Daha zamanı olup gerçekleşmesi ihtimalleri olan şeyler üzerine strese girmekte üzerime yok. Henüz yaşanmamış senaryoların yönetmenliğini yapıp Oscar'lık dramalar çıkarıyorum kafamda...
Bir söz insanı neden çok düşündürür?
Kırıcı olduğu için mi yoksa çarpıtılmış olan gerçekleri sana doğru olarak empoze etmeye çalıştığı için mi...
Sahi, hangisi?
Üç günlük dünyada kırık bir kalple mi yürümek zor, yoksa çarpıtılmış bir dünyada ayakta kalmaya çalışmak mı...
Dünya ne ara bana ne faydası var pazarına döndü?
Bir selamın, bir hatır sormanın altında bile "o bana aynısını yaptı mı" hesabı yatıyor. İnsan kalmanın, hesapsızca samimiyletle yaşamanın bu kadar ağır bir bedeli olacağını tahmin edemezdim. Çok yorucu bir yer...
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde, hain darbe girişimine karşı dimdik duran milletimize teşekkür ediyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. 🇹🇷
İnsanın bazen kendi sessizliğine çekilmesi bir kayboluş değil; sadece gürültüden uzaklaşıp kendi ritmini bulma çabasıdır.
Ama kendini bulacağım derken de aslında aranacak bir 'ben' olmadığını, sadece kabullenilmeyi bekleyen koca bir sessizlik olduğunu fark etmekse tam bir yıkım..
İnsan ne uğruna vazgeçer kendinden, kimin beklentilerini karşılamak için harcar en güzel yıllarını? Sürekli bir şeyleri tamir etmeye çalışırken, aslında en çok kendi içindeki yıkımı görmezden geldiğini ne zaman fark eder...
Her şey olacağına varır deyip olmayacak ihtimallerde boğulmak; gözlerini kapatıp karanlığı kabul etmek ama rüyalarında hep o çıkmaz sokaklarda sıkışıp kalmak gibi.
Modumu belli etmemeye çalışırken yüzümün bağımsızlığını ilan edip her şeyi ele vermesi halinden yoruldum. Üstüne üstlük yüz ifadem de düzelmiyor. Bir insan hiç mi yalandan gülmez ya.🤦🏻♀️🤒