@YelizzKoray Birde sigorta dolandırıcılığı var. Poliçede elektronik cihaz ve konut makina kırılması hasarlarında turbo jet uygulaması var,Konut Sigortanız hem evinizi güvenceye alsın, hemde hayatınızı kolaylaştırsın diye reklamları var. Ama kabul etmiyor
#anadolusigorta
Hem evimizi nemde hayatımızı maalesef kolaylaştırmıyor, aksine zorlaştırıyor. Hasarlı bir elektronik eşyanız varsa,15 gün sonra maalesef sigorta kapsamında değil diye ödenmiyor.Ama reklamlarında tam aksi.
#anadolusigorta
lütfen sonuna kadar okuyalım ve rt ile destek verelim
70 yaşında bir vatandaşı, 2 ay beklediği EMG randevusunda, ağlatacak kadar üzüp "bugün size işlem yapmıyorum, gidin" demek nasıl bir kamu hizmeti?
@saglikbakanligi@sagliklicozum
Çanakkale Bayramiç’te üretici arkadaşım Cansu, tedarikçinin talebiyle elmayı toplattı. Tam yükleme yapılacakken tedarikçi vazgeçti!
Soğuk hava depolarında yer yok, tonlarca elma dalından toplandığıyla kaldı.
Üreticinin emeği de çabası da havada kaldı. Tonajlı elma için acil alıcı/depo çözümü lazım! 🍎
Tonajlı satış yapabileceğimiz fabrika, tüccar veya yönlendirebileceğiniz bir kanal var mı?
Destek lütfen. 🙏🍎
@TarimGovTr@IbrahimYumakli@dilan_kutluuuu@ugurerdem__@migros@tarimyazari@TarimsalGundem@TabiplerTarim
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sn. İlham Aliyev, tarikat, cemaat, tekke, zaviye gibi karanlık yapıların ve yobazların bölücülükten başka hiçbir işe yaramadığını, devlete 1 kuruş KDV üretmediğini, gericilikten başka bir şey yapmadıklarını s��yleyerek hepsini kapatacağını belirtti ve de haklı.
@presidentaz @AzerbaijanMFA
İçişleri Bakanı
Sn. @mustafaciftcitr ;
BU KİŞİ İSTANBUL VALİ YARDIMCISI OLARAK GÖREV YAPMAYA DEVAM MI EDECEK?
Güya yolsuzluk var iddiasıyla Esenyurt Belediye Başkanını görevden alıp tutukladınız.
O başkan (Prof. Ahmet Özer) 1 yıl 10 gün Silivri’de hapiste tutuldu. Sonunda rüşvet müşvet olmadığı ortaya çıktı ama “görevini ihmal etti” diye hala görevine dönemedi.
Yerine bu kişiyi (Can Aksoy)
kayyım diye atadınız.
Bu kişinin döneminde, kendisinin özel olarak seçip getirdiği yardımcısının milyonlarca lira rüşvet aldığı, paraları saklamak için özel kasa ev kiraladığı ortaya çıktı.
Başka belediyelerde,
başkan yardımcılarının ya da şube müdürlerinin suçlandığı, bunun binde biri kadar iddialardan bile “belediye başkanının mutlaka haberi vardır” diye belediye başkanları apar topar tutuklanırken,
Bu CAN AKSOY isimli kişi,
İstanbul gibi bir kentte,
VALİ YARDIMCISI olarak
görev yapmaya devam mı edecek?
O UTANMIYORSA
SİZ DE Mİ UTANMAYACAKSINIZ?
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil:
"Tayyip Erdoğan herkesten çok üzgün, 500 bin mağdurdan daha mağdur. Bize sürekli bunu anlatıyorlar. Üç beş tane çürük elma diyelim, kimsenin haberi yoktu diyelim.
Çürük elmalar yok arkadaşlar, sepetin kendisi çürük!"
Esenyurt'ta bir kayyum vardı ve o kayyumun yardımcısının evinden 450 bin dolar çıkınca İstanbul'da vali yardımcılığına atanmış.
Bu nasıl bir devlet yönetimi, bu nasıl bir liyakat anlayışı?
Liyakatsizliğe, tarikatlara, cemaatlere teslim edilen Türk devlet bürokrasisini Zafer Partisi iktidarında Türk Milleti'ne geri vereceğiz, söz veriyoruz.
“Yok oğlum bunlar Dalton’lar değil AKTON’lar”
Son zamanlarda izlediğim en anlamlı video
Akton’lardan girip FonaLiza’dan çıkmış
Melih’in de içinden geçmiş
Kaynak:Yapai
GÖRÜYOR MUSUN, KRAL ÇIPLAK❗️
Öğrenciye burs vermek, yaşlılarımıza huzurevi yapmak için vakıf kurmuştuk (BOL-SEV).
