Bu gün çok ilginç bir diyaloğa şahit oldum. 20'li yaşlarda bir çocuk, kız arkadaşından ayrılık süreçlerini anlatırken şöyle bir şey dedi "ona çok masraf yaptım yoksa bu kadar zor olmazdı ayrılmamız"... Şaşkınlık içinde @mentoradilyldrm söylediklerini hatırladım.
Bu dönem senin “kabuk değiştirme” vaktin olabilir. Eski kalıplardan, korkulardan, sessiz kalmalardan sıyrıldığın, çatırdayarak büyüdüğün bir dönem. Bu çatırdamalar huzursuz gibi görünse de, aslında içindeki yeni seni doğuruyor.
Sadece kendi dertleriyle değil, kendinden farklı düşünen ve yaşayanların dertlerini de sahiplenen, dile getiren nadir güzel insanlardan biri Sırrı Süreyya, umudum odur ki en kısa zamanda iyi haberlerini alırız. Herkes için adaletin temsilliğine kaldığı yerden devam eder!
Bir şeyin adaletsiz olduğunu söylemek için bize yakın olması gerekmiyor. Güçler ayrılığının yokluğu, adaletin yokluğunu doğurdu. Bizlerde yıllardır bu durumu izliyoruz. Bize benzemeyenin başına ne geldiğini önemsemediğimiz sürece adil bir dünyaya uyanmayacağız....
Memleket yıllardır haksızlık, hukuksuzluk içinde... Herkes haksızlığa uğrayan cenaha yakınlığına bağlı olarak bu duruma ses çıkardı veya sustu. İşte böyle böyle bu günlere geldik. Ki hala bu durumu gözlemliyorum. Bu gün yaşananlar hukukun yokluğundan kaynaklanan adaletsizliktir.
Yapacaklarımdan vazgeçmiş değilim. Hayat, israrla farklı bir yol çizsede bana... her zamanki gibi gecikmiş bir oluş bir yaşayış olacak sadece. Şairin dediği gibi " ..aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım." Bu güne kadar olduğu gibi :)
Yıllardır emek verdiğim alanda istediklerimi yapamazken asla planlamadığım bir kariyerde daha rahat iş imkanlarının gelmesi ve benim buna tamam olmam... şaşkınlığı içindeyim. Hayat mi beni mecbur ediyor yoksa ben mi artık daha cesurum bilemedim? Ya da kararlarımda daha esneğim...
Lars Von Trier, filmlerinde "İnsanlar en nihayetinde özlerinden kötüdür" diyor. Ve ben her geçen gün bu önermeye daha çok katılırken buluyorum kendimi. Trier haklı ya insanlık çok kötü cümlesini ne kadar sık mırıldandığımı fark ettim bu gün....
Dün bir arkadaşım bana 1001 Gece Masalları kitabını hediye etti. Şu kötü çağdan ancak bu kadim masalların efsaneleri beni uzaklaştırabilir. Daha doğrusu bunu umuyorum.
Şükriye Altay, Mardin’in Sarıkaya köyünde dünyaya gelmiş ve henüz iki aylıkken hem ailesinin ve çevresinin bilgisizliği hem de sağlık imkanlarının yetersizliği sebebiyle gözlerini kaybetmiştir. Siyaha Bakmak (2013) 👉 https://t.co/oUmwBhpecm @zeynaltay