🚨 Son Dakika:
Dün İmralı’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşen İmralı heyetinden görüşmenin içeriğine dair açıklama geldi…
Açıklama şöyle:
“DEM Parti İmralı Heyeti olarak, Sayın Abdullah Öcalan ile 2 Ağustos 2026 tarihinde bir görüşme gerçekleştirdik.
Görüşmede Sayın Öcalan, içinde bulunduğumuz sürece, yürütülen çalışmalara ve önümüzdeki dönemin tarihsel sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşmış, kamuoyuna iletilmesini istediği mesajları heyetimize aktarmıştır.
Sayın Öcalan’ın mesajları şöyledir:
Bin kilometrelik yol bir adımla başlar.
Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız.
Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa, şimdi de demokratik Cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor.
Bu yalnızca Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda herkesin ihtiyacıdır. Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir.
Toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkış yapacağız. Bu adımın barışa ve ekonomiye devasa katkısı olacaktır.
Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur. Önemli olan, bu adımın doğru anlaşılması ve herkesin sürecin başarısı için sorumluluk üstlenmesidir.
Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik Cumhuriyet’e sonuna kadar kapı aralanmaktadır.”
DEM Parti İmralı Heyeti
3 Ağustos 2026"
Filmi analiz ederken, öncü direnişçi Jîna'yı anmamak olmazdı...
✍️ Bu Film Jîna’nın Sesini Duymuş: En Sevdiğim Pastam...
İyi bir filmdi, ben de yazdım...
''En Sevdiğim Pastam, hem kişisel ve toplumsal düzeyde yitirilmiş zamanlara yakılmış bir ağıt hem de umudu diri tutan bir yaşam ilhamı gibi. Yaşlılık, aşk, özgürlük ve başkaldırı gibi evrensel temaları derinlikli biçimde işleyen film, yalnızca bir sinema eseri değil, aynı zamanda politik bir vurgudur. Sessizce geliyor, derinden dokunuyor, sizi dansa davet ediyor ve ardından elinizi sımsıkı tutarak şu soruyu fısıldıyor: Bir şehrin yalnızlıkla dolu kalabalığında iki kişi daha iyi bir hayatı hayal etmeye cesaret eder, bu cesarete toplumu da dahil eder, bir de üstüne başkaldırırsa ne olur?''
"Sessizce geliyor, derinden dokunuyor, sizi dansa davet ediyor ve ardından elinizi sımsıkı tutarak şu soruyu fısıldıyor: Bir şehrin yalnızlıkla dolu kalabalığında iki kişi daha iyi bir hayatı hayal etmeye cesaret eder, bu cesarete toplumu da dahil eder, bir de üstüne başkaldırırsa ne olur?
En Sevdiğim Pastam, hem kişisel ve toplumsal düzeyde yitirilmiş zamanlara yakılmış bir ağıt hem de umudu diri tutan bir yaşam ilhamı gibi. Yaşlılık, aşk, özgürlük ve başkaldırı gibi evrensel temaları derinlikli biçimde işleyen film, yalnızca bir sinema eseri değil, aynı zamanda politik bir vurgudur."
Berat Birtek, "Bu Film Jîna'nın Sesini Duymuş: En Sevdiğim Pastam" analizi ile Mahin ve Faramarz'ın yan yana geçirdikleri akşamın salt bir bireysel yakınlaşma değil, rejimin dayattığı tüm yasaklara karşı sessiz ama kararlı bir başkaldırı olduğunu yazıyor.
Berat Birtek yazdı. 🖊️
Bu Film Jîna’nın Sesini Duymuş: En Sevdiğim Pastam
https://t.co/hjvayyJYBx
🟥 Mustafa Karasu'dan kritik açıklama:
''Önder Apo'ya bir taslak götürülmüş. Önder Apo da bu taslak için, 'Eksik ve yetersizlikleri olabilir ama bir kapı açma açısından bir başlangıçtır' diyerek böyle yaklaşılması gerektiğini belirtmiş.''
"Filmi izlerken üzerine en çok düşündüğüm replik 'Bekletmek otoriterdir.' oldu.
Bence filmin gerçek meselesi tam da budur. Aziz aylarca mahkemeyi bekler. İşe dönmeyi bekler. Kredisinin sonucunu bekler. Hakkındaki kararın açıklanmasını bekler. Hayatı durmuştur ama devlet ona “hayatın durdu” demez. Bekledikçe zaman onun aleyhine işlemeye başlar. Otoriter rejimlerin en etkili araçlarından biridir bu: insanı belirsizliğe mahkum etmek! Çünkü kesin bir cezanın sınırı vardır, belirsizliğin cezası ise sınırsızdır."
Berat Birtek, "Sarı Zarflar: devletin sahnesi ve baskı unsuru olarak inceltilmiş iktidar " analizi ile İlker Çatak'ın filminin açık baskı unsurlarından çok, sessiz yabancılaşma ile inceltilmiş iktidarın nasıl işlediğini ve sansürün artık içeriden kurulduğunu yazıyor.
