Dikkat!
Bu sıradan bir haber değil!
Murat Bakan Akın Gürlek'e sordu!
Hizbullah’ın bugünkü lideri Edip Gümüş ve örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar sessiz sedasız terörden arananlar listesinden çıkarıldı!
Hakkında 15 yıldan beri yakalama kararı olan İçişleri Bakanlığının 20 Milyon Lira ödül koyduğu,183 cinayetin sorumlusu Ağır cezada yargılanan Hizbullahçı katiller yasal boşluklarla affedilip kırmızı bültenden çıkarılırken;
Belediye Başkanları cezaevinde,gazeteciler cezaevinde bu nasıl adalet?!
#EmekliMutlakAçlıkta
“Bizim İslamcılar hiç büyümüyorlar.
Esenyurt’un sokakları mafyaya teslim olmuş deniyor. Sen önce orayı temizlesene.”
👉 Levent Gültekin, ‘Hayalim Kudüs Valisi olmak’ diyen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi eleştirdi:
“Beyefendi hamaset yapıyor.
Ortaokul çocuğu düzeyinde bir İslamcılık anlayışıyla devam ediyor.
Bizim İslamcılar hiç büyümüyorlar. Hiç büyümüyorlar.
Mustafa Bey’in bu Kudüs valiliği hayali, ortaokul yıllarında benim de yaşadığım İslamcı bir çocuğun rüyasıdır.
‘Osmanlı’yı kuracağız, Orta Doğu’yu ele geçireceğiz, Kudüs bizim olacak…’
Bunlar hiç büyümüyorlar.
Dünyanın gerçekliğiyle hiç olgunlaşmıyorlar.
Ya sen İçişleri Bakanısın be kardeşim. Sana mı düşüyor böyle hayaller kurmak?
Derdin ne? Sen önce kendi ülkene sahip çıksana.
Sen önce Diyarbakır’daki, Hakkari’deki, Tokat’taki, Erzurum’daki çocuğun karnını doyursana.
Milyonlarca çocuk çetelere yöneliyor. Her biri bir çete üyesine dönüşme riski taşıyor.
Sen önce İçişleri Bakanı olarak bunu engellesene.
Esenyurt’un sokakları mafyaya teslim olmuş deniyor. Sen önce orayı temizlesene.
Senin işin ülke değil mi? Ne Osmanlı hayali kuruyorsun?
Osmanlı da son döneminde aynen sizin gibi büyük hayaller kuruyordu. Sonunda dağıldı ve ortaya Türkiye çıktı.
Var olan Türkiye’yi koruyamıyorsunuz.
Bakın, Cumhurbaşkanı dışarıdaki insanları ülkeye çağırmak zorunda kalıyor.
Anketlerde insanların büyük bir bölümü fırsatını bulursa bu ülkeyi terk etmek istediğini söylüyor.
Sen ise Kudüs’e vali olma hayali kuruyorsun.
Bu ülkeyi gerçekten seviyorsan, önce insanların neden gitmek istediğini sorgularsın.
Bu ülkede nüfus artışı sıfırlara yaklaşmış. 20 yıl sonra yaşlı bir ülkeye dönüşeceğiz.
Bunun nedenlerini araştırırsın.
‘İnsanlar neden çocuk yapmaktan vazgeçti? Biz nasıl bir ülke yönetiyoruz?’ diye sorarsın.
Ama onun yerine çıkıp hamaset yaparak Kudüs valiliği hayali kuruyorsun.
Niye? Çünkü siyaset artık hamasetle yürüyor.
Atatürk hamaseti, din hamaseti, Osmanlıcılık hamaseti, Kürtçülük hamaseti, devlet hamaseti, milliyetçilik hamaseti…
Bunlarla yürüyor. Burası bir Ortadoğu ülkesi; böyle bir siyasal kültür oluşmuş durumda.
Benim Mustafa Bey’e söyleyeceğim şu:
Artık İçişleri Bakanı olmuş bir kişinin ilkokul ya da ortaokul çağı İslamcılığından çıkıp olgunluk evresine geçmesi gerekir.
Bu, bütün düşüncelerinden vazgeçmesi anlamına gelmez.
