Aşık Mahzuni Şerif canlı yayına bağlanıyor ve Mihriban Şairi Abdurrahim Karakoç için yazmış olduğu şiiri okuyor, Mahzuni'nin inceliği ve Karakoç'un mahçubiyeti, eskiler... Siz neden bu kadar güzeldiniz?...
Bakanlığımız ve TÜBİTAK iş birliğiyle düzenlenen Lise Öğrencileri Arası Enerji Verimliliği Proje Yarışması’nın sonuçları belli oldu. Yarışmanın kazananları, 57 yenilikçi proje arasından seçildi.
Dumlupınar Bilim ve Sanat Merkezi, konut kategorisinde "Âtıl Tekstilden Nano-Gümüş Selüloz Kompozit: Enerji Verimliliği ve Küf Dirençli Akıllı Panel" projesiyle birincilik ödülünü,
Şehit Fatih Satır Bilim ve Sanat Merkezi, tarım kategorisinde "Tarımsal Sulama Göletlerinde Sürdürülebilir Su Yönetimi için Büyük Veriye Dayalı Tahmin ve Yapısal Optimizasyon Modeli" projesiyle ikincilik ödülünü,
Aysel Selahattin Erkasap Sosyal Bilimler Lisesi, ulaşım kategorisinde "Şehir İçi Trafikte Bekleme Sürelerini Azaltmaya Yönelik Matematiksel Tabanlı Enerji Verimliliği Modeli" projesiyle üçüncülük ödülünü,
Karatay Bilim ve Sanat Merkezi, konut kategorisinde "Güneş Paneli Verimliliğinin Soya Parafini Baryum Sülfat Kompoziti ile Artırılması" projesiyle jüri özel ödülünü almaya hak kazandı.
Lise Öğrencileri Arası Enerji Verimliliği Yarışması ile birlikte eğitim kurumlarında enerji verimliliği konusunda farkındalığı artırılarak yarının güçlü Türkiye'si için enerjisini verimli kullanan, çevreye duyarlı ve yenilikçi bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz.
Başvuru yapan, dereceye giren ve fikirleriyle geleceğimizi aydınlatan tüm öğrencilerimizi yürekten tebrik ediyoruz.
#EnerjiVerimliliği
Öğretmenlik mezunu ve en az 5 yıllık polisler büyük okullara müdür yardımcısı olarak atansın,
Okul güvenlik komisyonu başkanı olarak tam yetkili olsun.
❝Babam 1973 yılında Almanya'ya geldi ve emekli oluncaya kadar Duisburg'da çelik sektöründe çalıştı. Her zaman dakik, görev bilincine sahip ve Ruhr bölgesinde iş bulduğu için minnettardı. Daha sonra kendisi gibi Türkiye'den Duisburg’a gelen genç bir kadına aşık oldu. Kısa süre sonra Almanya'da evlendiler. Babam işe gidiyor, annem tam zamanlı bir ev hanımı olarak çalışıyordu. Kardeşlerim ve ben de okula gidiyorduk. Aslında aile hayatımız geleneksel Alman işçi sınıfı ailesinden farklı değildi.
Bizler çok erken yaşta büyümek ve anne babalarımızın sorumluluğunu almak zorunda kalan çocuklardık. Market kasalarında, hastanelerde veya göçmenlik bürosunda, yanlış dil kullanımı nedeniyle ebeveynlerimizle nasıl alay edildiğini görmek bizim için alışılmadık bir durum değildi.
Nefretle çok erken yaşta yüzleşmek zorunda kaldık. Sarhoş bir adamın tramvaydan inerken neden bize “gaz” verilmesi gerektiğini söylediğini çocuk aklımızla anlamadık. Babam bile bana adamın neyi kastettiğini anlatamadı. Birkaç yıl sonra Mölln ve Solingen'de oyun arkadaşları yanarak ölen çocuklardık biz.
Ergenlikten yetişkinliğe geçiş... Her ne kadar Almanya'da doğmuş olsalar ve hiçbir yere göç etmemiş olsalar da, Alman nüfusunun büyük bir kısmı biz ikinci kuşak gençleri toplumun bir parçası olarak kabul etmekte zorlandı. İş ararken başvurularımız en alt sıralarda yer alıyordu, tıpkı ev ararken olduğu gibi. Ancak ayrımcılık ve ırkçılığın gölgesinde bu süreç çok daha zorlu geçiyordu.
Bir gün markette istemeden şahit olduğum şu durumu göçmen kökenli herkes bilir. 70'li yaşlardaki yaşlı bir Alman, markette kaybolmuş gibi görünüyordu. 30'lu yaşlarda siyah saçlı genç bir adam onunla konuştu ve adamın aradığı makarnayı bulmak için ona yardımcı oldu. Ve aralarında şu konuşma geçti:
-Aslen nerelisin?
-Duisburg'luyum.
-Ah hiç Duisburglu birine benzemiyorsun.
-Bir Duisburglu neye benziyor?
-Yani, senin gibi değildir. Sen daha çok Arap ya da Türk gibi görünüyorsun!
-Annem ve babam aslen İranlı.
-Ben de onu söylüyorum! Yani Duisburglu değilsin!
Yaşlı adam konuşmayı bitirdi ve makarna paketi için teşekkür etmeden gitti. Genç adam konuşmaya tanık olduğumu fark etti ve yanıma geldi. “Karşıya geçmemize izin vermiyorlar. İster Almanya'da doğup tıp okuyun, ister Goethe'nin Faust'undan alıntı yapın, biz hep yabancı kalıyoruz!” dedi. "Biliyorum" diye yanıtladım.❞ 🌿 (Hakan Akçit)
Yırtarak geçiyor kalbimizden hayatı da törpüleyen zaman. 9 yıldır bana yokluğunu her gün daha çok bağırıyor. Öğretileriyle yaşadığımı bilmesi yetiyor, şimdilik, onu daha çok “göresediğim”zamanları hesabına ekliyorum. #30EKİM
Alman gazeteci Günter Wallraff, 1983 yılında sıra dışı bir iş yapmaya karar vermişti. Kılık değiştirip 2 yıl boyunca Türk işçisi “Ali Levent Sinirlioğlu” takma adıyla çalışacak, böylece misafir işçilerin çalışma şartlarını yakından görmüş olacaktı.
Siyah bir peruk ve lens taktı. Türk bir babanın Yunanistan’da büyüyen oğlu olarak Türkçesinin az olduğunu söyleyecekti. Tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonra gazeteye ilan verdi: “Sağlam ve yapılı yabancı işçi iş arıyor. Ağır ve pis işlerde çalışırım. Ücret önemli değil.” İlk bulduğu işlerden biri inşaat işiydi:
Dişe dokunur bir zam alınamayacağını biliyorlar. Olağandan fazla tepki göstererek sendikaya gelecek tepkileri azaltma maksadıyla eyleme gidildi. Gelecek oranı tahmin edeceksen sendikanın tepkilerine bakmak yeterli.
@MuhammedTsn@ozbeymuhammedd @blablablsab YKS genelde Ağustos ayının son haftasında duyuruyor. Okul KİKİS (ÖSYM'ye bağlı bir sistem) diye bir sistem üzerinden o yıl mezun olan öğrencilerinin TYT ve AYT testlerinde puan durumu, belirlenen başarı sırasını ve kazandığı bölüm üniversite bilgilerini excel olarak gösteriyor.