Katliamlar takviminin en acı sayfalarından biri
Adalet ve yüzleşmek için hafızamızda hep yer alacaktır
Unutmadık unutturmayacağız
#33Can#33Yıl#2Temmuz1993#UnutMADIMAKlımda
🔴 Kadir İnanır, son söyleşisini T24'ten Cansu Çamlıbel'e vermişti:
📌 "Bugün çağrılsam yine en önde giderim, yeter ki adı ‘barış' olsun; sadece Erdoğan değil, kim söylese giderim."
📌 "2015 ve 2018'te HDP'den milletvekilliği teklifi geldi, bedel ödemiş insanların önüne geçmek istemedim."
📌 "Oğlunun kemiklerini poşetle teslim alan babanın filmini çekmek istiyorum, ama ağır sansür var."
https://t.co/gnMjWRG8A4
Barış Annesi Münibe Koç, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Münibe Koç, 1995 yılından bu yana Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve Demokratik Bölgeler Partisi'nde (BDP) görev alarak barış için mücadele ediyordu.
https://t.co/vAmJgKVFq0
Kuzenim Gülden Doğubayazıt'ta sokak ortasında iki kızının yanında kocası tarafından canice silahla vurularak hayattan koparıldı. katilin yakalanması için lütfen kamuoyu oluşturalım.
@DemPartiKadin@karabiyikbaris@AgriBarosu@baysal_nurcan
"Ekmek, Barış, Adalet İçin 1 Mayıs’a" Yeşilkent Semt pazarında bildirilerimizi dağıttık.
1 Mayıs Cuma günü saat 11.00’de Kadıköy Söğütlüçeşme’de buluşalım, mücadeleyi birlikte büyütelim
#BijîYekêGulanê#Yaşasın1Mayıs
@samiltayyar27 Çok normal o zaman değil mi diğer ülkelerde oluyorsa. Başka ülkede kötü birşey varsa bizde de olabilir sıkıntı yok size göre. Böyle açıklama olmaz olsun
Benim annem öldü,
14 yaşında ayağındaki şalvarıyla gelin olan annem. 15 yaşında kucağında oğluyla ip atlayan annem.
Benim annem öldü,
Bir kız çocuğu doğurabilmek için 5 oğlan çocuğu doğuran, 4 yaşında bir oğlunu kaybettikten sonra 21 gün hafızasını kaybeden, sırtından sopası, karnından sıpası eksik edilmeyen annem.
Benim annem öldü,
Benden sadece 19 yaş büyük olan, bana kızdığında "Hava atma, aynı kuşağın çocuklarıyız." diyerek yanaklarından makas aldığım, tek kusuru; oğulları haksız bile olsa her zaman oğullarından yana olan annem.
Benim annem öldü,
1993'te herkes Diyarbakırspor'a gitmeme karşı çıkarken, "Korkmadan git, sen yapman gerekeni yap, gerisini Rab'bime bırak." diyen, iç saha maçlarımıza gelmekle kalmayıp deplasman maçlarımıza da gelen, Adana'da bana ve kardeşlerime saldıran polislerle deplasman kavgası veren annem.
Benim annem öldü,
Ömrünü Atatürkçü ve ulusalcı bir çizgide yaşarken, ben Kürt dostuyum diye yıllarca inandığı değerleri sorgulayan ve yanıbaşımda saf tutan, mahkemelerimde gözaltlarımda beni bir kere yalnız bırakmayan, Kozan Cezaevi'nde "Benim oğlum hırsız mı lan! O bir siyasi." diyerek yapılan muameleye posta koyan, gözaltına alındığımda, sonuçta ulusalcı bir ailenin çocuğu olduğum için alacağı cevaptan çekine çekine "Geçmiş olsun." telefonu açan zamanın örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcısı Ali Can Önlü'ye "Boş verin Barış'ı, benim oğlum bugün çıkmazsa yarın, yarın çıkmazsa bir kaç aya çıkar ama siz Selahattin oğlumu çıkarmaya bakın." diyen koca yürekli annem.
Benim annem öldü,
Posta adresi "Fatma Ana, Yumurtalık" olan Yumurtalık şehrinin "Fatma Ana"sı, kanı kanına değmemiş onlarca kadın ve erkeğin Fatma Ana'sı, "Biz küçük bir aileyiz, bizim cenazemizi kim kaldırır ki?" diye hayıflanırken, Yumurtalık şehrindeki en büyük kalabalıkla cenazesi kalkan, sit alanına giriyor diye yıllardır kimseye vermedikleri musalla taşının yanındaki iki ağacın gölgesine gömülen annem.
Benim annem öldü,
Oğluma ismini verdiğim Diyarbakır'dan, çalışma saham olan Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay il ve ilçelerinden koşarak gelen yoldaşlarımın ve Fatma Ana'nın manevi evlatlarının kıldığı cenaze namazıyla yolcu edilen annem.
