içersin, sonra içkinin kendisi içmeye başlar, sonra içki seni içer."
İrlanda Atasözü
Bunun aynısını Stoacı ve Budist perspektiften, bedensel hazları amaç edinen bir hayat için söyleyebiliriz:
"Önce sen haz alırsın, sonra hazzın kendisi haz alır, sonra haz seni alır."
Hazlardan kaçmalı mıyız yani? Hayır. Sadece, hazlara kaçmamalıyız.
"İyilik uğruna zorluğa katlanırsan, zorluk geçer iyilik kalır. Haz uğruna kötülük yaparsan, haz geçer kötülük kalır."
Musonius Rufus
"Kişi, kendini meşgul ettiği şeyler kadar değerlidir."
Marcus Aurelius
"Zihnin, düşüncelerinin rengine boyanır."
Marcus Aurelius
Ve ekleyelim:
Karakterin, eylemlerinin rengine boyanır. İnsan her kararında ve davranışında kendini inşa eder.
Stoacılara göre, mutluluğu dışımızda aramamalıyız. Fakat içimizde aramalıyız demek değil bu. Zira, mutluluk aranarak bulunacak bir şey değil. Stoacılara göre, hakikatle ve sınırlarımızla yüzleşme cesareti gösterip, mutlu bir hayatı erdemli karar ve eylemlerimizle inşa etmeliyiz.
"Bir şeye hem iyi insanlar hem de kötü insanlar sahip olabiliyorsa, o şey ne iyidir ne de kötü."
Marcus Aurelius
Stoa felsefesinde bilgelik (ki diğer erdemler bilgeliğin farklı görünümleridir) kendi içinde iyi olan tek şeydir, çünkü kişinin sahip olduğu diğer her şeyin belli şartlar altında kişiye ve başkalarına zarar vermesi mümkündür. Yalnızca bilgelik, her zaman ve herkes için iyidir. Para gibi, sağlık gibi, güç gibi diğer her şey, iyinin elinde iyi, kötünün elinde kötüdür.
"İnsanın çekileceği en güzel yer kendi içidir."
Marcus Aurelius
Erdemli bir yaşam ile inşa edilmiş dingin, dengeli ve güçlü bir zihin, hem kişinin sığınabileceği en güvenli sığınak, hem de huzur bulacağı bir yuvadır. Marcus Aurelius bunu "içsel kale" olarak adlandırıyor.
Bu, aşırı bireysellik ve toplumsal sorunlara ve adaletsizliklere duyarsızlık olarak anlaşılmamalı. Dış dünyada adaletsizlik ile mücadele ederken ihtiyaç duyulduğunda sığınılacak bir yerdir "iç kale," dünyadan soyutlanıp yükümlülüklerden saklanılacak bir yer değil. "Stoacı kabullenme" kavramından dolayı bazı insanlar Stoacılığın pasif bir felsefe olduğunu düşünüyor. Bu kavram aslında "Stoacı yüzleşme" olarak anlaşılmalı. Hakikatle yüzleşmek demek, olanı değiştirmeye çalışmamak değil, olan ne kadar kötü de görünse ondan gözünü kaçırmamaktır. Hem gerçeklerle, hem de onları adalet yönünde değiştirmek için yükümlülüklerimiz ve imkanlarımızla yüzleşmektir. Olanla yüzleşmeliyiz ki onu olumluya doğru değiştirebilelim.
Stoacı yaklaşım: Dünyaya bakıp kendini aciz hissediyorsun. Bu doğru değil, her konuda aciz değilsin. Fakat, değiştiremeyeceğin şeyler karşısındaki acziyetine lanet okumayı bırakmadıkça, değiştirebileceğin şeyler konusunda harekete geçme gücünü kendinde bulamayacaksın.