Sırrı Süreyya Önder için:
“Ardından BARIŞ haberini yollamak borcumuz olsun!”
Hapishanelerinden Meclis’e, TBMM İdare Amirliği’ne, sonra yeniden hapishane ve yeniden Meclis, Meclis Başkanvekilliği… “Barış” için dolaştığı Anadolu yollarında taş yağmurlarından “baş barışçılık” siyasetçisine…
Sırrı Süreyya bile böyle bir senaryoyu yazamazdı. Çünkü hiçbir hayal gücü yaşamın yaratıcılığıyla yarışamıyor…
Kökleri derindedir. Baba Ziya Önder, 1965’lerde Anadolu’da sosyalizmi toplumsallaştıran tarihsel Türkiye İşçi Partisi Adıyaman İl Başkanı. Ziya Önder, “bizde -Adıyaman’da- seçimi partiler kazanmaz, falan veya filân ağa kazanır” diyor ve halkı için mücadeleye atılıyor. Ve gelsin baskı, gelsin meydan dayağı.
Sırrı Süreyya Önder kökten şerbetli. Anlıyoruz ki siyasetindeki ısrarın, direncin, her sözünde hissettiğimiz yaşanmışlığın uzun bir hikayesi var. Sağolsun her birisi bizlere ders niteliğinde olan hikayelerinden bolca yararlandık, yararlanacağız.
Hastalandığında “geçmiş olmasını” dilerken en sevdiği sıfatı “barış emekçisi” ile selamladım. En içten temennim onunla, yıllardır fırsat bulamadığımız barış üzerine, mücadele üzerine, siyaseti ciddiyetle ama gülerek yapmak üzerine sohbeti yapmaktı, ne yazık ki olmadı.
Sırrı Süreyya “uğurlama” yazılarında derinden yaşadığı duygularını, yaşanmışlıkları, dostluklarını dile getirir, içten duygularla uğurlardı.
Yıllar öncesinden, Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri ve Türkiye Birleşik Komünist Partisi Genel Başkanı Nihat Sargın’ın ardından yazdıklarını unutamayız. Sargın, o sekiz yaşındayken babasını ölüm döşeğinde ziyaret eder. Yeni doğan kızkardeşine ağız birliğiyle Behice Boran’dan ilhamla Behice adını koyarlar.
Önder, Sargın’ı şöyle anlatır:
“81 yaşındaydı. Bütün bir ömrünü, ‘daha iyi bir dünya mümkün’ diyerek yoksulların kurtuluşuna ve aydınlığa adamıştı. Kendi hayatından bile bir hayat çıkaramamış olanlara inat, 81 yıllık ömrüne yüzlerce hayat sığdırmıştı.”
Önder 63 yaşındaydı. Acaba ondan hırsızlama şöyle yazsam kızar mıydı?
“63 yaşındaydı. Bütün bir ömrünü, ‘daha iyi bir dünyada barış içinde eşit ve özgür yaşamak mümkün’ diyerek ezilen halkların ve yoksulların eşit yurttaşlık haklarına, kurtuluşuna ve aydınlığa adamıştı. Kendi hayatından bile bir hayat çıkaramamış olanlara inat, 63 yıllık ömrüne yüzlerce hayat sığdırmıştı.”
Sırrı Süreyya için son uğurlama çok mühimdir. Nihat Sargın uğurlamasına “hayattayken etmediğiniz teşekkürü, son yolculuğuna uğurlarken edebilirsiniz” diye çağırıyor. Volkan Konak için “şerefle girdi hayatımıza, şerefle yaşadı, şerefiyle tamamladı zamanını. Şerefiyle de haşrolunacaktır inşallah.”
Yazdığı herbir içten satırı onun arkasından, onun için de söylemiş olalım. Nasıl olsa onun kadar içten ve etkili anlatamayız.
Sırrı abi, Volkan Konak için uğurlama yazısında uğurlarken “saf tutmanın” önemli olduğunu söyler. Vasiyeti yerine getirildi. Silivri’de -kendi usulümce- saf tutuldu.
