Sayıştay felaketten yıllar önce uyarmış
▪️İstanbul 84 yılın en ağır yağışında sular altında kalırken, felaketin yıllar önce raporlara girdiği ortaya çıktı
▪️Sayıştay’ın 2022 tarihli Taşkın Risk Yönetimi Raporu’nda kentte 27 köprü “uygunsuz” olarak kayda geçirilmiş, yoğun yapılaşmaya açılan sekiz dere sahasına ilişkin 55 planda DSİ ve İSKİ’nin görüşünün alınmadığı tespit edilmiş
▪️Raporda, bazı taşkın alanlarında yapılaşmanın sürdüğü, kimi bölgelerin ise “Su Kanalları Koruma Kuşağı” ve “Parklar ve Dinlenme Alanları” statüsünden çıkarılarak itirazlar sonrası “Konut Alanı”na dönüştürüldüğü belirtildi. Kapalı dere yataklarının da büyük ölçüde yol olarak düzenlendiği kaydedildi
Haberin tamamı: https://t.co/yoZJZ020nD
Vadi İstanbul alanındaki fabrikaların sahipleri de bu dönüşüm projesinin ortakları oldular. Haberleri okuyunca detayları algılamak mümkün. 2012 yılında, Vadi İstanbul alanında 1 milyon 100 bin m2 inşaat yapılacağını söylüyorlar ki, merak ettim bittiğinde kaç metrekareye ulaşmış. https://t.co/LcAegtn5mN
Sapanca Dereköy'de yaşanan bir "afet" değil; ormanın toplayıp kendi deresine akıttığı yağmur suyudur. Su sadece yatağında akıyor.
"Orman manzaralı" denilerek dere yataklarına kondurulan veya göz yumulan villalar, bungalovlar ve rant projeleri hem Kuzey Ormanları’nın su rejimini tahrip ediyor, hem de insan canını doğrudan tehlikeye atıyor.
Enerji, maden, inşaat ve endüstriyel ormancılık faaliyetleriyle orman bütünlüğü parçalandıkça suyun doğal akışı afete dönüşüyor.
Dere yataklarını betona ve ranta boğmaktan vazgeçin. Hiçbir canın yanmasını istemiyoruz. Kuzey Ormanları yıkımını derhal durdurun!
https://t.co/Xs8pmdQJcZ
Şu sözleri sinirle yazmışım ama sonuna kadar doğruymuş. İletişim başkanlığında hesabımızı engelleyenler, burada yazanları dikkate alsaydı selde onca insanımız ölmeyecekti.
@omerbolatTR Bu açıklamanın dili de en az içeriği kadar sorunlu. Asıl mesele, Ticaret Bakanı’nın, devlet eliyle operasyon düzenlenen bir finansal yapıda kişisel birikimini bulundurması ve bunun normal sayılmaya çalışılması. Bu açıklama, bir savunma değil; beni eleştirmeyin mesajıdır.
Liseli öğrenci gazeteciye "sosyalizm şart" diyor, "faşizmi denedik zaten 1940'da" diyor. "Bizim talebimiz zaten sadece lise düzeyinde değil, kurumsal düzeyde. Yani hükümeti değiştirmeliyiz. Biz Macron’u istemiyoruz artık, Milli eğitim Bakanını da istemiyoruz, kendisine dikte edilen basit bir kelimeyi bile yazamıyor ama kalkıp eğitim kurumunun başı olduğunu iddia ediyor. İşte onun da gitmesi gerekiyor, anlıyor musunuz? Macron’un uzun zamandır bize beceriksiz olduğunu kanıtladığını düşünüyoruz. Dolayısıyla bugün hükümette beceriksiz birini istemiyoruz. Değişim yaratacak birini istiyoruz. Solun köklü bir kopuş gerçekleştirmesi, gençler için en uygun çözüm. " diyor. Gazeteci eylemlerdeki şiddeti soruyor "sorunun nereden kaynaklandığını anlamak gerekiyor. Örneğin bazı gençler biraz şiddet yanlısıysa, hatta gerçekten çok şiddet yanlısıysa, bu da bir kez daha, tabiri caizse, onları böyle davranmaya iten yoksulluğun, çaresizliğin bir göstergesi. Yani güzel bir aile ortamında, beş odalı güzel bir evde yaşasalardı, her gün okula giderlerdi, iyi beslenirlerdi, muhtemelen karınları tok olurdu. O zaman hiçbir sorun olmazdı. Demek istediğim, insan düzgün ve insanca koşullarda yaşadığında şiddete başvurmaz." diyor. Bu genç Macron iktidarına doğdu büyüdü, adam 2017'den beri iktidarda. Ama en önemlisi konuşabiliyor böyle ekranda:)
Müvekkilem Berna Laçin attığı bu twet nedeniyle gözaltına alındı ve emniyette sabahlıyor ama "İzmir, Yunanlılar'dan sonra ikinci kez fethediliyor" diyen Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu evinde uyuyor.
