Deniz Yavuzyılmaz: "Tarihin en büyük soygunu
Akp’nin bu icraatı, nükleer santral yaptırmak değil, ülkeyi soydurmaktır!
Rusya'nın Akkuyu Nükleer Güç Santralinin işletme ömrü boyunca elde etmeyi planladığı toplam gelir 478 milyar $'dır
Akp, Akkuyu Nükleer A.Ş.’ye yani Rusya'ya 2010 yılında yapılan sözleşmeden sonra
Her ne hikmetse Önce 9.82 Milyar $,
Şimdi de 5 milyar $ teşvik ve vergi indirimi veriyor
BU TEŞVİKLER NE KARŞILIĞINDA VERİLDİ ?
Rusya’yla yapılan sözleşmenin şartları 2010 yılında belirlendi ve imzalandı.
AKP ise, sözleşmede olmayan milyarlarca dolarlık teşvikleri 2012 yılından itibaren Rusya’ya vermeye başladı.
Peki ne karşılığında?
Ne karşılığında maç başladıktan sonra bu kurallar değiştiriliyor?
Eğer bu uygulama bir ihale de yapılmış olsaydı, bunun adı, ihaleye fesat karıştırmak suçu oluşmuştu"
Şu kadar senelik CHP liyim, ben taraf tutmuyorum CHP yi tutuyorum diyenler !
Siz bal gibi tarafsınız!
Az utanmanız, şerefiniz varsa şu görüntüleri bir daha izleyin.
Bunlar elli yıl önce olmadı, şunun şurasında 1-1.5 ay önce gerçekleşti.
Ve sizler buna sebep olanların yanında durarak , siyaseten mefta oldunuz.
Millet ne derse o olur!
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Yeni Parti'li Murat Emir, butlancıları rezil kepaze etmiş
*Sn Özgür Özel'le birlikte, bir yeri yakıp, yıkıp, bozup gitmiyoruz
*Biz fiilen işgal altına alınmış ve
*Saray'da hazırlanmış kirli bir senaryonun parçası olmuş kişileri geride bırakıyoruz, hayırlı olsun #yolayrımı
Yaşlı bir teyze akşam üzeri kapıya geldi. Ben de çocuklarla top oynuyorum elimde biram aşırı keyifliyim o anda benim canımı sıkabilecek kimse yok sanıyorum kendi çöplüğümdeyim çünkü o rahatlık için bir dünya para ödüyoruz bu evin kirasına.
Kafasını uzattı kapıdan, elinde kapımın önünde duran mama kabı, ne yapıyor bu derken "goguyo bu" gibi bir şey dedi. Lan apartmanda yaşamıyoruz, evin önünde başka ev yok, yan evde kimse yaşamıyor, teyze hastaysan da gözünü seveyim derdini başkası çeksin... Diyemiyorsun tabi.
Küçümen başladı havlamaya kadın "hoşt" dedi. Hoşt... Benim tansiyon fırladı, içimdeki Karadenizli fason Hulk gibi çıkmaya yer arıyor zaten. Teyze dedim, Allah'ın adını verdim elindekini bırak git. Ağzının içinde bir şey geveledi elindekini atarak gitti.
Ondan sonra çıktım dağılan mamayı topladım, mama kabını kokladım, herhangi bir mama kokusu. Lan zaten 50 metre yakınımda başka ev yok. Kadın rastgele birini rahatsız edeyim dedi geldi beni etti ve gitti. Minko topu niye atmıyorum diye üzüldü, Küçümen gar gar havladı, ekstra bir tansiyon hapı alıp hayatıma devam ettim...
Yaşlandığında çocuklarının sana sevgiyle yaklaşmasını istiyorsan, bugünden bazı şeyleri doğru yapman gerekiyor.
Çünkü insanlar yıllar boyunca ektiklerini, ileride bir şekilde biçiyor.
Bu yüzden şu 7 kuralı aklında tut:
👇👇
Devlet gemi inşa mühendisi Fethi Algon'u 1946’da Tatvan'a yollar. Kocaman bir iç deniz, üzerinde hiç deniz taşımacılığı yok.
