İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık'ın dün akşam rahatsızlanarak hastaneye başvurmasının ardından yapılan testler sonucunda kalp damar tıkanıklığı saptanmıştır.
Uzmanların değerlendirmelerine göre önümüzdeki günlerde bypass ameliyatı olma ihtimali olan Şık'ın tıbbi durumu iyi olup kısa süre içerisinde taburcu olması beklenmektedir. Geçmiş olsun dileklerini ileten tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Soma'da beş işçi kardeşimizi kaybettik!
Ömer Karakaya, Halit Ersay, Kerim Ören, İsa Olcay ve Ramazan İnce'nin acısı hepimizin acısıdır. Hayatını kaybeden işçi kardeşlerimize rahmet, ailelerine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Bu kader değil, iş cinayetidir.
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul’da 2 köprü ve ülke genelinde 8 otoyol ile 2 çevre otoyolu, 30 yıllığına özelleştirme kapsamına alındı.
Geçen 25 yılda memleketin kaynaklarını patronlara peşkeş çeken iktidarın halktan kaçırdığı ne varsa geri alacağız.
Patronların ve iktidarın ihmalkarlığı bir kez daha işçilerin canına kastetti!
Manisa Soma'da bir maden ocağında meydana gelen göçükte malesef hayatını kaybeden ve mahsur kalan
işçilerimiz var.
Sevgili yurttaşlar,
Aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor.
Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor.
Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim.
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Meclis’in açıldığı bugün, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak için 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.
Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır.
Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.
Ş. Can Atalay -Seçilmiş Hatay Milletvekili-
TBMM’nin açıldığı, yeni yasama döneminin başladığı bugün, Hatay halkının gasbedilen temsil hakkını savunmak ve emekçilerin, yoksulların duyulmayan sesini duyurmak üzere Seçilmiş Hatay Milletvekilimiz Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başlamıştır.
Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.
Bugün saat 11.00'de İstanbul İl Örgütümüzde Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık ve Parti Meclisi üyemiz Nazır Kapusuz'un katılımıyla Fon Vurgunu, Siyasi Bağlar ve Kamusal Haklarımız isimli basın toplantımız düzenlenecektir.
Gaziantep'te işçiler çalışırken ölüyor! Son 1 haftada 3 emekçimiz hayatını kaybetti. işçilerimize Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Türkiye İşçi Partisi Gaziantep İl örgütü olarak konunun takipçisi olacağız.
Biz aynı tasa kaşık sallayalım, onlar bir defa giydiğini
bir daha giymesinler. Bizim sırtımızdan geçinsinler,
milyarları cebe indirsinler, bir istifayla geçistirsinler...
Yok öyle yağma!
Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifası sorunun çözüldüğünü değil, fon vurgununun iktidar çevreleriyle çok daha yakından ilişkili olduğunu gösterir. Yüz binlerce emekçi yoksullukla boğuşurken siyasiler milyarlarca liralık kazanç elde ediyorsa, bu düzen bir bataklık düzenidir.
Hepsi açığa çıkarılsın! Sorumlular istifa etsin! Emekçilerin mağduriyeti giderilsin!
Enternasyonal mücadelemiz kazandı!
Türkiye İşçi Partisi Gaziantep İl Örgütü olarak;
Neukölln sokaklarının, göçmenlerin ve grevdeki işçilerin sesini Berlin Eyalet Parlamentosu'na taşıyacak olan yoldaşımız Betül Havva Yılmaz'ı kutluyor, önündeki mücadelede başarılar diliyoruz!
Gaspa , Ranta ve Yağmaya Karşı Devrimci Mücadele
Türkiye İşçi Partisi Gaziantep İl Örgütü olarak; halkın öz varlıklarının bir avuç sermayedara peşkeş çekilmesine karşı mücadelemizi büyütüyoruz.
Gasp edilen her hakkımızı alacak Kara Düzene teslim olmayacağız.
