Yeni bir format, yeni bir içerik. BU MAÇ YOK ilk bölümüyle yayında!
Kanala abone olmayanların da abone olmasını ve bildirimleri açmasını rica ediyorum. Kaliteli ve özgün içerikler gelmeye devam edecek 👋
https://t.co/iLMO0rbAns
Bu akşam 21.15'te SYS TV'ye konuk olacağım. Fenerbahçe'nin gündemini, transferleri, Göztepe'de yaşananları konuşacağız. İzlemek isteyenler için linki aşağıya bırakıyorum 👇
https://t.co/woUmfU7IaG
✍️ FLOOD
🟡🔵 Fenerbahçe'nin İlgilendiği Arjantin'li Yıldız Orta Saha Cristian Medina Analizi
Botafogo'nun 2 yıldır peşinde koştuğu, Villarreal, Notthingham ve Fiorentina'nın resmi teklif yaptığı, Premier Lig kulüplerinin radarında ki Arjantin milli takımının yeni yıldızı Cristian Medina kimdir? Cevabını merak ediyorsanız eğer floodumuza geçebiliriz. Bir Boca sempatizanı ve takipçisi olarak hazırlamaktan en çok keyif aldığım yazılardan biri oldu. Eğer hazırsanız başlayalım.
HAK EDEN KAZANSIN !
Bu sezon yalnızca futbol konuşmak istediğimizi deklare ederek başladığımız Süper Lig’de ne yazık ki yine yaşanan olayları ve tutarsız hakem kararlarını konuşmak zorunda kalıyoruz.
Özellikle bu hafta Fenerbahçe taraftarının İzmirde maruz kaldığı eziyet ve Başkanımıza yapılan saldırıyı büyük bir üzüntü ve kızgınlıkla karşıladığımızın altı çizeriz.
2024-2025 sezonu ilk haftası hakem performansı ve davranışlarının karşılaştırmalarını sizlerle paylaşmıştım. Ligin ikinci haftasında da yine bir takım lehine kart ve kararlar noktasında ağır tutarsızlıklar yaşandı. Türkiye Futbol Federasyonu’nu adaletli hakem yönetimini sağlayana kadar bu paylaşımlarımız devam edecek.
2.HAFTA
1.Mauro Icardi, topsuz alanda rakip futbolcuya iki kere çelme takmasına ve bu olay hakemin görüş açısında olmasına karşın iki pozisyonda da sarı kart ile cezalandırılmadan haftayı kapattı(!)
https://t.co/aFnsiwbnl6
Dostlar selam,
İlk formatımız Futbol 360 yayında! Göztepe'de yaşananların öncesi ve sonrasını değerlendirmeye çalıştım. Toplamda 10 farklı format olacak, sırayla geliyor hepsi. Abone olup, videoları beğenmeyi ve yorumlarda fikir belirtmeyi unutmayın 👋
Biz Fenerbahçeyiz arkadaşlar!
Her düştüğümüzde, yerden daha güçlü kalkacağız. Her engelde, daha çok hırslanacağız. Her yeni güne, dün olduğumuzdan daha güçlü uyanacağız.
Şuna emin olun, bu memleketin refah ve kültür seviyesi arttıkça duruşumuz daha büyük anlam kazanacaktır.
Ve unutmayın; Fenerbahçe bir spor kulübünden öte bir ideolojidir. Desteklemek yürek ve sorumluluk gerektirir.
Biz varken Fenerbahçe yıkılmaz. Biz varken bu armaya hiçbir şey olmaz. İşte bu yüzden, daha gür bir sesle;
Dar ağacında olsak bile, son sözümüz FENERBAHÇE...
Eğer bunları yapan şahısları ön kapıdan alıp, arka kapıdan salarsanız, tarihî cezalar vermezseniz, önlem almazsanız, bu işin içine siyaset sokarsanız; siz de bu suça ortak olursunuz. Bu konu benim için turnusoldur.
