Trabzon'un Of ilçesinde 17 yıl önce kaybolan 9 yaşındaki Yusuf Kazdal’ın babası:
▪︎ Oğlum Yusuf, 2009 yılında saat 10.00 sıralarında annesine dışarı çıkacağını söylemiş. Annesi de ondan çöpü atmasını istemiş. O da çöpü almış çıkmış, ben de inşaatta çalışıyordum. Öğle yemeğine eve geldim. Eşim Yusuf’un eve gelmediğini söyledi. Ben de 'Çocuktur, gelir' dedim. İşe geri döndüm keşke dönmeseydim.
▪︎ Akşam eve geldiğimde Yusuf hala yoktu. Yusuf’u aramaya başladık. Nerelere gittiğini arkadaşlarına sorduk. Onlar da saat 14.30’da Yusuf’un eve gitmek için yanlarından ayrıldığını söyledi. Saat 19.00’larda marketin önünde bir arkadaşım onu görmüş. Belediyeye ilan verdim.
▪︎ O zamanlar bir subay vardı. Sabah olunca beni yanına çağırdı. Dere kenarında bir pantolon bulduğunu söyledi. Pantolon çok b��yüktü, Yusuf’a uygun değildi ve zaten onun da değildi. Yusuf’u benden daha çok görüyordu. Neyi kapatmaya çalıştı bilinmez.
▪︎ Evimizin köşesinde manav vardı. Manavın kamerası bir gün öncesinde çalışıyor ama Yusuf’un kaybolduğu gün çalışmıyor. Hesapta araştırmışlar, öyleymiş. O gün kameranın çöktüğünü söylediler.
▪︎ Bunlar aklımızda bir soru işareti oldu. Dosyamız kapanmış değil, savcımız araştırmalarına devam ediyor. İnşallah bir sonuç çıkar
▪︎ Tunceli Valisi bizim eski kaymakamımızdı. O zaman bizimle çok ilgilendi. Şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başbakandı. Milletvekili Abdulkadir Kart bizi telefonla Cumhurbaşkanımızla görüştürdü. Cumhurbaşkanımızla telefonda 10 dakikadan fazla görüşmemiz oldu. O soru sordu ben de cevapladım.
▪︎ Telefon görüşmemiz bittikten sonra kapımız çaldı. Bir de baktım ki, o zamanın kaymakamı Tuncay Sonel geldi. ‘Aferin, sen balığı baştan yakaladın’ dedi. Biz de onu içeri davet ettik.
▪︎ ‘Balığı baştan yakaladın’ demesinin ne anlama geldiğini bilemiyorum. Bize o dönem ne derlerse inanıyoruz. Başımıza böyle acı bir olay geldi. O dönem bizimle ilgilendi.
▪︎ Eşimin kafası dağılsın diye iyilikleri de olmuştu. Ancak iyilik miydi yoksa bir şeylerin üzerini kapatmak için miydi; onu da bilemiyoruz. Şu ana kadar şüphem yoktu. Tuncay Sonel ile babası vefat ettiğinde konuşmuş, mesajlaşmıştık.
▪︎ Şimdiki olayları duyunca benim de canım sıkıldı. Acaba diyorum öyle midir? Yine de inanamıyorum. Benim bir ümidim var. O da bana pantolonu gösteren subayın ifadesidir. 'Onun ifadesi alındı' dediler ama alınmadı. Subay olduğu için çekimser kaldık. Herhangi bir olay olur diye sesimiz çıkmadı ama Allah bilir.
▪︎ Bizim dosyaya el atılırsa memnun oluruz. Belki yurt dışına kaçmıştır, 18 yaşından sonra gelir ama yok. 18 yaşında, eve oğlum için seçmen kağıdı bile geldi ama o gelmedi."
Fatih yoğun bakımda, ölümle yaşam arasında mücadele ederken annemle aramızda geçen bir anı anlatmak istiyorum.
Fatih ölmeden iki gün önce annemin ayağı kırılmıştı; alçıdaydı ve yürüyemiyordu. İlk haberi alınca babamla hastaneye koştuk, annem evde kaldı. Hastanede sabahladık. Doktorun umutsuz konuşması üzerine sabah annemin yanına döndüm. Ona bu haberi nasıl anlatacağımı bilmiyordum.
Eve girdiğimde annemin Fatih’in kıyafetlerini yıkadığını gördüm.
“Fatih eve gelince giysin,” dedi.
Dayanamadım,
“Anne, yaşayacağını mı düşünüyorsun?” dedim.
“Tabii ki yaşayacak,” dedi. “Gelecek, bunları giyip yatağında yatacak.”
