“Önümüzdeki maçlara bakacağız” lafını sevmiyorum hocam. Bir kere de puan hesaplaması yapmadığımız bir etkinlik izlesek keşke. Eskisi yenisi 650 tane marş yapıldı be abi. Baktığında yedekler dahil futbolcu başına 30 marş düşüyor. Öyle gazdaydık yani. Şöyle olsaydı böyle olurdu, şu olsaydı bu olurdu muhabbetlerinden bıktık artık. Bir haykırışlık mutluluğumuz vardı bugün, onu da önümüzdeki maçlara bıraktık. Hayırlısı…
Ne kadar inatçıyım?!
Bir arkadaşımla bir ay sonunda ondan daha fazla mekik çekebileceğim konusunda iddialaştık ve kendisi güncelde benim 2 katım kadar mekik çekiyor 🥲 Şuan kendime 1 aylık program takibi için max min takip edebileceğim bir site yaptım ve veri doldurarak ++
gel beraber toparlayalım, seni kaybedemem, gel oturup konuşup halledelim,denmesini istiyorum.Yalnız hissetme, beraber gidelim, ben ne olursa olsun buradayım gitmiycem diyip gitmemesini istiyorum,artık tek taraflı çabaya inancım kalmadı
Biten dostlukların ardından da yas tutar insan. Gençliğin o hesapsızca birlikte vakit geçirdiğimiz zamanlarının yerini, hayatın her dakikasını hesapladığımız daha aritmetik bir düzen almıştır.
Yetişkinlikte dostluklar, romantik ilişkiler gibi büyük dramalarla değil; yoğun iş temposu, mesafeler ve hayat koşturmacası arasında sessizce, kopuk kopuk ertelemelerle tükenir. Azar azar eksilir ilişkiler. Toplum aşk acısına büyük anlamlar yüklerken, bir zamanlar bizi en iyi tanıyan dostlarımızı kaybetmenin yarattığı bu sessiz hüznü görmezden gelir.
Bugün sosyal medya sayesinde birbirimizin hayatından haberdar olsak da, aslında duygusal olarak birbirimizden uzaklaşıyoruz; çünkü modern hayat bizi her anımızı verimli kılmaya zorluyor ve dostluğun temeli olan "birlikte plansızca vakit geçirme" özgürlüğünü elimizden alıyor. Bu yüzden, tüm bu koşturmacanın ve yorgunluğun arasında bir arkadaşın bizi çıkarsızca araması, yetişkinliğin maskelerinden sıyrılıp gerçek kendimizi hatırlamamızı sağlayan en değerli direniş.
Şairin dediği gibi : ‘ Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak’.
şu yazılım sektörü her şeye para olan her şeye sahip çıkar ben ben atlar ama sırf bir projede yazılım projeinde oldu diye içeride olan Iraz a çıkmaz susar
Yazık
Neyse ben varım
#iraziçinadalet
İşe girdiğiniz şirkette siz girmeden 2 sene önce bir proje mi yapıldı? Yazılım bitti, tamamlandı, yayınlandı. Bütün bunlar olup bittikten sonra da siz girdiniz. Hiç elinizi sürmediniz, bir tek satır bile kod yazmadınız.
O zaman siz de aylarca hapis yatabilirsiniz.
Evet evet, o sürede hiç çalışmamış, o projede hiç bulunmamış olsanız bile.
Çünkü ortada bir hukuk yok. Bir adalet yok. Bir kumpas var.
Anlatıyorum.