Bunu yapan kişiler her kimlerse düpedüz vatan hainleridir. Vatana ihanetin de nedeni olmaz, bedeli olur.
Her kim ki bu toprakta yaşayıp, bu bayrağa ihanet ediyorsa, bunun bedelini er geç ödeyecektir. Yarına kalır ama yanına kalmaz. Bunu unutmayın! #İzmir #Bolu #Muğla
Dostlar selam,
Bildiğiniz üzere YouTube yayınlarına kendi kanalımda başlayacağımı duyurmuştum. Bir süredir uğraşıyorum; introlar, şablon tasarımları, içerik formatları vs. epey uğraştırdı. Fakat sonunda her şey hazır.
Kanalın introsunu aşağıya bırakıyorum, gelecek işlerin kalitesi bu minvalde olsun diye üzerinde çok durdum. Çok kaliteli içerikler sizlerle olacak. Başlıyoruz...
Şöyle genel bir özet geçmek gerekirse;
Tribünler üzerine düşeni yaptı. Son dönemlerin en iyi tribün performansını gördük. Takım üzerine düşeni yaptı. Son düdüğe kadar savaştılar. Bu sezon izlediğimiz en iyi takım performansıydı.
Hoca üzerine düşeni yaptı. Kulübeden sahaya bir akıl konuldu. Değişiklikler yerinde ve zamanında yapıldı.
Bazen olmaz arkadaşlar. Olacak gibi olur, bu kez oldu denir ama yine olmayabilir. Bugün de, o günlerden biriydi. Olmadı. Bence olanın da olmayanın da hayırlısı. Belki de bu bizim için hayırlı olandı. Belki de Avrupa Ligi'nde finale gideceğiz. Bunu bilmiyoruz.
Yangın yapmak gerekir mi? Evet 6 ve 8 için gerekir. Daha önce defalarca yazdığım için tekrara girmek istemiyorum. Özellikle de “bakın yine haklı çıktım” demek için yazıp-çizen bir karakter değilim. Doğruları da, yanlışları gören görüyor zaten. Kendi doğrumu, kendimce son kez yine tekrar edeyim; bu takıma acilen a kalite 6 numara ve üst düzey bir 8 numara lazım.
Yazacak, anlatacak çok şey ama bugün sırası değil. Önce bu kaybın yasını tutalım. Kendimize geldikten, sakinleştikten sonra anlatırız. Ben olumlu açıdan yaklaşıp bugünün kazanımlarına bakıyorum. Evet kaybettiğimiz şey az buz bir şey değil. Fakat ilk kez de elenmiyoruz burada. Dolayısıyla biraz tecrübeliyiz artık.
Henüz sezonun başındayız. Bir kaybettiysek 3 kazanabiliriz. Bu kaybın diğer kazanımların önüne geçmemesi lazım. Bu konuda daha önceki hatalarımıza düşmemek zorundayız. Geçmişten ders almayanları eleştirirken aynı hataya biz düşmeyelim. Başkası yaş tahtaya basınca “basmasaydı” diyip, kendimiz yaş tahtaya basınca “tahtanın yaş olmasından” şikayet etmeyelim.
Bunların altını şu sebeple çiziyorum; Bugün ki maçla ilgili türlü yorumlar görüyorum. Bazıları ne kadar doğruysa, bazıları da bir o kadar anlamsız ve yanlış. Yerinde eleştiri bedava rehberliktir. Fakat gereksiz eleştiri gizli hayranlıktır. Eleştirirken doğru zeminde, doğru eleştiriler yapalım. Ne demek istediğimi uzun zamandır beni takip edenler anlamıştır. Anlamayanlar için de özet geçeyim “sapla samanı ayırt edelim” arkadaşlar. Sapla samanı ayırt edelim artık.
Sevgili büyük Fenerbahçe taraftarı, bu akşam 20.00'de hayat dursun. Herkes üstüne düşeni yapsın.
Stada gidecek olanların 90 dakika susmadan destek olması çok önemli.