Fethi Algon eşini, iki oğlunu alır Kurtalan Ekpresi ile önce Siirt Kurtalan'a oradan da 8 saat (122 km) süren bir yolculukla Tatvan'a varır.
Vardıklarında manzara şudur Tatvan'da.
Yol yok
Okul yok
Elektrik yok
Su şebekesi yok
Türkçe bilen yok
Bakkal bile yok
Yok yok yok yok.
Fethi Algon önce tersaneyi kurar ve Van Gölü üzerinde yolcu taşımacılığı yapacak gemilerin, kosterlerin, römorkörlerin üretimine başlar, iskelelerin yapımları da başlar eş zamanlı Gevaş, Ahlat, Erciş, Van ve Gevaş'ta.
Sene 1950’de Van Gölü üzerinde yolcu taşımacılığı başlamıştır bile. Siirt Kurtalan'a gelenler karayolu ile Tatvan'a, oradan da göl çevresinde nereye gidecekse. Fethi Algon bakar ki herkes yakalayamıyor feribot saatlerini, der ki Denizcilik Bankası'na buraya otel lazım.
Bunun üzerine Doğu Anadolu'nun ilk ve tek dört yıldızlı oteli Tatvan'a inşa edilir vatandaş feribot beklerken rezil olmasın diye. İstanbul'dan Yalova'dan şefler, otel müdürleri getirilir personelinin eğitimi için. Otelin adı Denizcilik Bankası Oteli'dir. Bu arada tersane arazisi bir kampüs haline getirilir. 1950 gibi senede Van Gölü'nde yelken yapılır. Çevre illerden sayısız insan yelkenli izlemeye gelir.
Fethi Algon'a devletin gönderdiği paralar Diyarbakır üzerinden gelir. Çünkü en yakın Ziraat Bankası oradadır. Mecido isimli bir eşkiya yolda parayı getirenleri soyar, bütün paraları alır. Jandarma bile Mecido'ya bulaşmak istemez. Fethi Algon, Mecido'ya haber salar, gelsin görsün beni diye. Mecido bir eşkiyadır ama devletin adamı çağırmıştır sonuçta. Kalkar gider. Fethi mühendis derdini sorar. Mecido: “Adam vurdum, eşkiyayım diye kime bana iş vermez, ne yapayım” Fethi Algon, 1.90 boyundaki bu dev adama Tatvan tersane Kampüsü'nde bekçilik işi verir. Mecido eşkiyalığı bırakır. Karda tipide çocukları okula götürmek dahil her işe canla başla koşar. Tersanenin has adamı olur.
Tatvan'da okul yoktu, mühendis Fethi Algon'un oğlanlar okula başlayacak olunca kaymakama valiye çıkıp, okul konusunu dile getirir. Sene 1948'dir. Vali kaymakam yok öyle bir para bizde. Okulu yapın biz öğretmeni atayalım. Fethi Algon bulur buluşturur, tersane kampüsünde bir oda, kara tahtaya 25 öğrencinin eğitim alacağı bir derslik kurar, valiye kaymakama haber salar, atayın öğretmeni. Böylelikle Tatvan'ın ilk okulu açılır.
Öğrenci sayısı 25'dir. 23'ü Türkçeyi ilk defa okulda duyar. Fethi Algon ve ailesi 1959 senesine kadar Tatvan'da kalır ve bugün bile Bitlis il merkezinin daha önünde anılmasını sağlayan altyapıyı atarlar Tatvan'da. Sonra geldikleri yer olan İstanbul'a dönerler. Bozulan Türkçeleri nedeniyle çocukların lakabı artık kırodur İstanbul'da.
Oğlanlardan küçük olanı Atilla yıllar sonra Denizcilik Bankası'nda müfettiş olur. 1970ler filan. Tatvan denetlemesi vardır. Gönüllü olur. Yine Kurtalan Ekspresi ile Bitlis, Tatvan’a varır. 3 gece 4 gün. Tatvan'da babası zamanında açılan Denizcilik Bankası oteline yerleşir.
