Çok düşün, araştır, sorgula, konuş, anlatmaya çalış, pes etme! Emekli Sandığı (4C) 18Yaş Altı Mağduru! Yerel Halk! Bu topraklarda haklılık mutluluk getirmiyor!
#AskeriOkul18YaşSorunu 2000li Astsubaylar 18 yaş altı sürelerin hizmetten sayılmasını ve tescil tarihimizin iştirakçilik başlangıcı sayılmasını istiyor. Emsallerimiz emekli olurken bize dur diyen sistem adil değildir! Geç gelen adalet, adalet değildir! Geç kalmayın!
Osmaniyeli çiftçiler getirin soğanları
İşçilerinizi de getirin soğanları soyun
Güzelce dilimleyip kurutma seramızda kurutalım.
Kırıcıdan geçirip granül soğan yapalım.
Daha çok kazanırsınız. 26 ton soğandan 1 ton granül çıkıyor. 26 tonu kurutmamız bir hafta sürer.
Sera işçilik ve işlemleri için ücret talep etmiyoruz. Masrafları bize soğan granülü satarak karşılayabilirsiniz.
Ekonominin düzlüğe çıkması önündeki en büyük engeli bulmuşlar:
Bankalarda ve yastık altında duran döviz!
Bu kafa ekonomiyi düzlüğe çıkartamaz.
Sor bakalım neden bu döviz bozulmuyor? Üstelik cühela kesim TL'ye fahiş faiz veriliyor, millet parayı faize koyup yan gelip yatıyor diye saçmalarken yani güya böyle bedava para varken millet o dövizleri, altınları neden bozmuyor?
"Bu operasyonu kimin adına çektiniz?"
4 kişilik ailemle 9 gecelik Tayland tatilinin (18-28 Mayıs 2026) yaklaşık maliyeti ektedir. Uçuşlar THY ile aktarmasız yapılmıştır.
-Uçuşlar : 110.000
-Konaklamalar: 33.000
-Transferler: 5000
-Şehir içi ulaşım: 3000
-Tüm yeme içme: 25.000
-Tur bedelleri : 14.000
TOPLAM: 180.000
Antalya'da aynı dönem için aldığım fiyatlar ise 350.000 - 550.000 arasındaydı. Ulaşımın tamamını da kendim karşılamam şartıyla. Yukarıdaki bedellerden ulaşımı çıkarırsak 70.000 maliyet var.
Şimdi soralım; Türk Milleti neden olması gerekenin en az 5 katı bedel ödüyor her şeye? Neden 70.000 liralık tatili 350.000'e satıyorlar? Aynı paketi yabancılara Tayland'la benzer fiyatlara satanlar iş Türk Milleti olunca neden bir kazıklama duygusuna giriyor?
Buna dur diyecek bir otorite yok mu?
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
Bazı arkadaşlar "yalnızca eleştiri yapıyorsunuz, çözümü söylemiyorsunuz diye yazıyor.
Oysa defalarca söyledim: Önemli olan beklentileri olumlu hale getirebilmektir. Bunun için atılması gereken ilk adım hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımına dayalı demokrasiyi yeniden hayata geçirmektir. Bu tür yapısal reformlar yapılmadan tek başına faizle ya da vergiyle bu sorun kalıcı olarak çözülemez.
Çoğu insan bir hamlede çözüm getirecek mucizeler beklediği için bu tür zaman alacak önerilere dudak büküyor ve öneri getirmiyorsunuz diye bizi eleştiriyor.
Tekrar söyleyeyim: kalıcı çözüm sabırla yapısal reformları yapmaktan geçiyor. Bunları yapmadan sağlanacak iyileşmeler geçicidir ve bozulmaya mahkûmdur.
Tavuklara verilecek büyüklük ve kalitede yeşil salataya 80 lira verdik.
Skimpflasyon: Kaliteyi düşürüp fiyatı aynı tutmak.
Shrinkflasyon: Miktarı azaltıp fiyatı aynı tutmak.
Bizdekiflasyon: Kaliteyi düşürüp, miktarı azaltıp fiyatı da artırmak.
Yaklaşık 13 ay önceydi…
Antalya’da sokak müzisyenliği yapan Rıza Tamer’in videosunu böyle haberleştirmiştik
Sonrasında Tamer’in yeni videoları ortaya çıktı, sosyal medya derken konserler geldi…
Belki de maddi anlamda rahatlayacağı bir döneme girmişken ömür bitti.
Çok kısa aslında hayat; bizi yoran, üzen, yıpratan olaylardan uzaklaşmak gerekiyor belki de.
