Doğuluların adak adama biçimleri hakkında konuşalım. Abi sen kedi et yiyor diye neden tanımadığın birine araba alacaksın. Şöyle olursa kendimi vururum diyor. Sadece şaşırmak yetmiyor mu neden kendini vuruyorsun mesela
Diyarbakır'da bir güvercin otelinde kalan 'Bulut' isimli kedi, et yerine peynir, zeytin ve yoğurtla besleniyor.
"Bulut vejetaryen bir kedi. Zazaca ve Kürtçe biliyor.
Ciğer getir, kuşbaşı getir yemez. Getirin, eğer yerse eti getiren kişiye sıfır otomobil hediye edeceğim."
Ömrü ilim ve irfan yolunda geçen Muhammed Salih Ekinci hocamız vefat etmiş. Hastalığı süresince çektikleri kefaret olsun. Mevlâ rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı alî olsun. Başta kardeşi Abdülvehab Ekinci hocamız olmak üzere, tüm ailesine, talebelerine ve sevenlerine Rabbimiz sabr-ı cemil ihsan etsin..
Ev işlerine yardım etmek peygamber sünneti bi kere. Bu nasıl cinsiyetçi bir kategorizasyon? Eşim ev işlerine müsait oldukça yardım eder. Erkekliğine zarar gelecek korkusuyla embesil gibi yayıla yayıla oturan 100 tane adamı toplasan yiğitlik konusunda onunla yarışamaz.
Bırakın erkekler erkek gibi olsun. Bu tür şeyler çok fazla yapılınca dişil enerjisi artar erkeğin. Sonra en ufak şeyde kırılan dökülen adamlar oluyor yine memnun olmayan kadınlar oluyor. Savaşıp ülke kuran erkekleri palyaçoya çevirdi günümüz kadınları. Tebrik ederim valla.
Bırakın erkekler erkek gibi olsun. Bu tür şeyler çok fazla yapılınca dişil enerjisi artar erkeğin. Sonra en ufak şeyde kırılan dökülen adamlar oluyor yine memnun olmayan kadınlar oluyor. Savaşıp ülke kuran erkekleri palyaçoya çevirdi günümüz kadınları. Tebrik ederim valla.
Videodaki çift için söylemiyorum. Tıklayıp izlemedim bile. Bu tarz videoların hepsi reklam filmi gibi suni şeyler. Genel mânâda erkeğin ev işi yapışının dişil enerjisini artısbavsn yazamadım bile.
Dün kötü bir trafik kazası geçirdik . Arabanın bize doğru frene basmadan geliş hızından çarpacağını ve arka kapıya denk geleceğini anladım. Küçük kızıma değil de benim olduğum kısma denk gelsin içgüdüsüyle neredeyse frene basacaktım. O saliselik duygu geçişini atlatamıyorum.
Odyssey'i izledim az evvel. Eve dönme hikayeleri batılı bilinci hala eğlendiriyor. Batı insanının müthiş bir saplantısı var eve. Ev vardır. Bunu inkar edemeyiz. Diğer yandan biz doğulular ise evden ayrılmaya bayılırız. Evden ayrılıp gerçeği bulmaya yönelimimiz var. Musa peşine bir sürü insan takıp evden ayrılıyor. Gılgamış, ölümsüzlük iksirine çıkıyor. Dedem mantar aramaya gidiyor dağa. Ben İstanbul’a kaçıyorum köyümden. İlginçtir. Homeros’un derlediği Odisyus efsanesi eve dönmenin zorluğunu anlatır. Eve dönmek, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı kuramsal drama kitaba da ilham vermiştir. Gerçi o kitapta, doğudan örnekler de verilmiyor değildi. Neyse. Nolan’ın eve dönme hikayelerini sevdiğini biliyoruz. Daha doğrusu, Nolan, bunun satacağını çok iyi bilir. Nobelli çok satan bir romancı, yıllar önce verdiği söyleşide, kitabın satması için üç temadan birinin seçilmesi gereğini belirtmişti. Savsaş, göç, aşk. Eve dönme temacığı, bu üç temadan göç temasının bir dalı gibi duruyor. Nolan eve dönmeyi Interstellar’da çok iyi işledi. Aynı şekilde Inception da aslında bir eve dönme hikayesidir. Memento bir nevi öyle. Tenet öyle. Dunkrik savaşını ele aldığı film de eve dönme hikayesidir. Nolan eve dönmeyi, sinemanın çeşitli türlerinde işliyor. Düşmüş diyebiliriz. Takılmış. Otistik biridir. Tutturmuş, feci tutturmuş. Hiçbir Nolan filminde aşk yoktur ve Nolan aşk çekemez. Cinsel aşkı bilmez. Nolan filminde kadın karakter olmaz. Daha doğrusu, sıradan bir erkek yönetmenin kadın karakter gramaj ortalamasının yarısına bile yaklaşamaz. Nolan bir sanatçı değil, bir zanaatkar. Kuyumcu esnafı. Bence son yüzyılda kahraman olgusu ve kahramanın eve dönme çabası oldukça fıs bir tema. Kahraman mortgate ödüyor. Kahramanın evi kredili. Kahraman ancak ve ancak işten eve dönüyor. Asgari ücrete çalışan kahraman mı olur? Kahraman, ev, yurt, taşra kibri, onur... Bu gerici fikirlerin sinema ve tiyatrodan silinme ihtimali çok zayıf. Bu sanatlar şiir, roman, öykü, resim gibi tek bir kişi tarafından ortaya konan özerk sanat dalları değil. Biz yine kontemporariden devamke.