Resepsiyonda dev gibi ama beli bükülmüş bir adam vardır. Resepsiyonda kavga etmektedir. Üstü başı perişandır. Atilla zar zor tanır adamı. Babasının eşkiyalığı bırakıp işe aldığı eşkiya Mecido. Sarılırlar, ağlaşırlar, dertleşirler. Babası gittikten sonra gelenler ne yapıp edip, kovulmuştur Tatvan tersanesinden Mecido eşkiyadır, adam vurmuştur, katildir diye.
Oğlunun açtığı bakkal dükkanı geliri ile kıt kanaat geçinmektedirler Tatvan'da. Sorarım size? Fethi Algon da devlettir, sonrasında gelenler de? Bu devlet nasıl bir şeydir? Hele deyin bana. O değil de Fethi Algon'un torunu Burcu Algon bugün Azerbaycan yelken milli takımının koçu. Cumhuriyet'in yarattığı katma değer bugün Cumhuriyet'in sınırlarını aşıyor.
Yalnız nasıl zamanlarsa eşkiyası bile kalite. Öyle bir Türkiye’ymiş.
Yavuz Şen.
📍Hatay’da sel! Kimse konuşmuyor!
Gece boyu Hatay’da sel felaketi yaşanmış. Akşam gazetesine göre şuana kadar 1 ölü, 3 yaralı var!
Oturmuş herkes Serenat Sarıkaya ve Mabel Matiz’i konuşuyor. Kimse bu afeti konuşmuyor.
İnsanlar “mağduruz, çocuklarımız bu halde okula gittiler, sesimizi duyurun” diyorlar!
Hatay’ı unutmayın! Hatay’ın sesi olun!
Misafirliğe giden çocuk;
Çekmeceleri karıştıramaz
Odalara girip çıkamaz
Buzdolabını karıştıramaz
Su sebilinden suyu boşa akıtamaz
Herkesin tabağından yemek yiyemez
Bir çocuk bunları yapıyorsa ÖZGÜVENLİ ya da SOSYAL değildir.
Anne babası tarafından SINIR konmamış bir çocuktur.
En iyi anne olmaya çalışma, güçlü bir anne ol.
Sınırlar koyan, saatler ve kurallar belirleyen anne ol. Çocukların o anda hoşuna gitmese bile gerektiğinde “hayır” diyebilen anne ol.
Her zaman herkesin hoşuna gitmek için burada değilsin; sorumluluk sahibi insanlar yetiştirmek için buradasın.
Belli bir saatte telefonu kapatan, evde saygı isteyen, herkesin kendi sorumluluğunu yerine getirmesini isteyen anne ol.
Kaba cevaplara izin vermeyen, çocuklarının nereye gittiğini, kiminle olduklarını ve ne zaman döneceklerini soran anne ol.
Ödevleri kontrol eden, davranışları düzelten ve kaprislere ya da suskunlukla yapılan manipülasyonlara boyun eğmeyen anne ol.
Evet, bazen abarttığını söyleyebilirler ya da başka annelerin daha “rahat” olduğunu düşünebilirler.
Ama sen onların henüz anlamadığı bir şeyi biliyorsun: Sınırlar aynı zamanda korur.
Çünkü birçok çocuk için sorun disiplin değil, sınırların hiç konmamasıdır.
Çocuk büyürken evde gördüğü tutumlar zamanla çekirdek inançlara dönüşür.
Eğer çocuk her istediğini yapabileceği bir ortamda büyürse bilinçaltında şu inanç oluşabilir:
“Kurallar benim için geçerli değil.”
“Hayatta sınırlar yok.”
“İstediğim her şeyi elde etmek zorundayım.”
Ama sevgiyle konulan sınırlar çocukta bambaşka çekirdek inançlar oluşturur:
“Hayatta sorumluluk vardır.”
“Saygı görmek için saygı göstermek gerekir.”
“Disiplin beni korur.”
