Siyaset, medya ve eğitim gibi spor da bir "toplumsal inşaa" aparatıdır. Muhafazakar bir Kürt milliyetçiliği inşaa etmek için Kürt Atlet, Kürt Boksör, Kürt Futbol takımları olmadan olmazdı.
Sürece uygun davranirsa bir sonraki seçimde HUDA-PAR doğuda DEM partiyi zorlar...
Tik-Tok dururken randevu evine yada masaj salonuna giden erkeğin aklına tüküreyim...
TIK-TOK'ta gezinen ortalama bir erkek 5 bilemedin 6 dakika içerisinde direk eve gelmeyi kabul eden bir hanımefendiyi rahatlıkla bulabilir.
*İSTANBUL EMNİYETİ’NDEN MASAJ SALONLARI VE FUHUŞ YAPILAN MEKÂNLARA ŞOK BASKIN*
*İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nce* Bakırköy Başsavcılığı‘ndan talep edilen arama ve gözaltı kararına istinaden gerçekleştirilen operasyonda; fuhşa aracılık ettiği tespit edilen *15 şüpheli* ile fuhuş yaptığı değerlendirilen *16 kadın şahıs olmak üzere toplam 31 şahıs yakalandı.*
Aramalar gözaltı devam ediyor
*Kamu Düzenini Bozan Her türlü eyleme karşı Operasyon İstanbul emniyetince aralıksız devam ediyor*
Epsteinle beraber küresel çapta bir LGBT temizliği başladı. Klasik cinsiyetçi yapınin dışına çıkan ve "sapkın" olarak nitelendirilen tüm yönelimler ve destekçileri ortadan kaldırılıyor...
Kürt Hareketi liderlerinin bir an önce DEMOKRATİK MODERNITEYI revize etmesi gerek...
Kürtler LGBT savunuculuğu yaptığı için Bakirhan'i suçluyor. Ama kimse LGBT savunuculuğunu esas alan DEMOKRATIK MODERNITE'nin teorisyenini eleştirmeye cesaret edemiyor 🫠 LGBT savunuculuğunu partinin programından çıkarırsanız TEORI ÇOKER (ki bunu bildiği için partiyi lavğediyor)
Türkiye'de son günlerde giderek artan gözaltı ve tutuklama uygulamaları kabul edilemez.
Siyasetçilerin, hak savunucularının gözaltına alınması, insanların farklı yaşam biçimleri ve cinsiyet kimliği nedeniyle hedef haline getirilmesi; basın ve muhalif sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi ifade, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü yok saymaktadır. Bu uygulamalar toplumsal gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmuyor.
Bu sabah da bileşen partimiz SYKP'nin Eş Başkanı Mertcan Titiz başta olmak üzere, bileşen partili arkadaşlarımızın da içinde olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Türkiye, her sabah muhalif bir kesime yönelik yeni gözaltı ve tutuklama haberleriyle uyanıyor.
Bu uygulamalar, iki yıldır büyük bir emek ve özveriyle yürüttüğümüz Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne de zarar veriyor. Sürecin toplumsallaşmasını güçlendirmek yerine, sürecin karşısında duranların elini güçlendiriyor.
Barışın zemini korku değil güvendir. Bir taraftan toplumsal çözümden söz edip diğer taraftan siyaset, basın, örgütlenme ve ifade alanını daraltamazsınız. İnsanların susturulduğu bir ortamda barışı nasıl toplumsallaştıracağız?
Türkiye'nin ikinci yüzyılını farklı kimlikleri, görüşleri ve siyaset alanlarını daraltarak, yok sayarak inşa edemeyiz.
Buradan iktidara ve yetkililere açıkça çağrı yapıyoruz: Sürece zarar veren, toplumsal güveni zedeleyen ve süreç karşıtlarının elini güçlendiren bu uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Siyasetin, ifade özgürlüğünün ve demokratik örgütlenmenin önü açılmalıdır.
Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla baskı değil; daha fazla demokrasi, diyalog ve toplumsal güvendir. Yüz yıldır bu ülke insanları çok yoruldu. Artık Türkiye'nin huzura, barışa ve demokrasiye kavuşma zamanıdır.
Kürt Hareketinin en büyük çelişkisi dayandığı teori ile sosyolojik realite arasındaki tezatliktir. Bu gün DEM partiye oy verenlerin hatta parti üyesi Kürtlerin ezici bir çoğunluğu LGBT'li bireylerin katlini VACİP görürken parti politikası LGBT savunuculuğunu ve esas alır...
LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz.
“Ailem Güvende” isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır.
Kadınlar her gün, “güvenli” denilen ailelerin içerisinde şiddete maruz bırakılmakta, katledilmektedir. Farklı cinsel kimlikler bu ülkenin, ailelerin ya da toplumun güvenlik sorunu değildir.
