23 Ağustos Pazar
Hayatıma dönüp baktığımda gördüğüm tablo, tamamlanmış bir resim değil. Sadece ortasında bulunduğum bir sahne.
Hayatımı yeniden ilginç hale getireceğim.
Neden “kadın cinayetleri” diye bi kavram var? Diye soranlara kanıt niteliğinde bir haber. Böyle bir vahşet.. kapı açılmadı diye başka bir ‘kadını’ öldürebiliyorsa sebep bireysel öfke olabilir mi? Yoksa sistematik, cinsiyete dayalı şiddet mi?
Erkeklerdeki mizojini, sandığınızdan çok daha fazla. Kadına olan ilgilerini çoğunlukla mizojini belirliyor. Yaşar Çabuklu Hoca’ya zamanında cinsiyetçi küfürlerin sebebini sorduğumda, “radikal feministler de kabul ediyor, kadın-erkek ilişkisi bir parça şiddet içeriyor” demişti. Erkeklerin primat olanları, ya da zihninde hala mağarayı yaşayanları, ne kadar severlerse sevsinler özünde kadınlardan nefret ediyor. Kadınla olan yakınlaşmasını nefret, zarar, yok etme eğilimi üzerinden görüyor. Kadını işgal edilen, fethedilen bir unsur, kendi tanımladığı bir öteki olarak görüyor. Böyle bir erkek sizi ne kadar severse sevsin eninde sonunda zarar verir. Çünkü sizi yıkıcı hislerinin, henüz dişil yanıyla barışmamış ilkel reflekslerinin motivasyonuyla severler. Kendini bir kadını sağlıklı şekilde sevebilecek bilinç, kalp seviyesine getirebilmiş erkek sayısı az maalesef. Çoğunun kadın-erkek ilişkisi kurgusu bu şekilde.
Burda geçen bir tweet vardı: Kadınlar patriyarkadan, erkekler kadınlardan nefret ediyor, diye. O kadar doğruydu ki o tweet. Kendisiyle barışık kadınlar hayatlarına giren erkeği seviyor, sevmek istiyor. Erkeklerle değil, toksiklikle bir sorunları var. Ama erkekler kadınlardan nefret ediyor. Hayatlarına giren kadınla yarışıyor, onu ezmeye çalışıyor. Bu sefer kadın da onunla rekabet etmeye başlayınca kadını erkek olmakla suçluyor.
Bunlar çalışırken kadınlardan daha farklı bi iş yapıp farklı bi maaş aldıklarını falan mı zannediyorlar? E sizde günde 9 saat mesai ve 40.000 lira ile patrona hizmet ediyorsunuz? Komedi ya, zannedersin hepsi patron olmuş. Bi tutturmuşlar patrona kölelik, siz de kölesiniz.