Gel de "yargı tarafsızdır" sözüne inan.
@bernalacin35_5
12 yıl görev yaptığım üniversiteden bir twit attığım için kovuldum. Hayırlısı olsun. Tarihe not düşmek için anlatıyorum neler yaşadığımı.
Sanırım girizgahı, Deniz Göktaş'ın meşhur gösterisiyle yapmam lazım. Hatırlarsınız Göktaş gösterisinin bir yerinde, 1998 yılında yaşanan ölümlü trafik kazasına atıf yapmıştı. Nitekim gözaltına alınıp yargılanmasına neden olan şakalardan biri de oydu.
Gösterinin o kısmı çok konuşulunca SolHaber, detaylı bir arşiv haber yayımlamıştı trafik kazasıyla alakalı. O habere PAT diye erişim engeli getirildi ve bendeniz, çinko vatandaş olarak buna birazcık sinirlendim. Sinirimi de son derece usturuplu dile getirdim, twitim hâlâ duruyor. https://t.co/b4gLd1qbTT
Efendim twit aldı başını gitti, 1 milyon görüntülemeye yaklaştı. Twitter'da her günün bir kahramanı olur, o gününki de bendim işte.
Aradan 1 ay geçti geçmedi, üniversitenin avukatı beni aradı. Tam da sözleşmelerin yenileceğini aydayız, kovulduğumu hemen kavradım tabii. Saat 13:30'da iki avukatın odasındaydım. Kibarca -gerçekten kibardılar- "kovuldunuz hocam" deyip gerekçe olarak alan dışı faaliyetlerde bulunmamı gösterdiler. Alan dışı faaliyetler...
Ben yüksek lisans ve doktoramı İngiliz dili üzerine değil, gazetecilik üzerine yaptım. Bundan da pişman değilim. Zaten gerçek nedenin bu olmadığını bence avukatlar dahil herkes biliyordur. Bendeniz yeri geldi temel İngilizce derslerine girdim, yeri geldi iletişim öğrencilerine Durkheim, Weber, Bourdieu anlattım, her neyse.
Avukatlara teşekkür edip odadan ayrıldım. Üniversiteyle herhangi bir sorunum yok. 12 yılım geçti orada. Binlerce öğrenciye ders verdim. Tazminatımı da son kuruşuna kadar ödediler. Her şey hukuki çerçevede gerçekleşti yani.
Dava açsam belki geri dönebilirdim ama istemedim. Youtube videolarım ve ileride atabileceğim siyasi twitler, er ya da geç başımı yine yakacaktı. Ayrıca kovulmamla ilgisi var mıdır bilmiyorum ama tehdit de edilmiştim bir kez. Gazeteci Mustafa Yıldız beni işsiz bırakmakla tehdit etmiş, okuldan ilgili amirlerime e-posta yollamıştı, Youtube'da çok konuşuyor susturun diye. O kendini biliyor.
Özetle Konya'da yolun sonuna gelmiştim ve ayrıldım. Ne yapayım, dil kursunda etli ekmek karşılığında İngilizce mi öğreteyim?
