İlk hesabıma getirilen erişim engeline yaptığımız itiraz reddedilmişti. Şimdi ikinci hesabımınki de reddedildi.
İlk hesabım "müstehcenlik yaymak" iddiasıyla kapatıldı. Evet, müstehcenlik ☺️İtirazımızda bu iddianın anlamsızlığını, absürtlüğünü anlatmıştık. Reddedildi.
İkinci itirazımızda ise neye itiraz ettiğimizi bile bilmeden itiraz etmek zorunda kaldık. Çünkü bilmiyoruz.
Yine de gerekçe: "Dosyadaki delillere göre verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığından verilen karar usul, yasa ve delillere uygun olduğu…"
Ama hala hangi içeriğim, hangi delil, bilgi verilmedi.
Yani ne yazdım da "suç potansiyeli" oluşturdum, bilmiyorum.
Bilmediğim için aynı "suçu" her an yine işleyebilirim. Şu an bu satırları yazarken bile suça sürükleniyor olabilirim 😱
Devletle toplumsal sözleşmesi olan mantıklı bir insan olarak yapmam gereken, süreç bitene kadar hiç konuşmamak.
Ki zaten istenen de bu. "Makul ol ve sus."
Oysa AYM, tek paylaşım yüzünden hesabın tamamının kapatılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine defalarca hükmetti. Engellenmesi gereken, olsa olsa "suç" içerdiği iddia edilen içeriktir, kişinin kendisi değil.
Ama iktidarımız "konuşmayan, itiraz etmeyen, kendi başına düşünmeyen makbul vatandaşlar" istediğinden toptan engelleniyoruz. İyi yerden bakarsak devletimiz, "sus bakiim" diye ağzımızı kapatarak bizi suçtan koruyor. Teşekkürler devlet 🤗
Neyse biz aklımızın içindeki düşüncelere, kalbimizin içindeki duygulara, bunları dillendiren sesimize sahip çıkarak, engellenen herkesle de dayanaşarak devam 🧠🌱❤️✊🏻
3. Paragrafı her gün gazetelerde, tvlerde bağırmak lazım. Bastıra bastıra kafalara kazımak lazım. Türkiye'deki evrim karşıtlığının en büyük destekçisi evanjelistler misal. Onların yaydığı yalanları burda da birileri yayıyordu. Milleti aptallaştırmak tek dertleri
Beyefendi 13 yaşında ergen sanırım. Dünya politikalarının best friends forever ya da kankalıkla döndüğünü sanıyor. ABD'nin zaten herhangi birinin dostu olacağını sanmak, hele hele Trump'tan herhangi birine dost olabileceğini düşünmek ancak çocuksu bir zihin hali ile açıklanabilir.
Trump da İran politikaları karşılığında Erdoğan'a meşruiyet vermişti. Özel son grup meclis toplantısında da açıkladı, boeingler, nadir elementler... Hepsi pazarlık konusu yapılmış.
Amerika’daki Trump'ın mensubu Cumhuriyetçilerin (Republicans) tabanı büyük ölçüde püriten, evanjelik, katı Hristiyan ya da muhafazakar kesimler. Bu grup Türkiye'deki siyasal islam ile paralel. Yani Republican / Cumhuriyetçilerin ve AKP lilerin zihin yapıları benzer, birbirlerini iyi anlıyorlar, ortak çıkarları olduğu zaman da beraber hareket ediyorlar.
Bu arada ABD Cumhuriyetçileri müslümanlardan hoşlanmaz da, Trump'ın sürekli müslümanları aşağılaması mesela, ama işbirliği de yaparlar tabi. Neden yapmasınlar, onlar da şahsım gibi pragmatik. Trump ve Erdoğan ise birbirine çok benzeyen ve çıkar ortaklığında iki lider. Bu grubun bir de malum üçüncü kişisi var. Özetle bu kişiler birbirlerine dostlar. Türkiye'ye değil.
Demokratlar da Türkiye'ye ye dost değil değil. Ortadoğu planlarında Türkiye'yi ileri karakol olarak kullanmak konusunda Cumhuriyetçiler kadar hevesli değiller. Ya da bunu yaparken Trump kadar gözü dönmüş ve benden sonrası tufan şeklinde düşünerek ve pervasız şekilde yapmıyorlar. Daha elegan çalışıyorlar.
Özetle krala yaslanan düşer.
İki koyun versen güdemezler diye akıllarınca muhaliflerle dalga geçenlerin yönettiği ülke. İşsizlik fonundaki paradan tut sigortanın tahviline kadar götürüp dolandırıcılara teslim etmişler. Hey yavrum hey.
GİZLİ TANIK meğer hiç bir şeye TANIK OLMAMIŞ!
Görmemiş
Sadece duymuş!
Ama TANIK!
Böyle bir şey ancak
AKP'OKRASİ dediğimiz bu kara düzende olabilirdi ancak; e olmuş zaten!