528 Bolulu çocuğa 1,5 yıldır burs veriyorduk. Burs için kaynağı da vakfın 40 büyük LED ekranında reklam yayınlayarak sağlıyorduk. Trilyonlarca lira para kazanan 3 harfli marketlerden de reklam istedik. 2 bin–10 bin TL arası reklam verdiler. “Zorlayarak (icbar) reklam aldınız.” dediler, 300 yıl hapis istemiyle dava açtılar, tutuklayıp Sincan’a sürgün ettiler.
Yedi sülalemizi araştırdılar, MASAK raporu aldılar. Sonuç itibarıyla benim ve arkadaşlarımın 1 kuruşluk şüpheli işlemini tespit edemediler. Sonuç olarak kendilerine menfaat sağlamadan, 3 harfli marketlerden reklam alıp geliriyle de sadece öğrenciye burs vermekten 7 yıl 3 ay hapis cezası verdirttiler. (İsteyen dosyayı inceleyebilir.)
Vatandaşın milyarlarca lirasını çalanın cezasının sadece WhatsApp grubundan atılmak olduğu Türkiye’de; çalmadan, cebine tek kuruş menfaat sağlamadan, sadece burs verenin terörist gibi muamele gördüğü günleri de yaşattılar.
Öğrencinin cebine giren üç kuruşa ceza verdirteceğinize,
keşke teröristleri affetmenize, sığınmacı istilalarına gösterdiğim tepkiye daha ağır ceza verseydiniz.
En azından mert olsaydınız!!!
KAMUOYUNUN DİKKATİNE
Cuma akşamı Sözcü TV yayınındayken +63 ile başlayan bir telefon numarasından arandım. Yayında olduğum için telefonu açamadım. Daha sonra bana bir mesaj gönderildi. Mesajda, Daltonlar örgütünün yöneticisi olduğu iddia edilen bir kişinin adı verilerek yayını terk etmem istendi.
Numarayı engelledim. Daha sonra +62 ile başlayan başka bir numaradan arandım. Arayan kişi, kendisini tanıtarak Daltonlar örgütünün liderinden izin aldığını söyledi. Bana 5 milyon lira ceza kestiğini, bu parayı vermezsem beni öldüreceğini belirtti.
Konuyla ilgili elimizdeki belgelerle birlikte suç duyurusunda bulundum ve koruma talep ettim. Bir emniyet mensubu tanıdığım aracılığıyla İstanbul Emniyetine de ulaştım ve onlarla istişare etmek istedim. Bugün için bana randevu verildi. Ancak daha sonra aranarak, konuyu bir karakola anlatmam gerektiği söylendi ve randevum iptal edildi.
Bu aşamada, yaşadıklarıma ilişkin somut bilgileri en ufak bir yorum katmadan sizlerle paylaştım. Konuyla ilgili henüz siyasi veya şahsi bir yorum da yapmayacağım, yaşadığım yalın gerçek budur;
“Ülkenin en tehlikeli suç örgütlerinden birinin adı kullanılarak tehdit edildim. Televizyon yayınını terk etmem, istenen 5 milyon lirayı ödemezsem öldürüleceğim söylendi.”
Şu an itibarıyla hayatım tehdit altında. Devletten başka beni koruyacak bir merci, halktan başka da bir dayanağım yok.
20.10.2026
Av. Afşin Hatipoğlu
ÇİFTE PASAPORTLU SOYGUN DÜZENİ
Paraları çoktan kaçırdılar.
Hepsi hazırlıklı.
Hepsi çifte pasaportlu.
Kimi Miami'den villasını kapatmış, kimi Londra'nın göbeğinden dairesini almış.
Kimi çocuğunu çoktan Amerika'da koleje yazdırmış, kimi ailesini sessiz sedasız İngiltere'ye yerleştirmiş.
Biletler ceplerinde, bavullar hazır.
Muhtemelen teker teker, 2027'de kaçacaklar.
Bunu sokaktaki çocuk bile biliyor, bilmeyen yok.
Peki geriye ne kalacak?
Borç batağında bir Hazine.
İçi boşaltılmış kamu bankaları.
Üç kuruşa satılmış fabrikalar, eşe dosta peşkeş çekilmiş ihaleler.
500 milyar dolar dış borç…vs
Ve o enkazın ortasında bir başına bırakılmış 85 milyon insan.
Soruyorum size: Bu cüreti kimden aldılar?
Senden mi? Benden mi? Sokaktaki vatandaştan mı?
Hayır.
Kim atadıysa gücü, cüreti ondan aldılar.
“At binicisine göre kişner”diye boşuna dememişler.
Kimi bürokrat yaptılarsa, kimi bakan yaptılarsa, kimi kayyum atadılarsa sonuç ortada.
Liyakatsiz, diplomasız, sicili kabarık ne kadar adam varsa topladılar, getirdiler devletin en mahrem koltuklarına sırf yandaş diye oturttular.
Kamunun malını babalarının çiftliği gibi kullandılar.
Yetim hakkını, tüyü bitmemişin hakkını kendi şahsi servetleri gibi harcadılar.
Peki bunu kime güvenerek yaptılar sanıyorsunuz?
Tabii ki Saray'a.
Tabii ki Saray'ın arka bahçesine çevirdiği kurumlara.
