Çocukluğumdan bugüne kadar neredeyse hiç cuma namazı kaçırmadım. Her hafta gittim.
Ta ki hutbelerde siyaset konuşulmaya başlanana kadar…
Ta ki kürsülerden oy istenene kadar…
Ta ki cuma namazında Allah’ın ve dinimizin mesajı yerine siyasetin gölgesinde saf tutulur hale gelene kadar…
Ta ki dinimizin siyasetle, kitabımızın ise siyasi güzellemelerle birlikte anılmasına kadar…
Büyüklerimiz derdi ki: “Özürsüz veya mazeretsiz olarak iki hafta üst üste cuma namazına gitmemek büyük günahtır.”
Mazeretim var babaanne.
Günaha sokuyorlar.
Sözleşme uzatıp ondan sonra ülke tercihini değiştirebilir. Bu da sözleşme sonuna kadar yerli statüsünde kalmasını sağlar. Ama dediğiniz gibi yurt içi transferi zora sokar. Ya da transfer gerçekleşecek ondan sonra ülke tercihini yapacak.
Kazımcan Karataş, Kuzey Makedonya tercihi sonrası yabancı sayılacak.. Süper Lig içinde değeri düşer.. Avrupa için ise kapılar açılır. Galatasaray'da kalmasını beklemezken, artık transferi Avrupa'ya olur.
🗣️ TFF Başkanlığı’na aday olduğunu açıklayan Uğur Meleke’nin bazı vaatleri;
• Yabancı sınırını tarihe gömmek: 20 yılda 14 kez değiştiği için artık hiçbir ciddiyeti kalmamış, bence Türk futbolunda cehaletin simgesi olan yabancı sınırını tarihe gömmek. Onun yerine “yabancı vizesi uygulaması” getirmek. Bir yabancı futbolcunun Süper Lig vizesi alabilmesi belli bir puan toplaması koşulu oluşturmak. Sporcunun yaşı, ülkesinin FIFA sıralaması, geldiği ligin kategorisi, üst ya da alt grup millilik, geçtiğimiz sezon oynadığı müsabaka sayısı gibi kriterlere puanlar atamak. Ve totalde belli bir puana ulaşan sporcuya vize vermek.
• Ligi 16 takıma düşürmek: 16 takımlık-30 haftalık Süper Lig, 5 Avrupa bileti ve 4 küme düşeniyle son maça kadar herkesi yarışta tutacak. 240’ta 240 kaliteli müsabaka olacak hedef. Üst üste iki hafta içi Avrupa maçı olduğunda hafta sonuna lig koymama özgürlüğü getirecek. İki “kupa hafta sonu” takvimiyle, Türkiye Kupası’na olan ilgi de artabilir bu sayede.
• Lig fikstürünü serbest bırakmak: Milli maç öncesine derbi koymama saçmalığını tarihe gömmek. Tümüyle önceden atanmış derbi haftalarından vazgeçmek ve bütün takımları eşit koşullarla kuraya sokmak.
• Havuz dağılımına tribün kriteri: Halen yayın havuzunun yüzde 48’i tüm takımlara eşit, yüzde 46’sı puan primi, yüzde 6’sı da sıralama primi olarak dağıtılıyor. Benim amacım, bu üç kriterin yanına “tribün kriteri”ni de eklemek. Stadına daha fazla seyirci çeken kulüp, havuzdan da daha fazla pay almalı.
• Kulüplere teknik adam sınırı: Nasıl bir teknik direktörün bir sezonda maksimum iki takımla sözleşme yapma sınırı varsa, aynı koşulu kulüplere de getirmek. Herhangi bir sebeple bir yılda ikinci teknik adamıyla da yolları ayıran kulübe altyapı sorumlusuyla sezonu tamamlama zorunluluğu.
• Takım elbiseli holiganizme son: Ben Türk futbolunda bir “hakem sorunu”ndan çok “yönetici sorunu” olduğunu düşünenlerdenim. 6222 sayılı sporda şiddet yasasının da, futbol disiplin talimatının da yeniden yazılması, ne işe yaradığı bilinmeyen 45 günlük hak mahrumiyeti gibi komikliklerin yerini caydırıcı cezaların alması, ‘takım elbiseli holiganizm’in son bulması gerek.
