"Karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış..
Babaannem;
'İnsan da aynı bu ağaç gibidir, 'demişti o gün bize.
Yarasına ilacı başka yerde arayan her zaman yanılır.
Her yaranın merhemi kendi dalındadır..."
#pazartesi#Ekim
Bir kedide kuduz varsa eğer çok kısa sürede ölür.
Kedide belirtileri başlar başlamaz bir kuytuya, köşeye siner, sessizleşir ve ölür.
Öyle ortada buluyum da seviyim diyemezsin.
Kedilere, tıpkı köpeklere yaptıkları gibi çok büyük komplo kuruluyor.
Düşünün. Evinizde huzurla yaşıyorsunuz ve yan daireniz haber vermeden ilaçlama yapıyor ve hayatınızdan sizin için önemli herkesi koparıyorlar. Çok üzüldüm bu abimize. Rabbim sabır versin. İnşallah adalet ihmali olan herkese gerekeni uygular. 🙏🏻
Kedilerden elinizi çekin!
Sokakta yaşatan köpeklerin yüzde 97’sinin toplandığı açıklandıktan sonra köpekleri hedef hâline getiren kampanyanın aynısı bu sefer kediler için yürütülmeye başlandı.
Diyarbakır’da ayrıntısı asla belli olmayan bir şekilde bir kediden kaynaklandığı söylenen bir kuduz vakası iddiası üzerine sokaktaki kedilerin toplanması talebiyle kampanyalar başladı. Sosyal medya trolleri kedilerle ilgili bilimden tamamen uzak uydurma bilgileri yaymaya başladı.
Bir kuduz vakası varsa elbette önlem alınmalı ancak alınacak önlem belli bir türün yok edilmesi değil hastalığın yayılmasını engellemektir. Kediler hakkında yalan yanlış bilgiler yayıp yeni bir katliamın kapısını aralamak kabul edilemez. Yaban hayatında veya kedilerde kuduz vakası görüldüyse bunun suçlusu hayvan değil yetkililer ve belediyelerdir.
Bugüne kadar niye aşılama yapılmamıştır? Asıl sorulması gereken soru budur. Ayrıca kuduz var bahanesiyle kedileri toplayanlar neden bölgede karantina başlatmamıştır? Hayvanların mal olarak alınıp satılması, kesilmesi, yenmesi engellenmezken kedilerin toplatılması kuduzun bir bahane olarak kullanıldığının kanıtıdır.
Kedileri rahat bırakın, katliam yasasını iptal edin!
Bütün hayvanları sevin..
Fakat sokak hayvanlarını daha fazla..
Çünkü onları en iyi mamalarla besleyen hastalandıklarında veterinere götüren onları çok seven sahipleri yok maalesef..🐾🙏🐾
Onların kimsesi biziz...
🐾♥️🐾
17 Ağustos 1999 ( Mancs ve Hatıra Kaplan'ın hikayesi)
Henüz küçük bir yavruyken Macaristan'da bir çöplükte bulunarak sahiplenildi. Arka ayağı sakat, çöplükte yaşam savaşı veriyordu. Sahiplenilmesinin ardından ailesi tarafından arama/kurtarma eğitimleri aldı. Onlarca ülkede, onlarca depremde, onlarca insana umut oldu. 17 Ağustos 1999 İzmit Bekirpaşa Beldesi. Mancs’a küçük çocuğun yorganını koklattılar. Mancs heyecanla yerini gösterdi ve kuyruğunu salladı., eşeleniyordu. Ekibin çalışmaları sonucunda küçük çocuğun hala canlı olduğu tespit edildi. Ancak ulaşılması zor bir yerde sıkışıp kalmıştı. Kurtarma çalışmaları uzadı. Çalışmalar devam ederken Mancs çocuğun hayatta kalabilmesi için daracık bir yerden geçerek ona su taşıdı. Yıkıntıdan her çıkışında kuyruğunu sallayıp, yaşadığını haber veriyordu. Macar kurtarma ekibi ve köpekleri Mancs, 3 yaşındaki Hatıra Kaplan'ı 82 saat sonra enkaz altından canlı çıkarmayı başardılar......
no entiendo a la gente que le tiene rechazo a los gatos por dios tenés un tigre tamaño bolsillo andando por tu casa que encima vibra cuando le hacés mimos es literalmente el mejor animal del mundo CÓMO NO TE VAN A GUSTAR LOS GATOS
Köye gidenlerin başına ne geldi ?
Peki, ya entübe edilen çocuğun başına ne geldi ?
Bu memlekette
"Bebek Çetesi"
Denilen bir şebeke vardı. Ne oldu o çeteye?
Plandemiden beri yazıyorum.
