Kitap okuma kültürünü kazanmak ile ilgili 5 tavsiyede bulunuyorum:
✍️ Birinci Merhale:
Az da olsa günde biraz oku. Zihni, gözü, bünyeyi buna alıştırmak zaman alabilir. Birden yüklenme ki ters tepmesin. Önce rutin ve düzen kazandır.
✍️İkinci Merhale:
Okuduğun bilgilerin sana yarar sağladığını, nefsine fayda verdiğini hissettir. Hissettir ki motivasyon yükselsin, şevki tahrik et, mide misali ruhu acıktır. Bu sebeple anlatmak, ders vermek, 3-5-10 insanla hemen bir halka kurmak; bu apartmanda, evinde, camide veya iş yerinde de olabilir. Sahabe pratiği budur.
✍️Üçüncü Merhale:
Sonra [iyice okuma adeti edindikten sonra] İdeal ve iddialı okumalara başlayın. İlmi eserler, Riyazu’s-Salihin gibi, Terğib gibi vb eserleri de alıp okuyun. Edebi kitaplar okumaktan çekinmeyin. Okumada tabiri yerindeyse hırçın olun. Okumada ürkek olan kaybeder, cesur olan kazanır. Sen, üzerine git, o gelmesin.
✍️Dördüncü Merhale:
Okumada seviye kazandıkça rutin zamanını alan arkadaş çevreden uzaklaşacaksın. Seni yadirgayacak, seni tahkir edecek ve seni kazanmak için her şeyi yapacaklar. Salih ve sana katkısı olanlar dışında herkese veda etmen gerekir. Çünkü bu denklemde uzun vadede sen kaybedersin. Kitap ve okumayı arkadaş edin, olabilecek insanlara zaman ayır. Goygoy yapan senden zaman çaldığı gibi, sana birşey de katmaz, yaptığını da hor görür. Bu motivasyonunu bitirir.
✍️Beşinci Merhale:
Seviye kazandıkça ilim ehli insanlarla bağ kur, hocalarla istişare et, düzenli kitap okuma halkları kur. Kendin gibi onlarca insan kazan. Online halkalar da olabilir. Nikmet olan Medyayı nimete çevirin.
Son olarak; 2013 yılında düzenli kitap okuma adeti kazandım. Bunda en önemli faktör okuma menheci, zaman, cesaret ve ruhu alıştırma olduğunu gördüm. Halveti sevin, sevdirin. Bir Hira ve Sevr mekanınız olsun. Elhamdulillah, sayı vermesem de bugüne dek asla terketmedim. Buna en büyük etken şudur; anlatmak, halkalar tertip etmek idi. İlmim yok deme! Bir iki kitap okuyan işe koyulmalı. "Bir ayet de olsa tebliğ edin.." Hadisinin talebesi olun. Yoksa birikimden sonra bunda adım da atamazsınız.
Selametle, dua eder, dua beklerim.
Aynı araba, iki farklı “büyü”…
Türkiye versiyonu “Büyük düşün” diye seslenip, geniş boşlukları, köpekleri ve çocuksuz, modern yalnız hayatları ön plana çıkarıyor.
Avrupa versiyonunda ise aynı araç bol çocuklu, kostümlü, gürültülü aile kalabalıklarıyla dolu, “room for everyone” diye 7 koltuk vurgusu yapıyor.
Türkiye’ye bireysel özgürlük, çocuk yapmama, “kendi hayatını yaşa” algısı pompalanırken, kendi ülkelerinde nüfusu korumak için aile ve doğurganlık pompalıyorlar.
Oysa aynı marka, aynı araç…
Amaç net:
Başkalarının nüfusunu azaltmak, kendi medeniyetini çoğaltmak.
Modern reklam, eski sihirden daha sinsi bir araç.
Mesele köpek değil; çocuklardan kurtulmak.
TUZAK BU!
Bosch İngiltere, ABD, Hırvatistan ve Almanya reklamlarında anne, çocuk, büyükanne-baba var.
Aile, büyük aile öne çıkarılıyor.
Türkiye reklamında anne, köpeğin annesi olarak sunuluyor!
Bu reklamı derhal kaldırın @rtukkurumsal@iletisim#bosch
Tartışılan konunun reklamı beğenip beğenmemekle alakası olmadığını bilecek kadar zekaya sınırları içerisinde kalmak lazım. Bir şeyi beğenmek ya da beğenmemek tartışması, makul bir mesele çerçevesinde olur, çocukların parçalandığı bir düzlemde değil. Bu bir reklam değil, bir toplumun inadına yapılan propagandadır. Çocuklarının sokakta parçalandığı, hiçbir medeni ülkede olması dahi tahayyül edilemeyen bir mesele üzerinden kimseye had bildiremezsiniz. Toplum bu konuda hassasken, kuduzla çocukları ölürken bir firmanın böyle bir şey yapması da akıl dışıdır, tepkiyi hak eder.
🔴 Tarihçi-yazar Kadir Mısıroğlu, 7 yıl önce bugün vefat etti.
“Mustafa Kemal’e zerre muhabbeti olan cenazeme gelmesin” şeklinde vasiyeti bulunan Mısıroğlu’nun cenazesine binlerce kişi katıldı.