Tabii bunu yapmak isterken bile birileri gelip huzursuzluk verebiliyor.
İnsanoğlu zaten ölüm gerçekliğini idrak edemediği için birbirini tarumar ediyor belki de…
Allah rahmet eylesin.
GM Yağız Kaan Erdoğmuş Dünya Rekoru Kırdı 👏🏻🇹🇷
Milli sporcumuz Büyükusta (GM) Yağız Kaan Erdoğmuş, Monaco Satranç Federasyonu tarafından düzenlenen “Nesillerin Çatışması III” organizasyonu kapsamında, eski Dünya Satranç Şampiyonu Veselin Topalov ile karşı karşıya geldi.
Monaco’da gerçekleştirilen organizasyonda üstün bir performans sergileyen Erdoğmuş, mücadelede skorunu 4-1’e taşıdı.
Turnuva boyunca elde ettiği puanlarla 2700 ELO barajını aşan genç Büyükusta, dünya satrancının elit oyuncuları arasına adını yazdırdı.
Bu sonuçla birlikte GM Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç tarihinde 2700 ELO puanına ulaşan en genç sporcu unvanını elde ederek dünya rekoru kırdı. Daha önce bu rekor, 15 yaşındayken 2700 ELO barajını geçen Çinli Büyükusta Wei Yi’ye aitti.
Genç yıldızımız, aynı zamanda Türk satranç tarihinin ulaştığı en yüksek seviyeye erişti.
Milli sporcumuzu bu tarihi başarısından dolayı tebrik eder, Türk satrancına ilham veren bu yükselişin artarak devam etmesini temenni ederiz.👏🏻
Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik.
Şeyma Çekici
#çocuk #eğitim #aile #anne #baba
Ücretlere beklenen enflasyon kadar zammı savunan hazretler neden aynı şiddetle elektrik ve doğalgaza zammın beklenen enflasyon kadar yapılmasını savunmuyorlar? Alın bu zamları geriye, %16 yapın demiyorlar?
Onları SIFIR mı ilgilendiriyor?
Yoksa hezimeti kabul edip, biz bu işi beceremiyoruz diyerek %16 olan ara hedeflerini %25'e mi çıkarttılar?
Finansal okuryazarlık dersleri
* Faiz sebep enflasyon sonuçtur
* Döviz kuru dediğin, enflasyon dediğin bugün çıkar yarın düşer.
* Ülkede olmayan bir metali, ülkede olmayan dövizle ithal edeceksiniz, sonra da bir köşede atıl duracak. Bunun neresi memleketin menfaatine?
* Dalgalı kur rejiminde kur düz bir çizgi üzerinde yükselir, kendi kendine olur, kimse müdahale etmez.
* Enflasyon sadece üretimle düşer para politikasıyla düşmez.
* Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Fiyat istikrarı fiyatların istikrarlı bir şekilde artmasıdır.
* Program çalışıyor.
Aktivist: Sığır eti için kullanılan su miktarı akıl almaz. Kilo başına binlerce litre
Çiftçi: Bu yağmur suyu
Aktivist: Ne?
Çiftçi: Bu rakam, meraya yağan tüm yağmuru içeriyor. İnekler dereden su içiyor. Burada inek olsun ya da olmasın yağmur yağıyor
Aktivist: Bu yine de su tüketimi
Çiftçi: Tarlamın üzerine yağan yağmuru durdurmalı mıyım?
Aktivist: Bunun yerine bitkisel ürün yetiştirin. Daha verimli
Çiftçi: Burası Galler tepelerinde 35 derecelik bir eğim. Bana ürünü gösterin
Aktivist: Teknoloji...
Çiftçi: Traktörlerin dağlara tırmanmasını mı sağlayacaksınız?
Aktivist: Bir çözüm bulunmalı
Çiftçi: Var. Adı inek.
Aktivist: [telefonuna bakıyor]
@SamaHoole
Neredeyse 3 yıl oldu. 50,7 milyar dolarlık yatırımın ne kadar geldi acaba?
Mehmet Şimşek, bugün erken saatlerde Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasındaki bağları daha da güçlendirmek için yaklaşık 50,7 milyar dolar değerinde, çok sayıda mutabakat zaptı ve stratejik anlaşmalar imzalandığını, BAE’nin Türkiye’ye devam eden güçlü desteği ve ekonomik programa duydukları güven için minnettar olduğunu söyledi. 20 Temmuz 2023 https://t.co/dQm1fYDeqj