Anısı bol olsun. Yıllarını verdiği, her türlü sıkıntıya katlandığı “barış”a ülkemiz tez zamanda kavuşsun. Onun arkasından yollayacağımız en büyük armağan “barış içinde yaşayan bir ülke” olacaktır.
Güle güle Sırrı abi… Seni unutmayacağız.
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47
Sırrı Süreyya için, Selahattin Demirtaş yazdı ve besteledi bu şarkıyı. Pınar Aydınlar söyledi. Sırrı Süreyya yaşadığı hak ihlalleri hapislerinde etkisiyle hastalandı ve göçtü.. Selahattin ve Pınar ise hapishanede. Ama şarkılar ‘muktedir’den daha çok sevilir …
Sırrı Süreyya Önder son oynadığı film için, “hele barışı görelim, parasını da buluruz, gösterecek yer de buluruz” demiş.
Kars’tan birçok edebiyatçının, yönetmenin, senaristin, heykeltraşın yolu geçti.
Madem öyle, barışı gördükten sonra, iş insanları, belediyeler, sanatçılar, Sırrı Süreyya Önder için bu filme omuz versin ve gösterime girmesi için destek olsun.
Barışı sağlamak nasıl vazifeyse herkese, bu da bir vasiyeti gibi duruyor. O halde, bu vazifeyi de yerine getirmek bir sorumluluktur.
Barış Treni, ‘Celal’in Treni’ ile buluşsun
🔺"Kağıtçılar neden bu kadar sever Sırrı abiyi, üçkağıtçılar neden sevmiyorsa ondan"
🔺"Köle ile efendinin yer değişmesi için değil bu ilişkiyi var eden bütün koşulları yok emek için mücadele etti"
🔺"Eğer bu ülkede bir şey değişecekse bunu sıradan insanların yapacağını Sırrı abi öğretti"
🗣️Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nden Ali Mendillioğlu İlke TV'ye Sırrı Süreyya Önder'i anlattı
🎙️ @aahmetayva
📹 Mehmet Zeki Kaya
➡️İzlemek için: https://t.co/GCSCiTduON
son anına kadar itaatsizlik ede ede gitti yoldaşlarını taksim ve gezi'ye çıkardı, barikatlar yıkıldı, devletin imamıyla değil ihsan eliaçık'la uğurlattı kendini, binlerce insanı yasta ortaklaştırıp barışı konuşturdu, düşünüp duruyorum bunları, uğurlar olsun sırrı süreyya önder🌹
Yıl Mart 2008...
Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığım Söz ve Adalet Dergisi'nde Sırrı Süreyya Önder ile yaptığımız söyleşi.... Nereden gelip nereye gittiğini görmeniz açısından bir bakın derim. (bkz. sayı 2 shf. 89) https://t.co/eE2CWBij1j
Sırrı Abi’yi kaybettiğimizi dün akşam üstü avukat görüşünde öğrendim. Vefatını Silivri Cezaevi’nde duymak, cenazesine gidemeyecek olmak o kadar üzücü ki! Başta Ceren olmak üzere tüm ailesine, sevenlerine, yoldaşlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Yeri doldurulmaz bir yoldaşımızı kaybettik. Toprağı bol olsun.
Sırrı abiyle biz 2011 genel seçimlerindeki adaylığı vesilesiyle tanıştık, seçim çalışması başlayınca partiden beni verdiler yanında. Daha ilk toplantıda farklılığını hissettirdi. Seçim afişi için fotoğraf çekimine gitmedi. Afiş için yakası açık, arkası flu, tebessüm etiiği fiyakalı bir fotoğraf getirdi. ( Güzel bir albüm kapağı olurdu öyle bir fotoğraf) Altına seçim sloganı yerine “kalbinizde barışa bir yer açın” yazdırdı. Kısa bir şok geçirdik ama afiş çok sevildi. Resmi afiş seçime iki hafta çıktı.