Bugün bu stattan tek bir sonuçla ayrılacağız; o da GALİBİYET olacak!
https://t.co/4gMyA8JeKC
✍️ FLOOD
🟡🔵 Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi İlk Maçında Karşılaştığı Lille Maçı Analizi
İlk maçta hem bizim, hem de rakibin öne çıkan ve zayıf yönlerini tüm yönlendiriyle değerlendirmeye çalıştım. Hazırsanız başlayalım.
Ferdi konusunda farklı farklı görüşler var, hepsine de kısmen katılıyorum diyebilirim. Fakat tam anlamıyla derin bir fikir paylaşımı görmedim şu ana kadar. Gitsin veya kalsın özelinde yüzeysel yorumlara denk geldim daha çok. Şimdi isterseniz biraz beyin fırtınası yapalım. Konuyu kendi tarzımızla derinlemesine değerlendirelim.
Öncelikle son olarak Brighton'dan gelen teklifin 35m euro seviyelerinde olduğu konuşuluyor. Güzel rakam. Ama fazlası olur, olmalı da. Neden? Saha içine ve oyuncunun teknik özelliklerine çok girmeden, saha dışı nedenler üzerinden bir kaç örnek vereceğim sadece. Bence bunlar bile üst sınırının ne kadar yüksek olduğunu gösterecek nitelikle örnekler.
• Ferdi bildiğiniz üzere Hollanda pasaportu olan bir oyuncu. Pasaport konusunun da transfer işlerinde ne kadar etkili olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım. Sırf bu neden bile bir kaç milyon euro ekliyor piyasa değerine.
• Altyapı eğitimini Hollanda'da almış olması ve Hollanda altyaş milli takımlarında forma giymiş olması bir başka artısı. Bildiğiniz gibi çift uyruk + iki milli takım forması giymiş olmak demek, piyasa değerine +7 hane yazmak demek.
• Geçtiğimiz ay oynanan EURO2024 turnuvası, aslında bir turnusol oldu bizim için. Hem gösterdiği muazzam performansla ne seviyede olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Hem de piyasa değerinin geniş ölçekli bir perspektifini çizdi bizlere.
• Kariyerine 10 olarak başlayıp, önce 8'e sonra da modern bir beke evrilmesi yine bizim için oldukça önemli bir kriter. Üstüne üstlük Ferdi öyle bir profil ki kale ve stoper dışında neredeyse tüm mevkilerde oynadı. Hepsinde de ortalama üstü performans verdi. Versatil kelimesinin sözlük karşılığıdır Ferdi Kadıoğlu. Güncel olarak oyun repertuarında 8-9 farklı mevki var ve hepsinde verimli bir oyuncu.
• Bildiğiniz üzere profesyonel sporcuların en önemli kriterlerinden biri karakterleridir. Onları elit seviyeye getiren şey yetenekleri olabilir fakat orada tutacak olan şey karakterleridir. Ferdi'nin bu konuda da çok az bulunacak türden elmas karakterli bir oyuncu olduğunu söylemeliyiz. Aidiyeti, hırsı, profesyonelliğini, efendiliği, çalışkanlığı vs. saymakla bitiremeyeceğimiz harika karakteristik özelliklere sahip. Bu bile tek başına onu özel kılan nedenlerden biri.
• Bir başka gerekçemiz takımın kaptanlarından biri olması. 2018'den bu yana Fenerbahçe'de forma giyen ve 200'ün üzerinde resmi maça çıkan oyuncu aynı zamanda kulübün kurum hafızalarından biri. Yönetimle birlikte gelen Ferdi, bugün takımın en vazgeçilmez oyuncularından biri olurken, Türkiye Kupası dışında kupa göremedi. Bence mutlaka bir kez olsun şampiyonluk yaşayıp öyle gitmeli.