Tartışmadan kaçınmak için geri adım atmak daha kolaydır. Görmezden gelmek daha rahattır.
Ama yön olmadığında, sonuçların yükü çok daha ağır olur.
Bugün kuralların yüzünden sana kızmaları, yarın o kuralların yokluğundan zarar görmelerinden daha iyidir.
Çocukların her şeyi alkışlayan bir arkadaşa değil; gerektiğinde durduran, yol gösteren ve karakter oluşturan bir anneye ihtiyacı vardır.
Anneler alkış almak için değil, geleceği düşünerek çocuk yetiştirir.
Ve gerçek sevgi her zaman yumuşak değildir.
Bazen kararlıdır.
Çünkü sevgi sadece şefkat değildir.
Doğru inançları oluşturacak sağlam bir yön vermektir.
ÇOCUĞUNUZU ASLA YALNIZ BIRAKMAYIN. BU BİR UYARI DEĞİL, HAYATİ BİR GERÇEK. !
Tek başına okula göndermeyin
Bakkala, markete yalnız yollamayın
Asansöre ve taksiye tek başına bindirmeyin
Tanımadığınız kişilere emanet etmeyin
Sosyal medyada çocuğunuzun konumunu paylaşmayın
Yabancıların verdiği hediyeleri kabul etmemesini öğretin
Apartman önü ve site içinde bile yalnız bırakmayın
Parkta oynarken gözünüz çocuğunuzdan ayrılmasın
Kapıyı kimseye tek başına açmamasını öğretin
Okul çıkışında kimin alacağını çocuğunuza net şekilde öğretin
Bir anlık dalgınlık, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.
Çocuklar kendilerini koruyamaz.
Onları korumak sizin sorumluluğunuzdur.
Tedbir abartı değildir.
Tedbir, sevginin en gerçek hâlidir.
Çünkü kaybedilen sadece bir an değil, bir çocuktur.
BEKİR COŞKUN - KADINLAR GİTTİĞİNDE
(20 Temmuz 2006)
Kadınlar gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur:
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
*
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.
*
"Güzin Abla gitti..." dediklerinde, kaç kişinin gittiğini ve arkasında kalan "yetimlerini" düşündüm.
O benim dostumdu.
Dün Feyza’yı arayıp başsağlığı diledim.
O canımın sıkıldığı gün telefonda "Sana gelen bana gelsin" diyen sesini hiç unutmamıştım.
Yine ıslandı göz pınarlarım, ben dahi yetim kaldım.
Sözcükler yetim kaldı.
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, annesi gitmiştir "geç kalma"nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.
#BekirCoşkun #Gazeteci #Kadınlar #KadınlarGittiğinde
Şimdi kim bu kadın desem, ben dahil herhalde bir çoğumuz cevap veremez...
Ama öyle bir kadın ki, Bilim Dünyası onu konuşuyor, aslında Türkiye'nin gurur duyması gereken bir kadın....
Adı Asu Özdağlar...
43 yaşında...
2 çocuk annesi...
ODTÜ Elektrik - Elektronik mezunu...
Peki neden Türkiye'nin gurur duyması gereken bir KADIN!!
Amerika'da bir üniversite var, adı Massachusetts Institute of Technology (MIT).
Sadece mezunlarının kazandığı NOBEL sayısı 72 ve bu Nobel ödüllerinin 15 tanesi son 5 yıl içinde.
Simdi Asu Hanım, işte bu Üniversitenin Elektronik Mühendisliği ve Bilgisayar Bölümü BAŞKANI oldu....
Eski Başkan Anantha Chandrakasanona görevi devrederken bakın ne demiş ...
“Bir eğitimci olarak vizyonu ve özverisi de aynı şekilde etkileyici. Öğrencileri için yorulmak bilmeyen bir koç ve bu bölümdeki eğitim alanında yapılacak yenilikleri her zaman güçlü bir şekilde savundu...”
İşte bizim gurur duydugumuz Atatürk’ün un evladı KADIN....
Sevgili Asu Hanım, iyi ki varsınız...
İlber Ortaylı