İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin kamuoyuna çağrısı var:
"Üniversitemizin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, gündemdeki yoğun siyasi gelişmeler arasında ne yazık ki yeterince görünür olamadı ve sesimizi duyurmakta ciddi şekilde zorlanıyoruz.
Okulun yeniden açılabilmesi ancak yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla mümkün. Alinan karara karşı hukuki süreç ise oldukça uzun sürecek. Sesimizin daha fazla kişiye ulaşabilmesi adına desteğiniz bizim için çok kıymetli olurdu. Mümkünse konuyu paylaşarak kamuoyunda görünür olmasına yardımcı olabilir misiniz?"
BİLGİ ÜNİVERSITESI ÖGRENCİLERİ
bir gece, hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan bir kararla bir üniversiteyi kapatıp 25 bin öğrenciyi altyapısı bile olmayan başka bir okula devretmeye “ülke yönetmek” denemez. imamoğlu 'artık hiç kimsenin diplomasının güvencesi yok' dediğinde aslında tam da bu keyfiyeti anlatıyordu
Bilgi Üniversitesi bir gece Erdoğan’ın bir imzası ile kapatıldı. Elbette öncesinde adli makamlar ve YÖK ile bazı değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak 20 bin öğrenci bir anda üniversitesiz kaldı.
Özel üniversitelerin kuruluşlarında bir devlet üniversitedi vasi üniversite oluyor. Mimar Sinan Üniversitesi Bilgi Üniversitesinin vasi üniversitesi. Bu durumda Bilgi Üniversitesi öğrencileri diplomalarını Mimar Sinan Üniversitesinden alacaklar.
Ancak bu öyle söylendiği gibi kolay bir şey değil. Öncelikle Bilgi Üniversitesi’nde olan bazı bölümler Mimar Sinan Üniversitesi’nde yokmuş.
Muhtemelen bu bölümlerdeki öğrenciler başka devlet üniversitelerine aktaracaklar. Ama sorun bununla bitmiyor.
Mimar Sinan Üniversitesi’nin öğrenci kapasitesi ve öğretim üyesi sayısı belli. Şimdi bu sayının üzerine binlerce yeni öğrenci geliyor. Muhtemelen farklı müfredat ve ders kitapları da bir farklı hocalar.
Bilgi üniversitesi kapatılmadan devlet bilgi Üniversitesi’ne el koyarak onu devlet Üniversitesi’ne çeviremez miydi?
Özetle Bilgi Üniversitesi öğrencileri çok ciddi bir sıkıntıyla karşılaşıyorlar ve üniversiteye girerken hiç ummadıkları, beklemedikleri bir sınavdan geçiyorlar. Bu Bilgi Üniversitesi öğrencilerine yapılmış bir haksızlık
Bilgi Üniversitesi’ni son ziyaretimde gençlerle çok keyifli bir sohbet gerçekleştirmiştik. .@zaferpartisi@Bilgi_Univ
📌Bilgi Üniversitesinde güvenlik görevlileri ve polis kapıdakiler müdahale etti
📌Sendikal hakkını kullanmak için içeri girmek isteyen Öğretmen Sendikası üyesi bir emekçi yaralanarak hastaneye kaldırıldı
Bilgi Üniversitesi ile ilgili atıp tutan birçok kendini bilmez insan görüyorum ve bu konuda bir şeyler yazmak istiyorum.
Can Holding, Bilgi Üniversitesi tarihçesine baktığımızda çok ufacık bir yer kaplamaktadır. 2019 yılında üniversiteyi satın aldıklarında biz öğrenciler tarafından sert bir şekilde tepki görmüş, zaman içerisinde kampüslerimizde Bilgi kültürüne ters aksiyon aldıklarında tepkilerin katlarca fazlasını tekrardan tecrübe etmiştir.
Büyük ihtimalle Can Holding'den Bilgi Üniversitesi öğrencilerinden daha çok nefret eden yoktur. 30 yıllık tarihinin son 7 yılında aktif olan bir kapitali Bilgi Üniversitesi ile bağdaştıramazsınız. Kaldı ki bazı kişiler, 2023 seçimlerinde Erdoğan'ın kazanamadığı senaryoda Can Holding'in üniversiteyi satmak istediği söylentilerini duymuştur.
Ayrıca Bilgi Üniversitesi, son derece özgür bir üniversitedir ve kuruluşundan yakın tarihe kadar bireylerine kontrol edebilecekleri bir öğrenciden ziyade, kendilerini BİLGİ ile özdeşleştirmeyi tercih etmiş birer yetişkin gözüyle bakar. Kampüs içerisindeki işletmelerin sattığı ürünler veya gerçekleşen partiler, bu sebepten ötürü eğitimin kalitesizleştiği gibi saçma iddialar ile bağdaştırılamaz.
Bilgi Üniversitesi, özellikle sosyal bilimler ve iletişim fakültelerindeki bölümlerde ülkemizin en saygın ve kaliteli akademisyen kadrolarına sahiptir. Bu akademisyenlerin en büyük ayrıcalığı, BİLGİ'nin kültürü gereği, yalnızca sıfat olarak "akademisyen" olmaları ve iletişim kurarken akademik duvarları yıkıp geçmeleridir.
BİLGİ'de hazırlık dönemi ile birlikte geçirdiğim 5.5 yılda bir kez bile hiçbir akademisyene ulaşmakta zorluk yaşamamış, hatta bazılarıyla neredeyse "arkadaş" olmuştum. Bugün bile neredeyse bir düzine kadarıyla günlük hayatımda konuşur, ofislerini ziyaret ederim. Daha doğrusu, ederdim... Malum.
BİLGİ'yi masonlukla bağdaştıran ve bizi kötü amellerin (!) peşine sürüklediğini iddia edenler (ki bu ne alakaysa...) için de şunu söyleyebilirim ki BİLGİ, size öğrenciden daha çok kaliteli insan olma yolundaki bir birey olarak bakardı. Bugüne kadar her yıl 1000'den fazla (Evet, günde ortalama 3 etkinlik) etkinlik düzenlenmesi, 100'den fazla kulübün olabildiğince aktif tutulmaya çalışılması, dünyaca ünlü ve tarihe damga vurmuş isimlerin sürekli konuk edilmesi gibi aksiyonlar, öğrencilere "Gidin ve kendiniz için kendi istediğiniz işleri yapın," demesinin bir yoluydu.
Ayrıca mezunlarına ömür boyu derslere girmek veya etkinliklere katılmak gibi hakları tanıyan ender üniversitelerden biriydi. Çünkü BİLGİ'nin mottosu hep "Non scholae, sed vitae discimus." olmuştu. Yani, "Okul için değil, yaşam için öğrenmeliyiz."
Ben bu yorumları olabildiğince görmezden gelmeye çalışıyorum ve bir türlü BİLGİ'yi kazanabilecek puana sahip olmamış insanların kendi iç çatışması sebebiyle intikam duygusuna büründüğünü düşünmek istiyorum. BİLGİ'nin ne olduğunu, ne sunduğunu en iyi santralistanbul kampüsüne adım atmış, oranın havasını almış insanlar bilir.
Biz güzeliz, temiziz ve aydın olmaya çalışan kimseleriz. Zamanla büyümesini umduğumuz parlaklığımız ile bu ülkeye ışık tutmak, en büyük ideallerimizden. Üniversitemizi kapatmak, ancak bu ülkeyi karanlığa boğmak isteyenlerin eseridir.
Ancak ışık sonsuzdur ve engellenemez. BİLGİ ruhu her zaman devam eder.
Keşke üniversitemiz daha da yaşayabilseydi.
Çok üzgünüm.