Ama düşüncenin olgunlaşması, ayaklarının yere basması gerekir.
Benim gördüğüm kadarıyla Mustafa Bey’de bu aşamalar henüz oluşmamış.
Hala ortaokul düzeyinde bir İslamcılık anlayışı görüyorum.
Bunu kendi iç dünyasında yaşayabilir.
Ama bir İçişleri Bakanı olarak çıkıp bunu siyasi bir hayal gibi pazarlayamaz.
Çünkü bunun bir maliyeti vardır. Bunun bir etkisi vardır ve bunun bir çiğliği vardır.”
TÜRKİYE'DE İLK DEFA
KURGUYU İFŞA EDİYORUZ.
Birçok kişi hatırlayacaktır; bu şahıs 3-4 yıl önce güya elektrik zamlarını protesto etmek amacıyla faturasını ödememiş ve günlerce karanlıkta oturmuştu.
Zamları protesto etmenin yüzlerce etkili yolu varken bu yöntemi seçmesi herkese tuhaf gelmişti. Kelimenin tam anlamıyla "tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış" tadında bir eylemdi.
Geçenlerde tesadüfen öğrendim: Kanuna göre engelli vatandaşların ve 65 yaş üstü kişilerin, borçları olsa bile 3 ay boyunca elektrikleri kesilemiyor.
Bahsi geçen şahsın, sözde borç yüzünden elektriğinin kesildiği dönemde 74 yaşında olduğu düşünüldüğünde durum daha da ilginçleşiyor.
Özetle; tüm bu süreç aslında danışıklı bir dövüşten ve kurgudan ibaretmiş. Muhtemelen zamlara yükselen toplumsal tepkiyi sönümlendirmek ve vatandaşın gazını almak için planlanmış bir tiyatroymuş.
Erdoğan Egeli
Evinde ölü bulunan öğretmenin ses kaydı ortaya çıktı!
Ağrı'da hayatının baharında şüpheli şekilde yaşamını yitiren Irmak öğretmenin çaresiz çığlığı ses kayıtlarıyla ortaya çıktı.
Irmak Ayşe Koparan'ın, şikayetçi olduğu müdür yerine kendisinin uzak bir köy okuluna sürüldüğü, barınma sağlanmadığı için günlük 3 bin TL taksi ücreti ödemek zorunda bırakıldığı ve çaresizliğe itildiği iddia edildi.
TEŞHİR EDİYORUZ !
Ağrı Karakazan İlk Ortaokulu müdürü Melahat İleri, Irmak Koparan öğretmene her türlü işkenceyi yaparak intihar etmesine sebep olan okul müdürü. Tutuklanmalı.
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
“Ben Kudüs valisi olacağım” demeden önce Türkiye’de çözülmesi gereken birkaç küçük mesele var:
• Sınır güvenliği
• Kaçak göç
• Uyuşturucu salgını
• Çeteleşme
• Mafyalaşma
• Sokak güvenliği
• Genç işsizliği
• Tarımın çökmesi
• Üretimsizlik
• Fahiş kira krizi
• Hukuka güvenin erimesi
• Eğitim sisteminin çürümesi
• Deprem hazırlıksızlığı
• Nüfus yapısındaki kontrolsüz değişim
• Türk vatandaşının kendi ülkesinde fakirleşmesi
Önce Ankara’yı toparlayın.
Sonra Kudüs konuşursunuz.
Türkiye’yi Arjantin-Meksika karışımı bir ekonomik ve sosyolojik tabloya çevirip hâlâ “küresel liderlik” masalı anlatıyorsunuz.
Bu ABD ajanı Tom Barrack;
"Hilafet gelsin" diyor,
"Osmanlı" diyor,
"Ulus devlet sona ersin" diyor,
"Monarşi iyidir" diyor.
"Bütün Kürtler birleşsin" diyor.
"Ruhban Okulu" açılsın diyor,
"Patrik, ekümeniktir" diyor...
Bu ajan'a ses çıkarmayanlar, bu ajanın müttefikleridir.
“Bu adamın adı Farid Farjad. İranlıdır.
