Alper Kul: Maraş depreminde bir enkazda hem termal görüntü hem ses almıştık. Yukarıdan aşağı iniyorduk. Sonra bir ekskavatör geldi, biz de çok sevindik. Gözümün önünde müteahhit ekskavatör ile anlaşma yapıp demiri sattı. Biz enkazdayken onlar demiri yumak yapıp satıyordu.
Ankara’da sesini duyurmaya çalışan maden işçisi:
“Dağda yaşayanlar bizden değerli bu ülkede.
Madencinin kaderi buysa, vursun öldürsünler bizi. Zaten yer altında çalışıyoruz zorumuza gitmez bizim.
Ya cesedimiz çıkacak, ya da hakkımızı alacağız.”
Madenciler haklıymış ama bakanlık binası önünde eylem yapmak doğru değilmiş. Bu nasıl bir din, nasıl bir tapınmadır? Özür dileriz kutsal bakanlık mabedinizin 100 m yakınında eylem yapıldığı için.
ahlak manifest kızlarının koreografilerini revize edince, aralarına 1 metre boşluk bıraktırılınca, konser kıyafetleri en basite indirgeyince değil çocukları korumakla, kadınları korumakla, erkekleri eğitmekle, yasakla şiddetle değil sevgiyle büyütülen çocuklarla düzelir.
deprem zamanı kilometrelerce öteden koşup hiç düşünmeden enkaza girenler madenciler değil miydi? o gün hep birlikte alkışlamadık mı? bugün maden işçilerinin hak arayışlarında yanlarında olmazsak neye yarar alkışlamak