"Kiminle oturup kalkarsan, onun sıfatı sana sirâyet eder ve senin bundan asla haberin olmaz." diyor Gazzali. Tesir kudreti böyledir.
Sadece insanlar değil. İnsanın çokça maruz kaldığı her şey; hâline, bakışına, sözüne, algısına sirayet eder. Takip ettiği hesaplar, sosyal medya içerikleri bile. Şuursuzca, habersizce, sessizce ve sinsice...
Hâli çirkinleşmeye başlayan; baktığı şeyleri değiştirmeli bu yüzden.
yan yana dururken güzelleşen her şeyi seyretmeyi çok seviyorum. birbirini saran sevgililer, aynı dalda uyuklayan kuşlar, aynı adımları atan kediler, el ele yürüyen çocuklar, gülüşmeleri bitmeyen arkadaşlar, dalları birbirine değen ağaçlar. oturup seyredeyim, hiç eksilmesin.
evlerdeki kış kokusu, yerini balkonlardaki bahar kokusuna bırakmış. yani bir şarkı seçip onu günlerce söyleyebilir, eve dönerken yolu uzatabiliriz. yaşamın bazı günlerde böyle gözle görülüp aşık olunabilen bir şenlik olmasını çok seviyorum.
Eskiden hassas olmanın beni zayıf kıldığını düşünürdüm. Ama hassasiyetim olmasaydı ben olmazdım. Kalbim, empati becerim, sezgilerim, en ufak şeylerden duyduğum minnet, zihnimdeki dünya ve bütün bunlara olan tutkum. Hassas olmak bir süper güç nacizane fikrim
Bir terapist olarak seanslara dair aklımın köşesinde hep duran bir sözü var Mevlana’nın; “Dertli bir insan içi duman dolu bir odaya benzer. Onu dinlemek, o odaya bir pencere açmak gibidir.”