Bir arkadaşım var. Sevilmek, görülmek, kabul edilmek saygı duyulmak için hiçbir çaba sarf etmediğin yerlere aitsin cümlesini ona yaşatan biriyle hayatını birlikte devam ettirme kararı alıyor bugün. Bu gerçeklik, bir cevap niteliğinde çoğu soruya..
Dağın, tanrısal bir terbiye ediciliği var. Ona bağırırsın, isyan edersin, aşmaya çalışırsın da bir milim yerinden oynamaz. Küstüğünden haberi olmaz. Sonra oturur, durulur ve sakinleşip dağı affedersin, dağın müttefikliği de böyle başlar.
Bazen bizim hissettiğimiz, bazen de bize hissettirilen; “varlığının şu ânki durumuma -varlığıma- ayak uydurabileceğine olan inancım yok’’ diye bir şey varmış.
Toplumsal sorunlar, kamuoyuna sunularak, sosyal medya yoklamasıyla çözülmez. Evet mutlak parametrelerden biridir; toplumun ne düşündüğü, ne istediği, çözüm önerileri.. fakat devletin politik bir zeminde ve uzun vadede asıl yapması gereken üniversiteleri, sosyal bilimcileri bu alana dâhil etmek hatta başı çekmelerine müsaade etmektir.
Çürüme mi var, nasıl tekrar inşa edilir bazı kayıplar ve değerler, bu sorulara cevap birtakım veriler olmak zorunda değil mi? Ananeyi gözardı etmekten bahsetmiyorum. Bilimsel zeminde bir karşılığı olmayan, araştırılmamış, geçmiş olaylar incelenmemiş, benzer ve farklı toplumlara bakılmamış, çözüm önerileri sunulmamış, sunulanlar denenmemiş.. eee “kötü kötü diziler kapatılsın.” (Mesele dizi de olabilir bu arada)
Her kayıpta haklı olarak galeyana gelen bir toplum, toplumun istediği ceza yöntemlerinden en uygun olanını seçen ve insanları sakinleştirmek adına halka arz eden bir devlet, sakinleşip bir sonraki felaketi bekleyen tedirgin insanlar hâline dönüştük. Çürüme devam ediyor ve biz gündelik çözümlerle üzerini kapatıyoruz. Sosyal bilimler var bu ülkede ve çok kıymetli araştırmacılar.. Eminim hepsi hazır. Keşke değerlendirilse.. Sanmıyorum ama keşke.
#MilliYasİlanEdilsin #Kahramanmaraş
Yeni bir alışkanlık edindim sanırım. Bir şeyin alışkanlık haline geldiği yokluğunda fark ediliyor ne de olsa.. Bugün evimde çiçek göremeyince fark ettim.
Çiçekçide gözüme çarpan en güzel çiçekleri alıyorum vazoya koyup soluncaya kadar onlara bakıyorum, solduklarında ise hiç vakit kaybetmeden yeniliyorum.
İyi hissettiriyor.
Oslo üçlemesinin üçünsünü de nihayet bitirdim. Yönünü kaybeden bir zihnin, ihtimallerle dolu ama kararsız bir yolculuğu..
Seçimlerimiz kadar, ertelediklerimiz de kim olduğumuzu şekillendiriyor fikrini bence çok güzel yansıtmış.
Gecenin filmi: The Worst Personel in the World
Verdens Verste Menneske (2021) 🎥