• Bir başka gerekçemiz oyuncuyla ilgilenen çok sayıda kulüp olması. Şampiyona performansı sonrasında taliplerini katlayan Ferdi için; Juventus, Arsenal, Borussia Dortmund, Atletico Madrid, Brighton, Manchester United gibi çok sayıda kulüp yakın takipte. Bazıları resmi teklifler sunmuş, bazıları beklemede, bazıları yeni teklif iletiyor vs. Bu etmen bile bazen 5 yerine 10'a satış kapamaya yetebiliyor. Örneklerini futbol dünyasında çok gördük.
• Başka bir açıdan bakalım. Ferdi'yi bugün x fiyata sattık diyelim. Yerine benzer katkıyı verebilecek bir oyuncu için kaç milyon euro bonservis ödememiz gerekir? 20-30-40? Gelen oyuncu Ferdi'nin verdiği katkıyı verebilir mi? Veremezse ne olur, oyun anlamında neler kaybederiz, sezona nasıl yansır vs. yine pek çok soru işaretini içinde barındıran bir konu. Çok çok iyi analiz etmemiz gereken bir konu bu.
• Jose Mourinho tedrisatında işleyecek bir yapıda neler yapabileceğini, muhtemel Şampiyonlar Ligi performansıyla ve olası bir lig şampiyonluğu sonrası önümüzdeki sene kaç milyon euro piyasa değeri ve bonservis bedeli getirisi olacak bunları da iyi düşünmek, iyi hesaplamak gerek. Bugün 35 gelen o teklif bunlardan ikisinden biri olsa dahi minimum +40-45m bandına rahatlıkla çıkacaktır.
• Türkiye ligi için 30-35m euro üstü olmaz görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Arjantin, Brezilya, Belçika, Hırvatistan vb. ülkeler lig bazında bizden daha kaliteli değiller. Burada 100m eurolara kadar çıkan bonservisler bizim ligimiz için 30m euroda kalıyorsa orada lig farkında ziyade yönetimsel bir başarı veya başarısızlık denklemi vardır bana göre. Doğru ürün; doğru pazarlama stratejisiyle, doğru fiyata satılabilir. Bunu da farklı örneklerde görüyoruz dünya futbolunda.
• Transfer başarısı her zaman almak değildir. Bazen tutmak, almaktan daha büyük başarıdır. Bugün, Ferdi Kadıoğlu özelinde durum tam olarak bu. Ferdi gibi bir oyuncu x bir takıma katıldığında ''şampiyonluk için önemli bir ekleme'' diyebiliriz. Aynı şekilde ayrıldığında da ''şampiyonluk yolunda büyük kayıp'' diyebiliriz. Şampiyonluk için oldukça önem ve devamlılık arz eden bir oyuncu.
• Ligin başlamasına 2 gün kalmışken takımın en önemli oyuncularından birinin gitmesi ne kadar doğru olur? Yeri nasıl doldurulur, bu süreçte ne gibi eksiklikler yaşanır? Yine enine boyuna düşünülmesi gereken konular bunlar.
Ferdi ile ilgili yazacak o kadar çok şey var ki, sabaha kadar anlatsam da bitmez. Hem kulübümüz, hem de milli takımımız için çok önemli bir değer. Genel olarak fikirlerimi şöyle özetleyebilirim;
Bana kalırsa reddedilemeyecek bir teklif gelmediği müddetçe satılmamalı. En azından bu sene kadroda tutulmalı. Eğer mutlaka gidecekse bile; minimum 40m euro etiket konulmalı. 39.9 milyon euro bile az olur bana kalırsa.
Bunları duygusal olarak yazmıyorum bu arada, tamamen veri odaklı yazıyorum. Ferdi geçen sene dünyanın en değerli 23 yaş altı bekiydi. Altını çiziyorum ''dünyanın en değerli'' 23 yaş altı kadrosunun bekiydi. Bugün Ferdi'den daha iyi bekleri (sağ-sol farketmez) sayalım desek 5'ten fazla sayamayız. Böyle bir oyuncudan bahsediyoruz.