🔴 Tarihçi Kadir Mısıroğlu, 7 yıl önce bugün vefat etti.
Mısıroğlu, tarihçiliğini salt bir akademik uğraş değil, bir dava mücadelesi olarak tanımlamış ve bu karakterini de şu sözleriyle ifade etmişti:
"Sen bir yol mu tutmak istiyorsun? Davaların davası İslam'dır. Bizi Allah yolunda yürüyenler sevsin. Tersine yürüyenler de aman sevmesin.
Beni tanıyan herkes ya dost ya da düşman olmaya mecbur. Çünkü benim bir tarafım var, Muhammedilik..."
Perşembe Yaylası’nda maden aramasına hayır.
Herkes Norveç’e gitmek ister ama hiç kimse kendi Norveç’ine sahip çıkma derdinde değil, vatandaştan başka. Şu olağanüstü güzellikler maden tehdidi altında. Milyonlarca insanın her yaz gelip huzur bulduğu, buz gibi suyundan içip çayını demlediği, göğe bakıp rehabilite olduğu, şehitlere ev sahipliği yapan Ordu, Perşembe Yaylası yok olmasın.
ACİL !
Sine-i Kamuoyu Vicdanı
Filistinli Esraa’ya yönelik skandal ihlaller bitmiyor. Gazze’deki çocuk katliamlarına isyan ederek, ABD’ye bir mesaj vermek isteyen Esraa’nın durumu artık olağanüstü skandallara dönüşmüştür.
Dilekçelerimizle, hukuk mercilerinde çabalarımızla anlamayanlara buradan kamuoyu önünde seslenmek istiyorum.
1.Esraa’nın ziyaret ettiği esnada ailesinin evine kapıları kırarak girdiniz.
2.Ailesinin yanında kafasına plastik torba geçirdiniz. Nefessiz bırakıp, bunu tekrar tekrar yaptınız. Yani işkence ettiniz.
3.Parmaklarını sıkarak (malum yönteminizle) acı çektirdiniz.
4.Bu yaptıklarınızın video ve/veya fotoğrafını çektiniz. Kime gönderdiniz bilmiyoruz.
5.“Skandal içerikli tehdidinizi” söylemiyorum bile ama o cümleyi kullanan Türk Polis olamaz ve olmamalı.
6.Esraa’nın anne, baba ve kız kardeşini olayla hiçbir alakası olmadıkları halde deport edip Türkiye’ye giriş yasağı koydunuz
7.Esraa ve kocasını 8 ay tutuklu olarak Silivri Cezaevinde tuttunuz.
8.ABD Konsolosluğu dahi mahkemede şikayetçi olmadığı halde, Esraa ile alakası olmayan vakaları ve ekstra suçları Esra’nın üzerine boca ettiniz.
9.Dün 21 Nisan’da sabah saatlerinde Mahkeme vereceği en ağır cezayı verdi ama o kadar uzun süre tutukluydu ki Esraa, hakkında “Tahliye Kararı” verildi.
10.Mahkeme kararına rağmen Esraa’yı Silivri’de geceye kadar bırakmadınız. Kocası kapının önünde 14 saat bekledi. Gece bir polis aracı gelip Esraa’yı aldı ve bilinmeyen bir yere götürdü.
11.Tüm aramalarımız sonucunda bu sabah saat 09:00’da Ümraniye Dudullu’da (ne alaka ise) en uzak bir polis karakolunda bulduk.
12.Şimdi de Esraa’yı hala bu karakolda tutuyor ve bırakılmayacağını söylüyorsunuz.
13.Sahi “siz” kimsiniz? Tüm bunları niye yapıyorsunuz? Türk halkının size verdiği yetkiyle ve kanuna göre yapmadığınız kesin.
14.Sayın yetkililer “yeter artık” isyan ediyoruz. Bu skandallar/ihlaller zincirini durdurun.
15.Bu olayı “özel” olarak takip/icra eden ilgili memur ya da memurlar bu muazzam öfkenizi ve sıkı iş takipçiliğinizi ülkemizde dolaşan İsrailli katillere yöneltseniz sadece Türk halkına değil insanlığa büyük hizmet edersiniz
16.ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun “bunlar barbar hayvanlar hepsi öldürülmeli” cümlesiyle bardağı taşan Esraa, sadece vicdanı isyan eden ve “durdurun bu soykırımı” diyen bir Filistinli genç. Üstelik Türkiye’yi ve Türk halkını o kadar seviyor ki memurların kendisine işledikleri suçu şu ana kadar şikayet konusu etmedi.
17.Yani lafın kısası “YETER ARTIK! Esraa’ya ve ailesine zulüm son bulsun. Esraa özgür ve güvende olsun.
Herkesi Esraa için ses vermeye davet ediyorum
Okul saldırıları tüyler ürpetici. ABD’de her sene onlarca school shooting vakası olduğunu görür; bizde böyle bir şeyin olmamasına şükrederdik.
Ne olursa olsun görüntüler yaygınlaştırılmamalı, ilgi çekici ve özendirici bir dil kullanılmamalı ve yöntemleri dahi tartışılmamalı.