Doktorun söylediklerini anlatamadım. Atar damarının kesildiğini, organlarının ağır hasar aldığını 12 kere bıçaklandığını söyleyemedim. Gittim, ağlaya ağlaya Fatih’in çamaşırlarını astım. Akşamına Fatih’i kaybettik.
Şimdi sizden ricam: Lütfen paylaşımlarımı sadece okuyup geçmeyin. Paylaşın, beğenin, yorum yapın. Bu davada kamuoyunun desteğine ihtiyacım var.
2. Duruşma:
📍 28 Ocak – 14.30
📍 Ankara Adliyesi, Söğütözü Ek Hizmet Binası
Lütfen ses olun. 🙏🏻
#Fatihacaciicinadalet #FatihEmsalOlsun
#şöyleki #KarneGünü #KademeArtıkŞart
@siyahsancakx ‘Yan baktı’ ne demek?
Bir bakış bir canın gerekçesi olabilir mi? Küçücük bir kafadaki bu çarpık ve garip erkeklik kodlarının kaynağı ne?
Bu ergenlik, gençlik değil.
İlimden, bilimden, merhametten kopmuş bir zihin..
17 yaşındaki Atlas'ı öldüren 15 yaşındaki şahsın ifadesi ortaya çıktı. (DHA)
"Olay tarihinde A.A.H., S.Y., ve M. isimli arkadaşlarım ile birlikte Güngören'de bir kafeye gittim.
Kafeden çıktığımız sırada, kafeden çıkan başka bir grup içinde bulunan, olay sonucunda ismini öğrendiğim Atlas Çağlayan isimli şahıs bana 'ne bakıyorsun' diyerek küfretti, üzerime geldi.
Ben de üzerimde bulunan bıçağı çıkartarak salladım. Karnına bir kez bıçağı vurdum. Sonrasında çocuğu yere yatırdılar.
Yanımda bulunan arkadaşlar da beni darp ederek bana hakaret ettiler. Ben orada beklemeye başladım.
Arkadaşım A.A.H., bana bıçağı vermemi söyledi ben de bıçağı ona verdim. Bıçağı elinde tutarken kafede bulunanlar bıçağı yere atmasını söylediler. O da bıçağı yere attı.
Polisler geldiğinde beni kafede yakaladılar. Bıçağı teslim aldılar. Daha önce Atlas Çağlayan'ı tanımam suçlamaları anlattığım hali ile kabul ederim."
İstanbul'da Atlas Çağlayan'ın 15 yaşında bir çocuk tarafından öldürüldüğü olayda restoran sahibi:
— Göğüs kafesinden bıçaklamışlar. Yarası çok derindi, kanamayı durduramadık.
— Defalarca ambulansı aradık. 40-45 dakikada geldi ambulans.
— Adli bir vaka olduğu için müdahale de edemiyorsun. Çocuğu hastaneye de götüremiyorsun.
— Buradaki arkadaşlar herkes müdahale etti. Çok uğraştık ama maalesef kurtaramadık. Tampon yapmaya çalıştık.
— Ama maalesef kanı çok durduramadık. Hastanede ameliyata almışlar, sonra da vefat etmiş.
@itsmegamzi Bu durum korkunç bir sosyakültürel dejenerasyon oluşturacak. Sistem hep eksiksin diyor hep onaylamıyor aslında. Sende şu standart dışı. Yapay ve değişken standartlarla.Kompleks ve kabul görme kaygısı ise her şeyi yaptırır maalesef. İnternetin fişini çekmek fena fikir değil sanki
Mevzular Açık Mikrofon'un 'doktorlar' bölümüne konuk olan genç:
"İktidara gelmeyi vaat eden partilerin vekillerisiniz. Aranızda hiç Çapa'ya, Cerrahpaşa'ya giden oldu mu?
Buna yol açan 25 yıllık zihniyetin temsilcileri geldi, muhalefetten kimse gelmedi."
Üstelik bu rol bir idol tarafından “ödüllendiriliyorsa”, etkisi çok daha geniş oluyor.
Sinemada karanlık karakterler elbette var. Ama onları romantik bir sunumla milyonların idolü olan Çağatay Ulusoy üzerinden parlatmak şiddeti cazip ve çekici göstermekten başka bir şey değil.
Açıkçası Çağatay Ulusoy���un tüm işlerini takip etmiş ve onu çok beğenen bir izleyici olarak Eşref Rüya hakkında söylemek istediğim çok şey var. Eşref karakterini Çağatay Ulusoy gibi bir tercihle “ödüllendiren görünümü” görmek beni derinden rahatsız ediyor.
Bunlar sadece dramatik sözler değil; kadın cinayetleri ve cinsiyet temelli şiddetin gölgesinde yaşadığımız bir toplumda toplumsal hafızaya işleyen, normalleştirme riski taşıyan ifadeler. Medya ve popüler kültür normları yeniden üretir.