• Boğaziçili/ODTÜ’li hakem kadrosu: Türk futbolunda Boğaziçili, ODTÜ’lü hakemlerin sayısını artırmak, hakemliği beşinci sanayi devrimine hazırlamak. Zaten birkaç sene içinde tüm saha çizgileri şahin gözü teknolojisiyle donatılacak. Futbol toplarında ve kramponlardaki küçük çipler sayesinde aut-korner taç-ofsayt gibi dertler kalmayacak. Temasların şiddeti hakemin saatine gelecek. Hakemlik hususunda mafyatik jargondan çıkıp, inovasyon ve bilime yönelmeliyiz hızla.
• Mill Takım primlerini kaldırmak: Milli takımın potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmek için de ciddi bir reforma ihtiyaç var. İlk iş olarak A milli takım primlerinin kaldırılarak yatırımın alt yaş gruplarına kanalize edilmesi gerek. Ulusal takımı şehir şehir dolaştırmak yerine bir ‘milli takım stadı’ ve ‘milli takım taraftarı’ kültürü de yaratılmalı.
• TFF bütçesini altyapıya yönlendirmek: TFF’nin 8 buçuk milyar liralık (yani yaklaşık 180 milyon dolarlık) giderinin dağılımını değiştirmek. Mesela 2025-26 faaliyet raporunda görünen 171 milyon liralık teşkilat gideri makul müdür? Engelli futbolu giderleri 9 milyon iken teşkilatın gideri neden 171 milyon liradır? Bu tarz gider kalemlerinin kısılması, altyapılara, sokaktaki çocuğa aktarılması gerekmez mi?
• TFF’nin personel sayısını azlatmak: TFF’nin 440 personeline mesleki yeterlik testi yapılarak sayının makul bir seviyeye çekilmesi.
Bu çok belli olan bir şeydi. Olmayacak bir iş için, İcardi gündemi sıcak tutularak, “transfer ona bağlı” mesajı verildi.
Halbuki Galatasaray gibi büyük bir takımın bu netsizlikte hayatını sürdüremeyeceği çok önceden belliydi.
Aynı şey Camavinga olayında da yaşandı. “Yabancı sınırı olmasa alınmıştı”
Hatta Saibari.
Hiç sevmediğim, haz etmediğim, doğruları söylemek yerine tepkiden çekindikleri için yalan söylemek taktiği, maalesef bu yönetimin tarzı.
Icardi'nin yeni sözleşmesi için 18 Mayıs'ta bir görüşme olmuş ve devamı gelmemiş. 18 Mayıs'tan bu yana bir hareket yoksa, Icardi'yle yolların ayrılma kararı çok öncesinde verilmiş demektir.
18 Mayıs'tan bugüne ne beklenir, ne bekletilir. Böyle bir zaman dilimi yok. 10-15 gün zaman verirsin, o arada kararını açıklarsın. Ya da yeni müzakere olur ve ortada buluşmaya çalışırsın.
Icardi sürecinde görüyoruz ki 1.5 aydır görüşme yok. Galatasaray yönetiminden de talep gitmemiş, Icardi cephesinden de.
O zaman sonuç şu. Galatasaray yönetimi "transferi" bekletmek için Icardi'yi taraftara karşı oyalama taktiği olarak kullanmış. Menajeri geç olsa da, doğru bir çıkış yaptı ve kafadaki soru işaretleri giderildi. Galatasaray tarafı ise maalesef iletişimi çok kötü yürüttü.
🗣️ Fenerbahçe Başkan Vekili Barış Göktürk: Fenerbahçe Kulübü Başkan Vekili'ni WhatsApp grubundan çıkarmak kimin haddine? Kulüpler Birliği, bizim üzerimizde bir kurum değil. Kulüpler Birliği bize hizmet etmek için var. Fenerbahçe Kulübü Türkiye'nin en büyük spor kulübüdür. Dünyanın da en büyük spor kulübüdür. Olabilir mi öyle bir şey?
@Burakeren_1987 Davidson için minimum 25 M€ tamam olabiliriz belki. Ama karşılığında kesinlikle gideceğimiz oyun ncu van Dijk olmamalı. "Bir iş var" cıların gazına gelmeden, 25-27 yaş kaliteye yönelmemiz lazım.
Yorumumu şu şekilde yapıyorum. Bu kadar dillendiriyorlarsa, bu kadar sağda solda konuşuluyorsa, hatta gazetecileri Ali Naciye “Camavinga 30 milyon Euro” diye haber yaptırıyorlarsa demek ki ufak bir ışık var.
Işığın sonunda oyuncu gelmeyi kabul ederse 50 M€ alınabilir diye düşünüyorum