Ama her şeye iyi tarafından bakmak lazım. 38 yaşına kadar hiç ev sahibi olamadım. Kira ödemek gerçekten çok zor bu devirde, hele ki Konya gibi bir yerde. Eli yüzü düzgün dairelerin kirası 30 bini çoktan aştı valla Mevlana'nın şehrinde.
Efendim, tazminatımın üzerine biraz ekleyip çatı katı 1+1 kutu gibi ama oldukça tatlı bir daire satın aldım. Memleketim Denizli'deyim artık. Mutlu son.
Kısacası AKP, beni 38 yaşında ev sahibi yaptı. Akademik kariyerim sona erdi ama olsun. Ne demişler, dünyada mekan, ahirette iman.
Gerçekten çok duygusal bir hikaye... Cevdet Bey, tasfiye ödemelerini belirleyen Fon Koordinasyon Kurulu'nun başkanı. Özel kalemi, makamın gündemini yöneten kişi ve aynı zamanda tasfiyedeki fonların da alacaklısı. Üstelik Sayın Yılmaz bunu ancak kriz patladıktan sonra öğrenmiş :)
Halimize bakın. İstanbul’un orta yerinde bile av çetelerinin saldırısı altındayız varın ormanın içinde ne haldeyiz siz düşünün. Büyükçekmece Gölü beton yığınlarıyla kuşatılıp şehrin son su kaynaklarından biri daha yok edilirken, avcılar da şehrin son savunması olan yabanı kırıyor. Yazık ki ne kadar. @DkmpIstanbul@TCTarim@ogmistanbulobm@IBBcozummerkezi
Bilecik'in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Tepesi ve İn Mağarası Arkeolojik Kazı Alanı'nda yürütülen çalışmalarda, MÖ 14 bin 500 ila MÖ 11 bin 200 yıllarında yapıldığı değerlendirilen 25 kaplumbağa heykelciği bulundu.
https://t.co/k5skdcxztC
Vivaldi's “Winter,” visualized in a fascinating way, so that the auditory experience is even more intense; one can literally “see” the music, so to speak
Atatürk hakkında yapılan şimdiye dek gördüğüm en iyi AI video.. Videoyu yapan kim bulamadım ama mutlaka adını geçirmek gerekiyor. Mükemmel iş🇹🇷👏 Kimin yaptığını bilen varsa etkileyiversin
Timur Soykan: "Bu kadar mı aleni olur artık? Herkes 3-5 koltukta birden oturuyor.
Batuhan Mumcu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nda olduğu için karısı hakkında, kendi hakkında çıkan bütün haberlere anında erişim engeli getiriyor.
Tuşa basıyor, tak tak. Bütün haberleri engelletiyor, kapatıyor üstüne.
Bu adam o koltukta daha nasıl oturuyor? "Sonuna kadar üstüne gideceğiz." Böyle mi gideceğiz?"
Washington'tan Bay Smith, bizim günlerdir ettiğimiz kamyonlar dolusu lafı güzelce özetleyip bir A4'e indirmiş.
Otomatik çeviriciyi kullanarak mutlaka okuyun.
Devlet Denetleme Kurulunun devreye girmesi lazım diyen bu twite İstanbul 1. Sulh ve Ceza Hakimliğinin getirdiği erişim engelinden 10 gün sonra cumhurbaşkanı tarafından Devlet Denetleme Kurulunun devreye girmesine karar verilmiş :)
Nasıl üzerine gittiler mesela?
Muhalefet ortaya çıkarmadan önce;
AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevine son mu verdiler?
İhraç mı ettiler?
"163 milyonu nereden buldun" mu dediler?
Evine şafak baskını mı yaptılar?
İşbirlikçilerini ifşa mı ettiler?
Dikkat,
Fatma Betül Sayan Kaya, bu işlemleri yaparken "eski bakan" DEĞİL; ülkeyi yöneten ve tüm savunma ihalelerini bilen AKP'nin Gn. Bşk. YARDIMCISI.
Dünyanın her yerinde bu tür "insider" yani içeriden öğrenenlerin ticareti, hapis gerektiren SUÇTUR.