Sırrı Abi makam arabası kullanmaz, ihtiyaç varsa taksi kullanır, yoksa her yere yürür ve tek başına giderdi. Onu sokakta, manavda, lokantada, kahvede görebilirdiniz bir başına. Tüm seçim kampanyasını mesela 3-4 gömlek ve bir deri montla bitirdi. Çok sadeydi. Her an beklenmedik şeyler söyler, beklenmedik şeyler yapardı. Toplantı öncesi sandalyeleri birleştirip üzerinde uyurdu. O zamanlarda kaset meseleleri meşhurdu. Bir gün sohbet masasında arkadaşımız “Abi kasetin çıksa ne yaparsın” diye sordu. Sırrı Abi hınzırca “bekar adamım, utanmıyor musunuz lan çekmeye derim” dedi. Sonrası kahkaha tufanı.
Gezi’de partinin parkta olmasını ısrarla savunan isimlerin başındaydı, emeği büyüktür. Gezinin ilk günü 28 Mayıs’ta öğleden sonra parkta 50-100 kişiydik, polis yüzümüze böcek ilacı sıkar gibi gaz sıkıyordu. (Kırmızılı kadın fotoğrafının çekildiği an). Aradık, Sırrı Abi hemen geldi. O dönem başlayan çözüm süreci sebebiyle, bakanlarla direkt teması vardı. Adalet Bakanını aradı, polis çekildi. Akşamında parktaki sayımız 5-10 bini buldu. Sırrı Abi’nin o hayati müdahalesi olmasa, Gezi orada sekteye uğrayabilir, ivmesi düşebilirdi.
Gülen Cemaati yargıyı bir sopa gibi kullanıp öğrenciler tutuklamaya başlarında öğrencilerin yanında duran kişilerden biriydi. Davaları takip ediyordu, hatta tutuklamaları protesto için saçlarını sıfıra vurmuştu. Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül’le özel olarak ilgilenmişti. Cihan’ın Adıyamanlı oluşu da bundan etkiliydi sanırım.
2014 yerel seçimlerinde Sırrı abi İstanbul belediye başkan adayıydı. Ben de Beşiktaş adayıydım. Yine beraber çalıştık. Ancak sokakta bir şey değişmişti, sokakta sanki Fight Club filminin ana karakteri Tyler Durden’la geziyorduk. Her yerde işçi sınıfının, ezilenlerin en dibindeki insan kitlesi koşarak Sırrı Abi’ye sarılıyordu.
Ben Diyarbakırlıyım ama bende memleket hassasiyeti pek yoktur. Sırrı Abi Adıyamanlı, Adıyaman pek bir özelliği olmayan, kenarda köşede kalmış bir yer. Buna rağmen acayip bir Adıyaman sevgisi vardı. Toprakla, memleketle ve insanıyla kurulan bağ açısından çok öğreticiydi.
Sırrı abi herkesle iletişim kurabilir, siyasi-diplomatik iletişim yeteneği de yüksek biriydi. Memleket insanını çok iyi tanırdı. Dev bir hikaye hafızası vardı. Her konuyla ilgili anlatacak bir masalı vardı onda. Mütevazi, hazır cevaptı. Hep güleryüzlüydü.
Hiç unutmuyorum Sırrı Abi Gezi’de “biz şimdi hiçbir şey eskisi olayacak deyip, her şeyi yine eskisi yapmaya devam edeceğiz demişti.” Umarım bundan sonra Gezi’den ve Sırrı Abi’den öğrendiklerimizi hayata geçirebiliriz.
Uğurlar olsun, yattığın yer seni incitmesin Sırrı Abi.
#SırrıSüreyyaÖnder
Ahmet Saymadi
Marmara 5 Nolu L Tipi Cezaevi
F-10 SİLİVRİ - İSTANBUL
Sırrı Süreyya Önder olmasaydı, böyle de siyaset yapılabileceğini hiç bilmeyecektik. En zor yollarda gülümsemesini feda etmeden, hatta en soğuk kalpleri bile gülümseterek yürüdü. Sözü ona en benzemeyenlere de dokundu hep. Kimseye benzemedi, kimse gibi olmadı, korkarım kimse de onun gibi olamayacak.
İddialara göre gözaltı değil, açıkça işkence!