Milli istihbarat teşkilatının
"Tıp" alanına,binalarına, tüm yapılarına ALLAH 'tan korkan, Vatansever ve Vicdanlı sağlık elemanlarını yerleştirmesi ve oralarda olan biteni gözlemlemesi şart ‼️
Bu vatan, tepesine uçaklardan bomba yağdıran fetöcülerin, askerlerin içine yerleşmiş olduğunu gördü.
Her önlüklünün tertemiz, pürüpak olmadığını plandemi zamanında anladı.
Dün Aşı güzellemesi yapan prof-dr sıfatlıların burada kedileri korumaya çalışanlara hadsiz ve aşağılayıcı üslupla yazdığını gördünüz,değil mi ?
Çok pis işler dönüyor.
Binlerce "Troll" terbiye-ahlak sınırlarını aşan bir dille, merhametli insanlara karşı saldırganlaşan bir dil kullanıyor.
"Bunlara buluşacağıma sessiz kalırım" dürtüsünü devreye sokmak için oluşturulan bir psikolojik harp devreye girmiş durumda ‼️
Bakın arkadaşlar, bundan 6 yıl önce "Maske takmayın, taktırmayın,aşı sakın haa olmayın hasta olursunuz " dediğimde "Çocukları düşünmüyor musun " diyen paralı veya salak troller ile, kedilerin- köpeklerin binlerce yıldır bizimle yaşadığını, onlara merhamet etmemiz gerektiğini söylediğimde "çocukları düşünmüyor musun " Diyen para ile tutulmuş veya manipüle edilmiş aklı kıt trol ordusu aynı.
Taktik aynı!
6 yıl önce: Yalan at, çocukları kullan, zehirle ‼️
Bugün: Yalan at, çocukları kullan, hayvanlara eziyet et-öldür ‼️
6 yıl önce, korkunuzu kullanarak kanınızı zehirlediler. Bugün herkes hasta. Ölen öldü.
Bugün, korkunuzu kullanarak Aklınızı ve vicdanınızı zehirlemeye çalışıyorlar.
Onlara kanmayın.
Onlara yenilmeyin
Onlardan çekinmeyin, korkmayın ve sakin haa sessiz kalmayın ‼️
Bugün; kırsalda ve sahillerde pislik içinde domuz sürüleri gezerken, şehirlerde yılanlar, fareler, sıçanlar evlere giriyor.
Onbinlerce köpek belki öldürüldü. Onbinlercesi barınaklarda acınası durumda. Köpek parçaladı, öldü diyen haberlerden kaç tanesi yalan çıktı, fark ettiniz mi ? Köpek sayısı şu kadar milyona ulaştı diyenler Yalan söylüyordu, kaç kişi ciddiye alıp tepki koyduk? Korkunç korkunç suratlı köpekleri görmekten, mahallemizde size kuyruk sallayan, siz uyurken yılanı, sıçanı, domuzu sizden uzaklaştırıp sizi koruyan o canın boğazından çekelene-çekelene götürülmesine sessiz kaldınız. O can, o barınakta ne halde? Hiç merak edip gittiniz mi ?
Bu yazımı kaç kişi gòrecek bilmiyorum.
Ama lafım ALLAH 'tan korkanlara .
Eğer, zerre kadar ALLAH korkusu kalbinizde varsa, size en yakın barınağa gidin.
Bakın ordaki hâle !
Mantıklı mı, sürdürülebilir mi ?
Yoksa, siz sesinizi çıkarmadınız diye , merhamet etmeniz emredilen ALLAH 'ın sessiz kulları eziyet - açlık- susuzluk ve korkunç bir korku içinde ölüme mi gidecek ?
Siz, tüm bu yaşananların hesabının sizden sorulmayacağını mı sanıyorsunuz ⁉️
Bu dünyada ne kadar ömrümüz var bilmiyorum.
Ama köpeklerin toplanmasının tabiata, memlekete neler getireceğini ahirete kalmadan hepimiz bu dünyada da göreceğiz.
Bu yanlıştan dönülmesi şart. Çok acil şart.
Şimdi de Kedilere sardılar.
Troll ordusunun taktikleri aynı: Hastalık Yalanı-Endisesi salmak, Mama lobisi - Para-pul konuşup herkesin merhamet duygusu yerine çıkarcı olduğunu söyleyip zann altında bırakmak,yapay zekada yaptırılmış korkunç görseller kullanmak, aşağılayıcı-küfür ve saldırgan cümleler ile bezdirmek ve toplumu tepkisiz-sessiz hale getirmek. Sessizleşen ve aslında çogunluk olan merhamet ve akıl sahibi insanları bertaraf edip kanun çıkarttırıp toplumun istediği bu demek. Ve kedileri de toplamak ‼️
Bu işin başındayız. ALLAH 'tan korkanlara tekrar ediyorum.