Benim annem öldü,
Ona olan yakınlığım için kardeşlerimin beni kast ederek "Annemin üç oğlu bir kızı var." dedikleri, çocukluğumdan beri sırdaş olduğumuz, çoğu zaman beraber ağlayıp beraber güldüğümüz, hastalığının teşhisinden son nefesine giden yolda bir kaç gün dışında gece gündüz tüm zamanı birlikte geçirdiğimiz, gün gün eriyişini seyretmek zorunda kaldığım, ben üzülmeyeyim diye bir kez bile "Ahh" demeyen, son nefesini "Seni dinlemeyi çok seviyorum." dediği canlı yayında beni dinlerken ve yine "Ahh" bile demeden veren, uyandığım her gün içimdeki boşluğu yokluğuyla biraz daha büyüten, üstüne toprak atıp arkamı dönüp gitmemin mümkün olmadığı annem.
Kelimeler seni anlatmaya yetmez annem. Her evlat kaybettiği annesine benim kadar yandı elbet. Acı yarıştırmak ne haddime. Sadece şaşıyorum annem, nasıl dayanmış bunca insan ana yokluğuna.
Affet beni. Morgun dolabından seni ben almadım. Alamazdım. Affet beni. Seni yıkadılar, yüzünü yeniden görmeye gelmedim. Gelemedim. Çünkü sen son nefesini vermeden yarım saat önce yanaklarını sevip "Kız sen ne güzelsin öyle." demiş, sonra kendi ellerimle traş ettiğim o başını okşamıştım. Gözümde yüzün, elimde tenin kalsın istedim annem. Ama seni kimseye emanet edemezdim. Mezarına girip kendim koydum seni toprağa. Yüzünü ben çevirdim kıbleye. Kefeninin üzerinden yine başını ben okşadım annem. Hani ölmeden demiştin ya, "Sırtımda hep bir el hissediyordum. O babamın eli sanıyordum ama sonra anladım ki senin elinmiş." İşte seni kıbleye çevirdikten sonra sırtına yine ben elimi koydum annem.
Mezarın öyle güzel bir yerde ki. Yumurtalık'taki evimize giderken sana selam vermemek mümkün değil. Arabadan kolumu uzatsam sana değecek. Deli Dumrul gibi yaşadın annem. Korkusuzdun. Azrailin elinden tuttun gittin habersiz. Şimdi Deli Dumrul gibi kes o yoları annem. Sana selam vermeden geçmek yok. Seni unutmak yok. Seni unutturmak yok. Akan göz yaşlarım şahit olsun.
Şimdi seni bir gün önce anlattığın ve "Hiç birmesini istemedim." dediğin, ayaklarının yerden kesilip de içine girdiğin o ışığa emanet ediyorum. Rab'bim benim için kıyamete kadar o ışıkta bekletsin seni. Sana veda etmiyorum. Ömrüm oldukça hep yaşatacağım seni. Seni çok ama çok seviyorum annem.
Canım Abim Mustafa Bülbül’ü KAYBETTİM
Geçirdiği kalp krizi sonrası
İstanbul İstinye Hastanesi YOĞUN BAKIMDA yatan
Canım Abim
Mustafa Bülbül’ü KAYBETTİM
Canım Abim Mustafa’yı
2 Nisan 2026 Perşembe günü
Saat 13.00’da
Karacaahmet Cemevinden Hakka uğurlayacağız
Agresif bir kanser olan multipl miyelom hastaları için (en az bir kez tedavi görmüş ve hastalığı tekrarlamış olanlarda) yeni bir ilaç kombinasyonu onaylandı.
Klinik çalışmada:
• Hastalığın ilerleme veya ölüm riskini %83 azalttı
• 3 yılda hastalıksız kalma oranını %83’e çıkardı
‘80’li yılların ortaları. Urfa’nın Siverek ilçesinde, tanınmış bir aşiretin kızı olan Zeynep, kan davalı oldukları başka bir aşiretin oğluyla gerilla saflarına katılır. Aradan üç yıl geçer, Zeynep annesini çok özlemiştir. Annesine haber salar ve onu gece görmeye geleceğini söyler. Annesi, heyecanla kızının gelişini beklerken, kızına öfkesi dinmeyen babası, Zeynep’i devlet güçlerine ihbar eder.
Gece olunca Hemo köyünün köprüsüne varan Zeynep ve dört arkadaşı, jandarma tarafından pusuya düşürülür. Sabaha kadar süren çatışma sonrasında Zeynep ve arkadaşları öldürülür. Haberi alan köylüler, olay yerine gelirler. Korku salmak ve ibret olsun diye kimseyi, cenazelere yaklaştırmaz jandarma. Haberi alan köylülerin arasında Zeynep’in annesi de vardır. Köprüde öylece uzatılmış olan Zeynep’i, kınalı saçlarından tanır ve "Pore delalamin sor e" (nazlı kızımın saçları kızıldır) diye feryat ederek ağıt yakar.’
İşte bu eser, o annenin feryadıdır.
Canımızdan çok sevdiğimiz annemizin ani kaybı nedeniyle; taziyemize gelerek, telefonla arayarak, sosyal medya hesaplarında paylaşım yaparak, kırgınlıkları unutup acımızı bizimle paylaşan ve bu zor günümüzde yanımızda olan herkese sonsuz teşekkür ederiz.