Silahlı örgüt mensuplarını topluma kazandırmayı amaçlayan bir yasa, terörle ilgisi olmayan, yasalarda suç olarak belirlenmiş bir eylemi yokken siyaseten ceza almış kişileri dışarda bırakırsa bu, Anayasaya, hukuka, adalete aykırıdır. İptal edilecektir.
@TBMMGenelKurulu
Suçlu ile suçsuzu ayıramadınız, sonra da binlerce insanı sosyal hayattan sildiniz.
KHK mağduriyetini görmeden, infazda eşitliği sağlamadan adaletten söz edemezsiniz!!
#KHKMağduriyeti
@samiltayyar27 AYM Kararlarını, AİHM Kararlarını tanımayıp direnenler, hukuktan dem vuruyor.
Yok arkadaş, bu pişkinlik bambaşka bir seviye…
@samiltayyar27
AİHM Büyük Dairesi
son kararıyla Türkiye yargısını, ceza yargılamasının temel ilkelerine ve anayasaya uymaya çağırdı.
Doğal ve doğru olan bu çağrıya uymak ve gerçekten
‘Hukuk Devleti’ olmaktır; içerde esenliğe ve dünyada saygınlığa kavuşmanın ön şartı ve güvencesi de budur.
AİHM Büyük Dairesi
son kararıyla, AY 38 ve TCK 2’de yer alan “kimseye, işlendiği sırada kanunların suç saymadığı eylemlerden ceza verilemez” hükmünü yargımıza hatırlatmış oldu.
AİHM kararlarının kanun hükmünde olduğunu hatırlatmamıza da umarım artık gerek kalmaz. (AY 90/son).
KHK’lılar CHP Genel Başkan Özgür Özel’in TBMM’deki makamında:
"Beraat ve takipsizlik alan KHK’lıların görevlerine dönmesi gerekir. Ceza verilenlerin de adil yargılanmadığını biliyoruz; birçok hâkim aynı şeyin kendi başına gelebileceğinden korktuğu için ceza veriyor”
İzlemek için
👇👇👇
https://t.co/QE0v3TATHa
Şerif Özmutlu Kararı Işığında ByLock İçtihadının Dönüşümü: Anayasa Mahkemesi ile AİHM Arasında Yeni Gerilim Alanları
Son çalışmamda, Anayasa Mahkemesinin 25.09.2025 tarihli Şerif Özmutlu [GK] kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yüksel Yalçınkaya [BD], Demirhan ve Diğerleri, Bozyokuş ve Diğerleri, Karslı ve Diğerleri, Seyhan ve Diğerleri ve Yasak kararlarını birlikte ele alarak, ByLock deliline ilişkin içtihadın geçirdiği dönüşümü karşılaştırmalı biçimde inceledim.
Çalışmanın hareket noktası, ByLock’un Türk ceza yargılamasında uzun süre yalnızca teknik bir veri olarak değil, çoğu dosyada örgüt üyeliği isnadının neredeyse kurucu dayanağı olarak işlev görmüş olmasıdır. AİHM, özellikle Yalçınkaya ve devamındaki takip kararlarında, ByLock kullanımının suçun maddi ve manevi unsurlarını bireyselleştirilmiş biçimde ortaya koymaksızın mahkûmiyet üretmesinin hem suçta ve cezada kanunilik ilkesi hem de adil yargılanma güvenceleri bakımından yapısal bir sorun doğurduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Buna karşılık Şerif Özmutlu kararı, iç hukukun bu meseleye artık farklı bir dil ve gerekçelendirme modeliyle yaklaştığını göstermektedir. Anayasa Mahkemesi, ByLock’un tek veya belirleyici delil olduğu dosyalar ile ByLock’a ek olarak örgüt içi konum, hiyerarşik rol, organik bağ, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerin ileri sürüldüğü dosyalar arasında güya bir ayrım yaparak, daha seçici ve dosya temelli bir yaklaşım geliştirdiği izlenimi vermek istemektedir. Bu yönüyle karar, yalnızca bir ihlal yok kararı değil; aynı zamanda Yalçınkaya sonrasında Türk yargısının ByLock’a dayalı mahkûmiyetleri hangi yeni kavramsal zemin üzerinde savunmaya yöneldiğini gösteren önemli bir metin niteliğindedir.
Çalışmada özellikle şu sorulara odaklandım:
• Şerif Özmutlu kararı, AİHM’in Yalçınkaya hattına gerçek bir uyum mu üretmektedir?
• Yoksa önceki mahkûmiyet mantığını daha sofistike bir ayrıştırma diliyle yeniden mi kurmaktadır?
• Yargıtay’ın Yalçınkaya sonrasında kullandığı gerekçe dili gerçekten değişmiş midir?
• ByLock’un “otomatik suçluluk” üreten kurucu delil konumundan, “tamamlayıcı ama güçlü dijital delil” modeline geçildiği söylenebilir mi?
• Bu dönüşüm, yeniden yargılama ve AİHM önündeki yeni başvurular bakımından ne ifade etmektedir?
Kanaatimce Şerif Özmutlu kararı, AİHM içtihadıyla tam bir uyum metni olmaktan ziyade, seçici uyarlama ve yeniden gerekçelendirme çabasını yansıtmaktadır. Karar, bir yandan otomatik ByLock suçluluğu modelinden uzaklaşma işareti verirken, diğer yandan AİHM’in sistemsel eleştirisini dosya ayrıştırması yoluyla etkisizleştirme çabası güden bir kurumsal savunma zemini de üretmektedir. Bu sebeple kararın önemi, yalnızca vardığı sonuçta değil; ByLock deliline yüklenen normatif anlamı yeniden formüle etmesinde yatmaktadır.
Çalışmanın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://t.co/llXylxcHPL