Asıl güvenlik sorunu; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını tehdit eden şiddet, cezasızlık ve ayrımcılıktır.
Hak savunucularını susturarak, nefret suçlarını körükleyerek, yayınları engelleyerek ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alarak toplumu güvende tutamazsınız.
Adalet, bir kişi veya zümre için değil, herkes için olmalıdır. Adalet Bakanlığı’nın görevi hak savunucularını, gazetecileri, LGBTİ+’ları ve demokratik örgütlenmeleri baskı altına almak değil; herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.
Toplumun güvenliği, baskıyla ve yasaklarla değil; eşitlik, özgürlük, adalet ve yaşam hakkının güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Bir arada ortak ve eşit yaşamın savunucuları olarak LGBTİ+’lara yönelik saldırılara asla sessiz kalmayacağız!
Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır!
Herkes için adalet, herkes için özgürlük, herkes için eşit yaşam!
Kürt Hareketi 2000 sonrası paradigmasal bir değişimle "DEMOKRATIK MODERNITE" sürecini başlatmıştı. Bu model diğer ROLATIF modellerde olduğu gibi ucu "sado-mazocu eşcinsel kesimlerin de yaşam hakkına saygı duymayı ve desteklemeyi gerektirir. Kısaca sorun PARADIGMASAL bir sorun...
LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz.
“Ailem Güvende” isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır.
Kadınlar her gün, “güvenli” denilen ailelerin içerisinde şiddete maruz bırakılmakta, katledilmektedir. Farklı cinsel kimlikler bu ülkenin, ailelerin ya da toplumun güvenlik sorunu değildir.
Asıl güvenlik sorunu; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını tehdit eden şiddet, cezasızlık ve ayrımcılıktır.
Hak savunucularını susturarak, nefret suçlarını körükleyerek, yayınları engelleyerek ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alarak toplumu güvende tutamazsınız.
Adalet, bir kişi veya zümre için değil, herkes için olmalıdır. Adalet Bakanlığı’nın görevi hak savunucularını, gazetecileri, LGBTİ+’ları ve demokratik örgütlenmeleri baskı altına almak değil; herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.
Toplumun güvenliği, baskıyla ve yasaklarla değil; eşitlik, özgürlük, adalet ve yaşam hakkının güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Bir arada ortak ve eşit yaşamın savunucuları olarak LGBTİ+’lara yönelik saldırılara asla sessiz kalmayacağız!
Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır!
Herkes için adalet, herkes için özgürlük, herkes için eşit yaşam!
Herkes Tülay hanıma tepki göstermiş fakat unuttuğunuz bir şey var; "DEMOKRATIK MODERNITE" yani partinin temel anayasası, LGBT'li ibne, fahişe, lezbiyen, sado-mazocu, grup seksçiler gibi (sıradan Kürtlerin katlini VACİP gördüğü) kesimin de hakkını savunmayı emreder.
“Ailem güvende” diyerek bir ailenin LGBTİ+ çocuğunu hedefe koyuyorsanız, kimi kimden koruyorsunuz? Kadın örgütlerinin ortak bildirisinde söylediğimiz gibi: “Ne aile güvende ne de hiçbirimiz”…
LGBTİ+’lar bu toplumun da hayatın da parçasıdır. Onları tehdit görmek, nefret suçlarının hedefi haline getirmek, gözaltı ve tutuklamalarla örgütlenmelerini kriminalize etmeye çalışmak antidemokratiktir ve kabul edilemez.
Korunması gereken bütün yurttaşların yaşamı, hakları ve özgürlükleridir. Gözaltındakiler ve tutuklananlar derhal serbest bırakılsın. LGBTİ+ örgütlerine ve hak savunucularına yönelik baskılara son verilsin!
@ankara_kusu Kara Haydar basit bir dolandiricidan başka bir şey değil. Paylastiginiz videoda dolandırıcıların keriz silkelemek için hazırladığı video çekim odasında çekilmiş basit bir kurgudan başka bir şey değildir. Gerçekte o kadar parası olan biri gösteriş yapmaz...
Darda Haydar'i basit bir dolandırıcıdan ayiran tek şey "fenomenliği"
Eskiden"Saddamin dolarlari" son yıllarda "Fetonun Paralari" diye söze başlayan tüm dolandırıcıların kullandığı sıradan bir video çekim odası...
“En iyi insanlar güzellik duygusuna, risk alma cesaretine, gerçeği söyleme disiplinine ve fedakarlık kapasitesine sahiptir. İronik bir şekilde, erdemleri onları savunmasız kılar; çoğu zaman yaralanırlar, hatta bazen mahvolurlar.”
E. Hemingway.