Berat Birtek yazdı. 🖊️
Sarı Zarflar: devletin sahnesi ve baskı unsuru olarak inceltilmiş iktidar
https://t.co/PcpaUTpINp
🚨 Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Doğan Hatun halkın taleplerini yeterince cevap olamadığını belirterek 'geri çekilme' ilkesi kapsamında görevinden çekildiğini açıkladı.
''İki yılı aşkın süredir Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı olarak yürüttüğüm görev kapsamında partimizin ve halkımızın benden beklediği temel sorumluluklara istenilen düzeyde cevap olamadığımı, hizmet üretme noktasında yeterli üretkenliği gösteremediğimi, üstlendiğim rol ve misyonu istediğim düzeyde yerine getiremediğimi, öncülük görevini beklentiler doğrultusunda hayata geçiremediğimi açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Süreç içerisinde halkımızın yapıcı eleştirileri olmuş ve hepsi de benim açımdan yol gösterici olmuştur.''
🚨ABD basınından Newsmax
📍Lindsey Graham, Suriye'de ve Ortadoğu'da Kürtlerin haklarını savunan en etkili isimlerin başında geliyordu
📍Graham'ın Türkiye ziyareti ardından aniden rahatsızlanarak hayatını kaybetmesi bir çok soru işaretini beraberinde getiriyor
🚨ABD basınından Newsmax
📍Lindsey Graham, Suriye'de ve Ortadoğu'da Kürtlerin haklarını savunan en etkili isimlerin başında geliyordu
📍Graham'ın Türkiye ziyareti ardından aniden rahatsızlanarak hayatını kaybetmesi bir çok soru işaretini beraberinde getiriyor
🚨ABD basınından Newsmax
📍Lindsey Graham, Suriye'de ve Ortadoğu'da Kürtlerin haklarını savunan en etkili isimlerin başında geliyordu
📍Graham'ın Türkiye ziyareti ardından aniden rahatsızlanarak hayatını kaybetmesi bir çok soru işaretini beraberinde getiriyor
Şimdi bunlar halkın önünde Deniz'in onurunu kırmak için ters kelepçe takmış da Deniz gözümüzde daha da büyüdü.
Komedyen, faşizme öyle bir kazık çaktı ki, daha da hiç bir güç çıkaramaz o kazığı!
DEM Parti'nin açıklaması da isabetli oldu...
🎞️ Hiç bıkmadan usanmadan, bir düşünceye, adına 'ahlak' dediğimiz görünmez kurallara dayanarak mızrakları salladığımız ‘öteki’ içerisinde, bizim canımız da taşınıyordur belki…
Kusurlu olan biz miyiz ?
"The Whale (Balina), izleyiciyi rahatsız eden, düşündüren ve düşündürdüklerinin ağırlığıyla yeniden rahatsız eden bir film. İzleyiciyi empati kurmaya zorluyor ancak bunu herhangi bir duygusal manipülasyona başvurmadan, son derece doğal bir biçimde başarıyor. Film, bir yandan duygusallık yaratıp diğer yandan o duyguları insanın elinden alıyor; ‘kusurlu’ olandan nefret ettirirken, aynı anda kusurun ne olduğunu yeniden düşündürerek onu kusur olmaktan çıkarıyor. "
Berat Birtek, "Her Öteki Biraz da Biziz: Darren Aronofsky'nin Balina'sına Dair" analizi ile Charlie'nin hikâyesini izlerken aslında kendi toplumsal yargılarımızla nasıl yüzleştiğimizi yazıyor.
#TheWhale #Balina #MovieLovers
https://t.co/l6Tmx8oNv0
Peygamber döneminde kadınlar savunma görevlerinde yer alıyordu.
21. yüzyılda ise Şam yönetimi kadınları ordudan dışlamaya çalışıyor.
Şam yöneticilerine sormak lazım: Siz Peygamber'den daha mı iyi biliyorsunuz?
Bugünkü YouTube programım YPJ üzerine
Peygamber döneminde kadınlar savunma görevlerinde yer alıyordu.
21. yüzyılda ise Şam yönetimi kadınları ordudan dışlamaya çalışıyor.
Şam yöneticilerine sormak lazım: Siz Peygamber'den daha mı iyi biliyorsunuz?
Bugünkü YouTube programım YPJ üzerine
https://t.co/EZfA7uSXb6
Peygamber döneminde kadınlar savunma görevlerinde yer alıyordu.
21. yüzyılda ise Şam yönetimi kadınları ordudan dışlamaya çalışıyor.
Şam yöneticilerine sormak lazım: Siz Peygamber'den daha mı iyi biliyorsunuz?
Bugünkü YouTube programım YPJ üzerine
https://t.co/EZfA7uSXb6