Nasıl olsa bir telefonla dosya kapanıyor.
Nasıl olsa bir talimatla soruşturma sümen altı ediliyor.
Nasıl olsa Saray'dan aferin geliyor, alkış geliyor.
Yeri geliyor "Ben bu davanın savcısıyım" diyorlar.
Yeri geliyor "Anayasa Mahkemesi'nin kararını tanımıyorum" diyorlar.
O özgüvenle çaldılar.
O pervasızlıkla kaçırdılar.
O dokunulmazlık zırhıyla talan ettiler memleketi.
Peki bu tablonun mimarı kim?
En büyük suç; gözünü kulağını kapatan, üç kuruş menfaat için bu soygun düzenine alkış tutanlar değil mi?
Ve bir de o ucube sistemi bu milletin başına bela edip, sonra Balgat'taki koltuğuna çekilip kıs kıs gülen Bahçeli'de değim mi?
Bahçeli yaptı yapacağını.
Tek adam rejimini dayattı.
Denetimi bitirdi,
Meclis'i noter yaptı, yargıyı Saray'ın sopası haline getirdi. Şimdi de eserine bakıp keyif çatıyor.
Ne iktidar olma kaygısı var, ne milletin derdiyle dertlenme!
Tek derdi, Varsa yoksa Apo ve PKK… Varsa yoksa pazarlık masaları.
Zamanında Rıza Zarrab'ın önünde takla atan bakanlara, ayakkabı kutularında para cukkalayanlara hak ettikleri cezalar verilseydi...
Sakız çiğneyerek ifadeye giden o eski belediye başkanına zamanında haddi bildirilseydi, bugün bu soygun düzeni yaşanmazdı.
Ama ne oldu?
Çalan, çırpan ya görevden affedilerek kurtuldu, ya da ödül gibi büyükelçi yapıldı.
Bunu gören bürokratın da, yandaşın da iştahı kabardı tabii!
Besmeleyle, Allah-u Ekber diyerek soydular memleketi.
Durum ortada.
Ama bilsinler;
O paralar, o villalar, o gayrimenkuller, o çifte pasaportlar kimseyi kurtarmayacak.
Bu millet unutmaz.
Tarih affetmez.
Kaçacak yeriniz yok.
Gidiş biletinizi aldınız ama dönüş biletinizi bu halk sandıkta kesecek.
Oğuz Özdemir
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin yedi sülalesini ihya etmiş!
📌 @ebekirsahin 'in eşi TRT'de işe gitmeden maaş alıyor
📌Kayınbiraderini RTÜK’te Daire Başkan Yardımcısı yapmış
📌Bacanağını RTÜK’te işe almış
📌Ayıca iddiaya göre eşinin arkadaşı da RTÜK'te yönetici
Dün (doğum günümde) arkadaşlar RTÜK başkanının beni aradığını söylediler. Özel kalemi aramamı bekliyormuş. Verdikleri 0541 478 90 66 numaralı telefonu aradım, ve telefonu açan arkadaş "Başkanıma arz ediyorum" diyerek telefonu verdi. Karşı taraftaki ses benimle konuşmadan önce benim de duyabileceğim bir şekilde "Tabi hemen yollayın, imzalayayım cezaları" diye bir cümle kurdu ve ardından "Nihat bey merhabalar ben Mehmet Daniş, RTÜK başkanı" diyerek konuya girdi. "Nasılsınız inşallah, işler iyidir maşallah" faslından sonra "Bizden bir şikayetiniz var mı" diye sordu. Ben birinci saniyeden itibaren mevzuya uyandığım için "Çok ceza kesiyorsunuz sayın başkan" dedim. "Kesmesek bizi daha çok seversiniz değil mi" dedi. Sonra asıl konuya geldi. "Ben diğer yayın kuruluşlarının sahipleriyle de görüştüm. biliyorsunuz ölü sayısı 6'ya çıktı. selde zarar gören çocuklarımıza yardım topluyoruz. Size de bir miktar yazdık. Arkadaşlar kiminle irtibat kursun" dedi. Ben "Ne kadar bir miktardan bahsediyorsunuz" diye sorunca "150 bin lira" dedi. Seve seve hatta daha fazlasını bile yollayacağımızı söyledim. Sesi bir anda neşelendi. "Arkadaşlar kimi arasın" diye sordu. Bizim Bülent'in ismini verdim ve kapattık. Işık hızıyla Bülent'i arayan ve isminin Yılmaz Ünal olduğunu söyleyen arkadaş ısrarlı İBAN bilgisi isteğimize cevap vermedi. Ceza yoluyla resmi kanallardan sıkça ödeme yaptığımız RTÜK'ün bu şekilde para istemeyeceğini ve bunun bir dolandırıcılık girişi olduğunu biliyorduk elbette.
Umarım o diğer "bir miktar para yazılan" yayın kuruluşları bunu yememiştir.
Ayrıca @rtukkurumsal ın da haberi olsun. Yine başlamış bu arkadaşlar çalışmaya.