Demirtaş’ı sevenlere sesleniyoruz…
10 yıldır bir hücrede tutulan bu adamı özgür bırakma vakti çoktan geldi.
Herkes sayfasında paylaşsın,
“Selahattin Demirtaş’a Özgürlük” desin.
@karabiyikbaris Gerçekten bu adam aptal ya
GS https://t.co/HXG3NEtmiDğunu nasıl kutladı gs bayraklarıyla milli maç değil ki
Kızı torpille mecliste işe koymuş
Amed spor da torpil ile kazandı sanıyor kendinden biliyor cambaz
4 Kasım 2016’dan bu yana…
9 yıl, 5 ay, 22 gün
3.460 gün
83.040 saat
Bir insanın hayatından geçen zaman bu.
Bir çocuğun büyümesi,
bir annenin yaşlanması,
bir ömrün sessizce eksilmesi…
Kardeşim hâlâ rehin.
#SelahattinDemirtaşaÖzgürlük
@cnnturk@adalet_bakanlik@abakingurlek@ahmethc Sayın bakanım Batman'ın en büyük kannat öndrei olan sayın SÜLEYMAN BAĞDU davasının da takipçisi olacakmısınız çünki bülgede adalete olan güvenin zedelenmesine neden oluyor çünki zanlılar ortalıkta geziyor buda bülgede ciddi bir güvensizlik ve endişe yaratıyor ilgi ve bilginize
#ŞeyhSüleymanİçinAdaletİstiyoruz
ADALET SADECE BİR KARAR DEĞİL, TOPLUMUN VİCDANIDIR
2006 yılında Batman’da meydana gelen Şeyh (Süleyman Bağdu)’nun katledimesi olayının aradan geçen
20 yıla rağmen hâlâ aydınlatılamamış olması ve gerçek suçluların cezalandırılmamış olması toplumun ve ailenin hafızasında derin bir yer tutmaktadır. Bu süreç, yalnızca bir ailenin değil; aynı zamanda geniş bir çevrenin ve toplumun ortak vicdani meselesi haline gelmiştir. Geçen zaman, acıyı azaltmak yerine adalet beklentisini daha da büyütmüştür.
Şeyh Süleyman Bağdu’nun hayatı boyunca benimsediği değerler; barışı önceleyen, sevgiyi esas alan, insanı merkeze koyan ve birleştirici bir anlayışın en güçlü örneklerinden biri olmuştur. O, yalnızca bir isim değil; bulunduğu toplumda uzlaştırıcı kimliğiyle bilinen, kırgınlıkları yatıştıran, insanları bir araya getiren ve sevgi diliyle yol gösteren saygın bir şahsiyetti. Sahip olduğu itibar; unvandan değil, vicdani duruşundan ve insanlara olan yaklaşımından kaynaklanıyordu.
Böylesine bir kişiliğin ardından yaşanan bu olayın etkisi, toplumun geniş kesimlerinde derin bir iz bırakmış; adaletin yerini bulmasına yönelik beklentiyi her geçen gün daha da artırmıştır. Ancak aradan geçen 20 yıla rağmen davanın hâlen kesin bir sonuca bağlanamamış olması ve gerçek suçluların cezalandırılmaması ailenin ve kamunun vicdanında derin bir yara oluşturmaktadır. Sürecin uzaması, adaletin zamanında tecelli etmesine yönelik beklentiyi daha da derinleştirmektedir.
Toplumda zaman zaman, olayın tüm yönleriyle aydınlatılamadığına ve sorumluların tamamının yargı önünde hesap verip vermediğine ilişkin çeşitli değerlendirmeler dile getirilmektedir. Bu tür değerlendirmeler, adaletin tam anlamıyla sağlanmasına yönelik beklentinin bir yansımasıdır. Buna rağmen, ailenin tüm bu geçen zamana karşın adalete olan inancını ve umudunu koruması, hukuk devletine duyulan güvenin en anlamlı göstergelerinden biridir.
Hukuk devletinin en temel dayanağı olan adalet; yalnızca verilen kararlarla değil, bu kararların zamanında, şeffaf ve hakkaniyete uygun şekilde verilmesiyle anlam kazanır. Bu noktada;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.141 ve
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6
kapsamında güvence altına alınan hakların etkin şekilde hayata geçirilmesi, yalnızca hukuki bir yükümlülük değil; aynı zamanda toplumsal güvenin korunması açısından da büyük önem taşımaktadır.
Uzayan yargı süreçleri, yalnızca tarafları değil; toplumun adalete olan güvenini de doğrudan etkilemektedir. Çünkü adalet geciktiğinde, yalnızca bireylerin değil; toplumun vicdanı da yara alır. Oysa adaletin zamanında tecelli etmesi, hukuk düzenine olan inancı güçlendiren ve toplumsal barışı pekiştiren en önemli unsurlardan biridir.
Bu süreçte dile getirilen beklenti; yargı makamlarının yürüttüğü sürece duyulan saygı saklı kalmak kaydıyla, dosyanın tüm yönleriyle ele alınarak, hukuka uygun, tarafsız ve makul süre içerisinde sonuçlandırılmasıdır. Verilecek kararın; yalnızca hukuki bir sonuç doğurması değil, aynı zamanda toplum vicdanında karşılık bulan bir adalet duygusunu da tesis etmesi en doğal ve en meşru beklentidir.
Bu ifadeler herhangi bir kişi ya da kuruma yönelik suç isnadı veya kesin hüküm içermemekte olup; yalnızca bir ailenin yıllardır süren bekleyişi ile toplumun ortak adalet duygusunun güçlü bir ifadesidir.
Ve unutulmamalıdır ki;
adalet sadece mahkeme salonlarında verilen bir karar değildir.
Adalet, bir ailenin sabrında, bir toplumun vicdanında ve kaybolmayan umutta yaşar.
Aradan yıllar geçse de, hakikat arayışı sona ermez.
Umut tükenmez.
Ve adalet, gecikse bile, mutlaka yerini bulması beklenen en temel değerdir.
@abakingurlek@RTErdogan@adalet_bakanlik@HSKKurumsal@HakanFidan@barolar@burhanduran@mfatihkacir@TCYargitay