Şile Belediyesi davasında avukatlar, savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin itirazlarını dile getirirken mahkeme başkanı, "O halde cuma gününe erteliyorum." diyerek avukatların savunmalarını dinlemeden duruşmayı sonlandırdı. Herhangi bir ara karar da açıklanmadı.
Bugün anne ve babalarının özgürlüğüne kavuşmasını umutla bekleyen çocuklar, bu bekleyişi cuma gününe kadar sürdürmek zorunda.
Biz de yine aileler için, adalet için Cuma günü saat 14.00'te Anadolu Adliyesi'ndeyiz.
Gürgen sorulan tüm sorulara “Konuşulanlar bunlardı, hatırlamıyorum, cevap vermek istemiyorum” şeklinde cevap verdi. Aslında böyle bir hakkı yok. Hakim itirazlar üzerine “Senin bizzat gördüğün bir şey var mı?” diye sordu ona da cevap veremedi. Umarız Heyet delil niteliği taşımayan bu beyanlara değeri kadar değer verir.
Ancak, bu “çöp”ten öteye geçmeyen ifadelerle insanlar 1,5 yıldır tutuklu. Ülke her bakımdan ağır yara aldı.
Yaşadıklarımızın telafisi yok.
Suçluların en suçlusu bu kumpas davaları kurgulayanlardır.
ABD'de Filistin'i destekleyen İsrail karşıtları büyük zemin kazandı, ilk kez müslüman bir senatör seçildi ama Ak Partisi cenahında hiçbir ses yok. Neden?
Çünkü kendi ifadesiyle "Netanyahu'nun en büyük destekçisi" olan, müslümanlarla açık açık dalga geçen ve hedef gösteren Trump ve şurekası kaybetti.
Demokratların kazanması kötü haber çünkü anti demokratik uygulamaları desteklemeyecekleri, Trump'ın da bu uygulamaları desteklemesinin maliyetinin artacağı tedirginliği var.
Böyle bir zihniyet.
Peki bu insanları aylarca hedef gösterdiniz, özel hayatları ortaya serildi, birçok iftiraya maruz kaldılar, maddi manevi ağır kayıplara uğradılar, bunun sonucu ne olacak? Pardon diyip devam mı edilecek? Bu nasıl bir düzen? Bu nasıl bir yönetim?
ANZ ölümü ardından, benim de anlatabileceğim çok şey var ama şunu seçiyorum:
“Sendika giremez, niyetlenen herkes çıkar.” derdi. Yılbaşı motivasyon konuşmasında “Dışarıda millet aç, iş için arabamın önüne atlıyor, beğenmeyen gitsin” derdi. İşçiler ne yapardı peki?
Üretim bandından bir poşet mal kaybolurdu kazara ya da bazı paket adetleri eksik çıkıverirdi bir yerlere saçılıverirdi işte; ufacık komponent, direnç, bobin, kondansatör. Bir poşeti 2 vardiya 4 bant üretime yeter. Hop üretim durur, yerine alternatif üretilene, Çin’den yenisi gelene kadar ya da bantta üretim değiştirilene kadar. Sipariş yetişmez, tazminat devreye girer, maliyet hesapları şaşar, sevkiyat zarar yazar.
İşçi sınıfına kafa tutulmaz. Üretimden gelen güç bakidir.
Erdoğan’a “fon krizi” hakkında yazılan açık mektuplardaki ana endişe kaynağının “oy kaybediyoruz” olması, en az fon krizi kadar acınası bir durum.
Eli kalem tutan iktidar yanlıları için “hırsızın benden olanı iyidir” anlayışı olmasa da “hırsızın seçimi tehlikeye atanı kötüdür” gibi bir anlayışı olduğu aşikar.
Want to be clear that in 2024 Elon was so sure he was a political mastermind everyone loved he felt confident enough to do a winky nazi salute twice on national television, and then since then he totally failed in his role in the White House, lost a wisconsin special election, burned half a billion dollars losing the midterms, and is now pretending he never said anything all. What a massive downfall
Trump, müslüman adaylara terörist dedi. İsrail'in de en büyük destekçisi. Rahat rahat yazması ve bunu ifade etmesi iyi. İliklerinize kadar Amerikan'cı olduğunuzu biliyoruz zaten.
87 yaşındaki Şaziye Şen ve eşi, “Bulgaristan’dan geldik. Yavaş yavaş ev yapıldı. 94 yılından beri bu evde oturuyoruz. 10 gün oldu bize burayı boşaltın dediler. Ayın 5’inde yine geleceğiz dediler. Ev yok, ne yapacağımızı bilmiyoruz. Biz gelip yaptık evlerimizi. Yaparken kimse bize buraya yapılamaz, yıkarız demedi. Doğalgaz, su, elektrik istedik, hepsi geldi. Kış günü bizi sokağa atıyorlar. Bu havada nereye gideceğiz? Bizi buradan çıkartıyorsa ev versinler. Ama ‘nereye gidersen git’ diyorlar” dedi.