Olay bilinse de eşine az ratlanır bir fotoğraf serisi oldu. Şanlıurfa’da çektiğim bu karede saksağan üvey yavrusu tepeli guguk kuşunu besliyor. Şahaneydi belgelemek💚
18 yaşındaki bir genç kız dün akşam baygınlık geçirince annesi hastaneye götürdü. Saçları avuç avuç dökülüyor. Bakımsızlık ve yetersiz beslenme artık bedenine yansımış durumda. Doktor "İyi koşullarda bakılması gerekiyor, durumu kötü" diyor, yapılan testlerin sonuçları 15 gün sonra çıkacak. Verem olma ihtimali yüksekmiş.
Yaşadıkları ev farelerin cirit attığı, bir ailenin yaşamaması gereken bir yer. Başka bir eve taşınma ihtimalleri yok, günlük işlerle geçiniyorlar ve bu evin kirasını da güçlükle ödeyebiliyorlar. Ev sahibinin aileyi çıkarmasını şimdilik durdurabildik. Günlerdir buraya yazmamak için bu durumu ilgili devlet ve yerel kamu kurumlarına anlattım. Şimdi gerçekten bu evin önüne gidip çığlık atmadan önce, evin çatısını onarın, etrafını temizleyin. Fare deliklerini kapatın. Bu genç kızın ve bu evde yaşayan ailenin insan onuruna yakışır koşullarda yaşamasını sağlayın @Cekmekoybeltr@tcailesosyal #YoksullukİnsanHaklarıİhlalidir
Gsm operatörleri ve internet sağlayıcılarına geriye dönük 30 yıllık denetim yapılsa, 5 Türkiye inşa etmeye yetecek kadar paranın halktan haksızca çalındığı ortaya çıkar. Tek bir siyasetçi bile bunlarla kavgaya, burayı deşmeye cesaret edemiyor.
Kırgızistan'dan en sevdiğim video bu oldu. Acayip tarih dolu bir tarlaya yalnız dalıyorsunuz. Her yer petroglif her yer balbal. Bir kısmı Göktürklere ait
Üniversiteden alınan şey sadece diploma değildir. Orada kazandığınız eleştirel düşünme, bilimsel bakış açısı, sorgulama kültürü ve farklı insanlarla etkileşimdir.
Sorun üniversite değil, içi boşaltılmış üniversiteler. Gerçek anlamda iyi bir üniversitenin yetiştirdiği biriyle konuştuğunuzda, eğitimin insana ne kattığını fark edersiniz.
Derin taluyu üniversite okumak istemediğinde linçleyenler sütçü imamdan mezundu. Senin girdiğin sınavda sana benim dedemi sordular demişti kız. Yemin ederim daha iyi bi kapak hatırlamıyorum. Kast sistemi bazen çok mantıklı geliyor bana ya
Kuyumcuya toplu Altın bozdurmaya gidince “Neden bozduruyosunuz, hayırlı bir iş mi ev mi araba mı?” sorularına bu yüzden maruz kalıyoruz.
Kuyumcuların önlem için sordukları soruları işgüzarlık olarak görmeyelim lütfen.
Bizim ev araba almamız adamların zerre umurunda değil. Sadece müşterilerini koruma çalışıyorlar.
📌 Bulgar yazar Sophia Proneikos,
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde en etkileyici bulduğu anları paylaştı:
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar,
çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
@Pergament_F
İstanbul metrosunda bir genç, NATO’yu sözlü protesto ediyor.
Tam bu esnada sivil polis olduğunu söyleyen bir şahıs ve metro güveliği gence müdahale ediyor.
Ama dikkat ederseniz “boynunu kıracak seviyede” arkaya çekiyorlar adeta gence işkence yapıyorlar!
Üstelik böyle bir yetkileri yok! Bu olayın sonuna kadar takipçisiyim! Kimse bir gence böyle müdahale edemez!