Dünyaca ünlü bir keman virtüözüdür.
1979’da İran’da Humeyni yönetimi ele geçirince, müziği haram saydı.
Farid Farjad ABD’ye gitmek zorunda kaldı. Müzik yaptığı için günahkâr sayıldı ve İran’a girişi yasaklandı.
Türkiye’ye geldiğinde, ODTÜ’de verdiği konser sırasında seyircilere şöyle seslenmişti:
“Türkiye ülkem gibi kokuyor.” Ardından da, “Ama ülkem burası kadar şanslı değil.
Sizin Atatürk’ünüz var. Umarım bir gün benim ülkem de bu kadar şanslı olur.” demişti.
Aslında bu cümle o kadar büyük bir mesaj veriyor ki…
Atatürk’ün kıymetini anlamak için yaptıklarını biraz okumak bile yeterli değil mi?”
Fakirleşiyoruz..
- Hindistan gibi her yeri saran motosikletler
- Yıkılacak gibi duran binalarda yaşayan aileler
- Bir çayla saatlerce oturan gençler
- Pazarda akşam indirimini bekleyen emekliler
- 20 yıllık arabasını hala tamir ettirenler...
Maalesef ülkecek fakirleşiyoruz..
#SONDAKIKA
Şok eden yeni görüntüler ortaya çıktı.
Karabük'te AKP'li belediye başkanı ve bazı yöneticiler, rakılı-köçekli alem yaptı.
Camdan dışarı ateş açılan gecede AKP Ovacık İlçe Başkanı'nın "Aman Genel Merkez duymasın" dediği görüntülerin kaldırıldığı öğrenildi.
Vee Akp bu davalar siyasi değil diyor...
Aç sefil yoksul bıraktınız..
Adaletin kırıntısınız bırakmadınız..
Bari aptal yerine koymayın Milleti...
#GündemSefaletUnutma
Dakikada 5,2 milyon TL,
Saatte 312 milyon TL,
Günde 7,5 milyar TL faiz ödeyen bir yönetim...
Ama kürsüye çıkınca "Faizin olduğu yerde bereket olmaz" diyor.
Ve hâlâ destek görüyor!
İBB davasında savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
"Polis 'Altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi.
'Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil' dendi bana...
İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor.
Yapan utansın, ben utanmıyorum!"
Kılıçdaroğlu: “Osmanlı'nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın. Türkiye, o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz, dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız.”
—
Kılıçdaroğlu Neo-Osmanlıcılığını ilan etmiş oldu bu sözleriyle. İfadeler o kadar tanıdık ki sarayın metin yazarının kaleminden çıkmış gibi…
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da aynı şeyi söyledi:
“Ulus devletten vazgeçin. Osmanlı millet sistemine dönün…”
-Bu “CHP” CHP değil.
Bu ifade, Atatürk’ün kurduğu partiye ait değil.
-Lütfen, “Altı Ok”u yakanızdan ve ambleminizden çıkarın. İkinci Cumhuriyetçilerle ve Tom Barrack’la kucaklaşın. Graham Fuller mezarında çok mutludur. Partinizin adı mesela, “Osmanlı Millet Partisi” olsun.
Sözcü yazarı Rahmi Turan:
“24 yıldır ülkeyi AKP iktidarı yönetiyor.
Memleketteki tüm hayati kararlar Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından alınıyor.
2017 yılında referandumla kabul edilen ‘Türk Tipi Başkanlık Rejimi’ ,halk dilindeki adıyla ‘Tek Adam Sistemi’ ile bütün güçler onun elinde toplandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen Türk Tipi Başkanlık Sistemi’nin fiilen başladığı 2018 yılında faiz ödemeleri 8 milyar dolar civarındaydı...
Aradan 8 yıl geçti. Enflasyonu düşürsün, ekonomiyi kurtarsın diye 2023 yılında
Mehmet Şimşek göreve getirildi ama sonuç değişmedi, kötü gidiş iyiye dönmedi.
Faiz ödemeleri 57 milyar dolara fırladı.
Ekonominin faiz yükü her yıl artmaya devam ediyor.
Memleketin bereketini kaçıran faizci politikalardır.”