İktidar, eğitim sisteminin giderek ağırlaşan sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmenlerin kıyafetini gündemin merkezine yerleştiriyor. Oysa öğretmenlere önlük giydirilmesi yalnızca bir kıyafet düzenlemesi değildir. Bu yaklaşım, öğretmenlik mesleğinin itibarını öğretmenin ne giydiğine indirgeyen ve eğitimin gerçek sorunlarını görünmez kılan bir anlayışın ürünüdür.
Eğitim hakkının her geçen gün daha fazla eşitsizleştiği, kamusal eğitimin niteliğinin gerilediği, yüz binlerce öğrencinin istediği liseye yerleşemediği ve çok sayıda çocuğun okula yeterli ve sağlıklı beslenme imkânından yoksun geldiği bir ülkede, eğitimin gerçek sorunlarının üzerini önlük tartışmasıyla örtemezsiniz.
Öğretmenliğin itibarı, öğretmenin ne giydiğiyle değil; çalışma koşulları, özlük hakları, mesleki özerkliği ve bilimsel, laik, nitelikli eğitim verebilme olanaklarıyla belirlenir.
Öğretmenlik mesleğine itibar kazandırmanın yolu önlükten değil; güvenceli istihdamdan, insanca yaşamaya yetecek ücretten, demokratik çalışma ortamından ve güçlü bir kamusal eğitim sisteminden geçer.
Kendi siyasi tercihleri söz konusu olduğunda “kılık kıyafet özgürlüğü” söylemine başvuranların bugün öğretmenlerin ne giyeceğini ve nasıl önlük kullanacağını belirlemeye çalışması açık bir çelişkidir. Üstelik kıyafet tartışmaları çoğu zaman özellikle kadın öğretmenlerin etek boyu, elbisesi ve bedeni üzerinden yürütülmekte; kadınların yaşam tarzlarına müdahalenin yeni bir aracına dönüştürülmektedir. Öğretmenlerin kıyafetleri üzerinden baskı ve denetim kurulmasını kabul etmiyoruz.
Geçtiğimiz eğitim yılında okullarda yaşanan ağır olaylara rağmen çocukların ve eğitim emekçilerinin güvenliğini sağlayacak etkili önlemler hâlâ alınmamıştır.
Okulların temizlik ve yardımcı personel ihtiyacı karşılanmamış, fiziki koşulları iyileştirilmemiş, temel ihtiyaçları için yeterli kamu kaynağı ayrılmamıştır.
Öğretmenlerin artan iş yüküne ve angaryalara çözüm üretilmemiştir.
Çocuklara okulda en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek verilmesi için gerekli bütçe oluşturulmamıştır.
Bütün bu acil sorunlar ortadayken eğitim politikalarının merkezine öğretmenin kıyafetini yerleştirmek, sorunları çözmek değil, üzerini örtmektir.
Bugün öğretmenler ücretli, sözleşmeli ve kadrolu gibi farklı istihdam biçimleriyle ayrıştırılmakta; norm kadro uygulamalarıyla yerlerinden edilmekte ve sürekli artan angaryalarla mesleklerinin asli görevlerinden uzaklaştırılmaktadır. Öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen koşullar bunlarken sorunu öğretmenin kıyafetinde aramak kabul edilemez.
Önlük giyince çocuklar doyacak mı?
Çocukların açlığını önlükle gideremezsiniz.
Okullardaki güvenlik sorununu önlükle çözemezsiniz.
Öğretmenlerin güvencesizliğini önlükle ortadan kaldıramazsınız.
Eğitimdeki eşitsizliği, piyasalaşmayı ve nitelik kaybını önlükle örtemezsiniz.
Öğretmenlerin kıyafetlerine değil, eğitim sisteminin gerçek sorunlarına odaklanın.
Kamu kaynaklarını kıyafet dayatmalarına değil; çocukların sağlıklı beslenmesine, okulların ihtiyaçlarına, öğretmenlerin haklarına ve eşit, bilimsel, laik, nitelikli kamusal eğitime ayırın!