kendime acımayı bıraktığımdan beri günler “acaba bugün nasıl geçecek” diyen bir merakla başlıyor, ama yormayan, mırıl mırıl bir merak. acaba bugünün güneşiyle neler göreceğim. yüzüm nelere sevinecek. gerçekten ağlayasım geliyor, keşke uzun bir yürüyüşte bunları birine anlatsam.
henüz karşılaşmadığım ama evi daha çiçekli, daha ışıklı, yaşamı daha çok seven ve kendiyle arası daha iyi olan, sesinde kuşların olduğu, çocukluğuna benzeyen, halinden daha memnun uyanan bir “ben” olduğunu bildiğim ve onunla karşılaşacağıma çok inandığım için yaşıyorum biraz da.
gördüğü bir güzelliği anlatırken olduğundan daha da güzelleştiren insanları; kendine ait bir dünyası ve heyecanları olan ve kendini unutacak kadar tutkulu insanları seviyorum.