Tüm bu nedenlerle ''minimum 40m euro + sonraki satıştan %20 pay'' veya dengi bir teklif kabul edilebilir. Maddi anlamda barem olarak bunun altında kalan teklifler bence kabul edilmemeli. Bu konuda hem yönetim hem de başkan iyi işler çıkarıyor. Ali başkana oyuncu satışı konusunda çok güveniyorum. Optimum teklifi ve şartları alacağını düşünüyorum.
Fenerbahçe için verdiği emekleri hiçbir zaman unutmayacağız. 18 yaşında bir genç olarak girdiği Fenerbahçe kapısından, Fenerbahçe kaptanı ve efsanesi olarak çıkacak. Bu saatten sonra kalırsa çok seviniriz. Giderse de hem üzülür, hem de gurur duyarız. Hakkında hayırlısı neyse o olsun diyelim.
Lille-Fenerbahçe karşılaşmasının görüntülü analizi yarın sizlerle. Veri ve analizlerle birlikte görüntülerle desteklenmiş bilgilendirici ve güzel bir içerik geliyor. Bildirimleri açmayı unutmayın 👋
Arkadaşlar YouTube için her şey hazır, çekimlere başlayacağım. Sağlam bir introya ihtiyacım var. Bu konuyla ilgili yardımcı olabilecek varsa dmden geri dönüş yapsın lütfen. Yakında içerikler geliyor, alttaki linkten kanala ulaşabilirsiniz 👋
https://t.co/iEtQ9pLkFA
✍️ FLOOD
Jose Mourinho Lille Maç Sonu Basın Toplantısı Analizi 👇
Daha önce yaptığım Jose Mourinho analizlerine Şampiyonlar Ligi eleme turlarında aldığı ilk mağlubiyet sonrası yaptığı basın toplantısıyla devam ediyoruz. Bu kez 5 soru geldi, sonuncu dışında hepsi anlamlıydı. Sonuncu soruyla ilgili de nedenini yazının sonunda açacağım. Hazırsanız başlayalım.
• Öncelikle beden dili basın toplantısının başından sonuna kadar sıkılgan ve ihtiyatlı bir ruh halindeydi. Her zaman ki gibi “bitse de gitsek” duygudurumu içinde sabırla bekledi son soruyu. İki kez masadan kalkacak gibi oldu fakat ekstra sorular gelince tekrar oturup cevapladı.
• İLK SORU özetle 2-1'lik skoru nasıl değerlendirirsiniz oldu. Kendinden emin bir ses tonuyla “Şu an devrede 2-1 mağlubuz, turun devresinde. Maç henüz bitmedi, o yüzden hadi diyorum” şeklinde cevapladı. Burada ki “turun devresi” açıklaması çok önemli. İki üç kere üstüne basa basa “half-time” vurgusu yaptı. Buradan tura maç maç değil, bir bütün olarak baktığını, durum değerlendirmesi yaparken “geneli bir bütün olarak” yorumladığını görüyoruz. Bu devre vurgusunu ilerleyen kısımlarda yine göreceğiz.
• 2. SORU bugün saha içinde memnun olduğun ve oyuncuların eksik yaptığı şeyler neler oldu sorusuydu. Bu kritik soruya uzunca bir cevap verdi. Bu cevabın içinde farklı farklı mesajlar ve göndermeler mevcut. Şimdi onları tek tek irdeleyelim.
• “Çok fazla şey eksik. Yaklaşık 6-7 haftadır çalışıyoruz ve Şampiyonlar Ligi ön eleme bile olsa her zaman çok üst seviyede olur. Dolayısıyla henüz otomatikleşmemiş çok şey var.” Cevabın bu ilk bölümünde kısa bir durum değerlendirmesi yaptı.
• Devamında ise; “Bugün şunu söyleyebilirim 2 tane bize çarpan top ve kendi kalemize attığımız gol. Ama bunu söylemek boş olurdu açıkçası. Şu şekilde söylemek daha doğru olur. