Dışardan geleli 2 saat oluyor, otururken etrafı net gördüğümü farkettim bi an. Gözlüğüm yok ve net görüyorum. Oha noluyo, nasıl oldu filan diye heyecanlandım. Lenslerim varmış gözümde meğer. Net göremediğime üzüleyim, kafamın gidikliğine mi bilemedim.
Oğlum lgs'ye gireceği zaman hiç üzerine düşmedim. Günde yirmi, yirmi beş soru çözsen yeter, dedim. O da uzunca bir süre öyle yaptı. Dersaneye falan göndermedik. İstediğin zaman deneme sınavlarına girersin, dedik. Tenis oynuyordu. Bırakayım mı dedi. Niye dedim. Bu sene sınav var ya dedi. Haberim yok, sınıf arkadaşları kampa girmiş resmen. Spor, sosyal faaliyet onlar için hayal. Neyse sınıf öğretmeni ile rehber öğretmen beni okula çağırdı. Oğlunuz dediler çalışmıyor, çok az test çözüyor. Bunlar öğrencilere günlük yüz, yüz elli test sorusu verip çözün diyorlarmış. Nasıl çalışmıyor, günde yirmi, otuz soru çöz dedim çözüyor... Güldüler güldüler. Olur mu öyle şey, çok az dediler. Neyse soru sayısını artırdık ama yine yüz, yüz elli değil. Önceki sınavda çok fazla birinci, ikinci çıktığı için sınav sistemini değiştirdi, soruları zorlaştırdılar. Sınıf öğretmeni dedi ki sorular ALES sınavındaki sorulara benzeyecek. Sınıflarında bir kız öğrenci vardı. Çok panik ve şımarık bir çocuktu. Bu arada okul devlet okulu. Sınav sistemi değişince veli WhatsApp grubunda konuşuyoruz. Bu panik öğrenciden için onu kasttederek, lütfen bazı çocuklar ağlayıp isyan edip okulu ve dersi velveleye vermesin, arkadaşlarının psikolojisini bozmasınlar yazdım. Babası anladı tabii. Çocuk o çocuk diye çıkıştı. Her neyse, sınava birkaç ay kala oğlumla Ales soruları çözmeye başladık. Sınav puanı nedir, nasıl hesaplanır, yüzdelik nedir hiçbir şeyden haberim yok. Sınav oldu bitti, bir-iki ay sonra bana mesaj geldi. Yüzdelik dilimi 0.12 şeklinde. Bunu anlamadım, düşük bir puan olarak yorumladım. Sınıf hocasını arayıp dedim ki galiba oğlum iyi bir liseyi kazanamadı. Puanı böyle böyle. Adam müthiş heyecanlandı, ne diyorsunuz Mine Hanım, bu müthiş bir başarı dedi. Heyecandan sesi titriyordu. Oh oh ne güzel, emin misiniz, oğlumu arayıp haber vereceğim, dedim. Eminim deyip bana yine bir güzel güldü. Fakat bu başarı ve benim rahat tavırlarım boşuna değildi. Çünkü ilkokul birinci sınıftan itibaren her bir ders, her konuyu, her üniteyi takip ettim, eksik olduğu, anlamadıkları var mı diye yakından takip ettim. Oğlumla birlikte tek bir açık bırakmadık.
Mehmet Aslantuğ, Ozan Güven'in mekandan çıkarılması ve yaşanan olaylara ilişkin açıklama paylaştı.
"Dün gece yaşanan gerilim sırasında yaptığım şey, giderek sertleşebilecek bir ortamın daha fazla büyümesine engel olmaya çalışmaktan ibarettir.
Oraya davet edildim. İlk kez gittim. Herkesin az çok yaşça büyüğü olarak tek tek konuşup asgariden gerekeni yapmaya çalıştım.
Farklı başlıklarla da olsa, linç kültürünün kimseye bir anlam katmadığına, derin yaralar, pişmanlıklar yaşattığına tanıklık eden biriyim.
30 yıl süren bir evliliği hüzünle uğurlarken bile, mahkeme yolunda 'Elimden tutar mısın' diyen bir ayrılığa mesafeli durmadım, duramazdım.
Bazı arkadaşlıklarda; hangi boşluğu/travmayı yalnız bırakmamam gerektiğini; payımıza düşen sorgulamayı/iyileştirmeyi başkalarının öfkesinden öğrenerek esirgeyecek de değilim.
Temsil etmeye çalıştığım sorumluluğu/nezaketi, haddini aşan söylem ve tavırla yayarak kişilik hakkına saldırganlığa dönüştüren muhataplar için, tüm bu ifşa ve kayıtların tamamı hukuki bir soruşturmanın da konusudur artık.
Saygılarımla."
Bizimki de babamın mezarının başına su tutuyor özellikle. Hele yazın gittiyse, soğuk suyla duş almayı severdi rahatlamıştır der. Rahatlıyor bence de, bayılırdı ayaklarını yıkasın başını suya tutsun
annem babamın mezarını sürekli cif’liyor. sünger filan da alıyor yanına giderken. “7-8 bidon su döktüm, tertemiz oldu, yıkanmayı da sevmezdi hiç, burada da rahat bırakmıyorum” diye anlatıyor sonra bize. (bayramlarda topluca yıkıyoruz adamı 🙈)
Bir kadın, ekransız büyüttüğü kızının uğraşlarını paylaştı:
- 6 yaşında dikiş makinesi kullanmaya başladı.
- 8 yaşında cerrahi dikiş dikmeye çalışıyor.
-Hiç oyun hamurlarıyla oynamadı.
Yakınımız doğum yaptı 2-3 ay oluyor biz de hediye vs aldık doğduluk gidelim dedik, meğer misafir kabul etmiyorlarmış hala.
Sonra öğreniyoruz ki dedesi bile 1-2 kere kucağına alabilmiş. Saygı duymakla beraber bu derece korumacılık da olur mu bilemedim.
Çocuk uyumuyor, sen şöyle yaptığından uyumuyor sen böyle yaptığından uyumuyor diye bıkbıklandıkları tek insan var. Anne. E al sen uyut bak o zaman akıl vereceğine? Babası da orada bak, annesini beğenmiyorsan babasıyla çözün mevzuyu hadi. Ben de bi çay içip dizi izlerim
Ankara’da çok şiddetli yağmur yağıyor.
Bayram süresince Türkiye ‘nin her yeri yağmurlu.
Tamam da
AMERİKA-İSRAİL-İRAN SAVAŞTI
Ve
Ülkemiz son 40 yılın en kuvvetli ve uzun yağmurlarını aldı.
Buna bilimsel bir açıklama şart.
Yoksa ciddi ülke (beka) meselesi olur.
Yıllardır kuraktık
Le congé maternité devrait durer un an, rémunéré. Les femmes ne devraient pas avoir à choisir entre se rétablir, créer un lien avec leur bébé et gagner leur vie.