Şu an gözaltında 69 kişi bulunuyor. Aralarında 3 çocuğun da olduğu bu kişilerin tamamına yakını, bir kişi hariç, darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltı işlemleri sırasında polislerin doktor muayenesine birlikte girmesi nedeniyle, sağlık raporlarına darp ve cebir izleri yansıtılmadı.
Ancak pazartesi günü Hamidiye Etfal Hastanesi’nde yapılan ek muayenede, avukatların müdahalesiyle polislerin içeri girmesi engellendi ve çocukların maruz kaldığı darp, cebir ve kötü muamele açıkça raporlara geçirildi.
İddialara göre çocuklar uzun süre ters kelepçeyle, ıslak zeminde, insan onuruna aykırı şekilde bekletildi. Bu uygulamalar Anayasa’ya, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne açıkça aykırıdır.
Bu bir güvenlik uygulaması değil, sistematik şiddettir.
Kolluk güçlerinin görevi, suçlu ilan etmek değil; hakları ve insan onurunu korumaktır. Çocuklara ve gençlere reva görülen bu muamele insanlık suçu niteliğindedir.
İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nü göreve çağırıyoruz:
Sorumlular derhal tespit edilmeli, işkence ve kötü muameleyle ilgili etkin soruşturma başlatılmalı, bu suça ortak olan herkes hakkında gereken cezai ve idari işlemler uygulanmalıdır.
Biz parti devleti istemiyoruz!
Biz halkın, hukukun ve vicdanın polisini istiyoruz!
"Biz burda bir şahsiyetle değil zihniyetle mücadele ediyoruz. Sadece biz değil; Çorlu'da liyakatsizlik yüzünden hayatını kaybeden insanlarda, deprem bölgesinde usulsüzce yapılan binalarda hayatını kaybedip kefensiz gömülen insanlarda, Aladağ'da iktidarın göz yumduğu kaçak cemaat yurdunda cesetleri kilitli yangın merdivenin önünde bulunan çocuklar da ne trajikomiktir ki saraylarında yaşayanların kaderine hep ölüm biçtiği işçiler de hepimiz bu zihniyetin kurbanıyız."
İçerinde abimin de olduğu, 7 kişinin katledildiği Hendek İşçi katliamının 3. Yıldönümünde söylemiştim bunları.
Sözüm sözde değil; ihmalle, usulsüzlükle, hukuksuzlukla katledilen herkes annemdir, babamdır, abimdir, kardeşimdir. Çünkü dediğim gibi;
"Hepimiz parayı, siyasal ikbali, rantı insan hayatının önüne koyan bu cinayet düzeninin kurbanıyız."
Bizi öldüren aynı.
#6subat2023
#DepremiUnutma
#UnutmadıkAffetmeyeceğiz
Bu ülkede can işte böyle değersiz. Bir şey olunca haberlere çıkar konuşulur. @BEDASDestek@bedaskurumsal can ve mal güvenliğimden 3 gündür bu kurum sorumludur. Gereğinin yapılmasını istiyorum.
@BEDASDestek@bedaskurumsal aynı zamanda can ve mal güvenliğimiz için de bu kurum sorumludur, elektrik kaçağı var ne olmuş bilmiyoruz, trafomuz patlamış düzgün açıklama yapam yok. Çağrı merkezi bir paravan gibi kaydınızı aldık teşekkürler dışında bir işlevi yok+++
Tek diyeceğim allah kimseyi @BEDASDestek@bedaskurumsal eline düşürmesin, hayatımda böyle bir rezillik görmedim, kış ortasında 3 gündür elektrik yok ama daha kötüsü muhattap da yok. !!!!!!!!! Tez vakitte el değiştirsin dualarım bu kurumla..
@BEDASDestek perşembeden beri elektriğimiz gelmediği gibi belki 100 kere aradığımız 186’daki müşteri hizmetleri aldık durumunuzu ekiplere bildireceğiz diyor. Diğer sokakta ekipleri görüyoruz abi bizim sokakta elektrik sıkıntısı diyoruz yooo bize denmedi diyor. Bu ne iş?!!!!!!