Buralarda sakın sessiz kalmayın‼️
Kediler üzerinden Yalan yanlış-saldırgan yazan tüm hesaplara çok sert tepkinizi koyun ‼️
Sana - bana - millete rağmen
Hiç bir şey yapılamaz ‼️
Buralarda milletin tepkisi ölçülür, Algoritma herkese çalışır ‼️
Tepkimizi koymak boynumuzun borcudur.
Vesselam ...
Doğmuş olmaktan başka bir günahı olmayan bu musumlara çok zulüm ettiniz, çok.........😢😢😢
Bilinmezlige götürdünüz....
Onlara kalbi yokmuş gibi davrandıniz...
Bir lokma yiyip hayatta kalmakti tek dertleri, HAYATLARINI MAHVETTİNİZ....
Bu kadar acının ,bu kadar zulümün bir geri dönüşü olsun isterim...🙏
Hesaplaşma vakti olsun isterim🙏😢🙏
Hollanda ve Avrupa'da durum o kadar ciddi ki... Aşağıda ki sahne bize Kurtuluş Savaşı dönemini hatırlattı.
Kadınlar yol kenarında giden askerlerimizi bekler onlara yemek ayran dağıtırdı.
Hollanda'da durum bu... Sanki savaşa gidiyormuş gibi Küreselcilere karşı ayağa kalkan çiftçilere yardım dağıtan köylüler var. Ama TV kanallarımız nedense istinat duvarının çökmesini bile haber yaparken Dünya'nın ayağa kalktığı meseleleri hiç haber yapmaz.
17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi’nin üzerinden yıllar geçse de yaşadığımız acılar hâlâ hafızamızda, kaybettiklerimizin hüznü hâlâ yüreğimizdedir.
Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine ve aziz milletimize sabır diliyorum. Unutmadık, unutmayacağız.
@zaferpartisi41@umitozdag@zaferpartisi
Acı iki kapı açar. Birinden girersen sana yapılanı başkasına yapmaya başlarsın; diğerinden girersen sana yapılanın bir daha kimseye yapılmaması için yaşayan birine dönüşürsün. İlkinde yara senden intikam alır, ikincisinde sen yaradan hikmet çıkarırsın.
Bu ülkenin sokak hayvanları bir sabah ansızın çoğalmadı. Onları bu hale getiren yılların ihmaliydi. Yapılması gereken kısırlaştırmalar yapılmadı, üretim durdurulmadı, terk edenler gerçekten cezalandırılmadı, yeterli ve insanca bakımevleri kurulmadı. İnsanların yıllarca yapmadıklarının hesabı, bugün konuşamayan canlardan soruluyor.
Sonra korku büyütüldü. Doğruluğu araştırılmadan yayılan haberler, görüntüsü ve delili sorgulanmadan hayvanların üzerine yıkılan olaylar, insanların içine yavaş yavaş nefret ekti. Bir anne çocuğu için korkutuldu, bir baba öfkelendirildi, bir toplumun merhameti korkuyla sınandı.
Ama o köpek bunların hiçbirini bilmiyor.
O sadece dün başını okşayan insanın bugün neden kendisine taş attığını anlamıyor.
Dün önüne bir kap su koyan mahallesini neden bir daha göremediğini bilmiyor.
Bir aracın arkasına bindirilirken nereye götürüldüğünü bilmiyor.
Barınağın bir köşesinde titrerken neden terk edildiğini bilmiyor.
Belki hâlâ sahibini bekliyor.
Belki kapıdan her girene “Beni almaya mı geldin?” diye bakıyor.
Belki yavrusunu arıyor.
Belki yavrusu annesini…
Ve insanın canını en çok yakan da bu: Onlar bize hâlâ inanıyorlar.
Kendilerine kötülük yapan insanın elinden bile bir lokma ekmek bekliyorlar. Dövüldükleri halde kuyruğunu sallayan, kovulduğu yere ertesi gün yine dönen canlılardan bahsediyoruz.
Şimdi soruyorum: Bu hayvanların suçu neydi?
Barınakları onlar mı yapmadı?
Kısırlaştırmayı onlar mı ihmal etti?
Üretimi onlar mı kontrol etmedi?
Onları sokağa atan yine insanlar değil miydi?
Bir gün bütün bu gürültü bitecek. Haberler unutulacak, tartışmalar sona erecek, makamlar değişecek. Fakat geriye bir şey kalacak:
Vicdanımız.
Ve belki yıllar sonra bir çocuk, eski görüntülere bakıp bize soracak:
“Baba, anne… Bunlar sadece yaşamak istiyormuş. Siz neden onları korumadınız?”
İşte ben o sorudan korkuyorum.
Çünkü o gün “Bilmiyorduk” diyemeyeceğiz.
Biliyorduk. Gördük. Duyduk.
Ve yine de sustuk.
Onların dili yoktu belki… Ama korkuları vardı, anneleri vardı, yavruları vardı, canları vardı.
Ve hepsinden önemlisi, yaşamak istiyorlardı.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil