duygusal zekası düşük veya gelişmemiş insan benim için cehennemdir.
neyi başarmış, hangi yollardan geçmiş olursa olsun, insanın içine bakamayan, insanın içini göremeyen hiçbir şey görmemiştir.
O’ndan gelecek olan her türlü hayra muhtacız. Bizim zorlarımızı kolaylaştırsın, imkansız gibi görünenlerimizi “ol” deyip oldursun, umutsuzluğa düştüğümüz vakit umudumuzla ayağa kaldırtsın, bizi sevsin ve sevindirsin. amin.
Reading a book and coming across a character's name that you don't know how to pronounce, so for the rest of the book, every time you see it, your brain just goes ‘skdjfkskakfk.’
Me encanta esa sensación cuando estás leyendo un libro y de repente el título encaja, entiendes por qué se usó y qué significa exactamente. Tan satisfactorio.
Birisi şey diyordu, “ileride en büyük zenginlik, iyi hissetmek olacak”. “Radyoda sevdiğin şarkının denk gelmesi”, annenin o akşam sevdiğin yemeği yapması, arkadaşlarınla dışarıda tatlı yemek vsvs. Uyaranlara ne kadar az maruz kalırsan, bunlar o kadar çok zevk verecek sana. Dolayısıyla ileride en zengin insan, duyularını teknolojinin bombardımanına en az maruz bırakan insan olacak. En zengin insan, bir şeyin hissini, tadını, rengini, kokusunu duyabilen, zevkini en çok yaşayabilen insan olacak.
Yanlış yolun doğru adımı olmaz;
olsa da yanlışı çoğaltır
sahîh bir sonuca varmaz.
Denildiği üzere,
istikâmeti yanlış olan bir trenin içinde
doğru yöne adım atmaya çalışmak
bir tür kendini kandırmak,
vicdanını susturmak,
aklını bastırmaktır.
Niyet, sîret ve akıbet;
ve dahi nisbet.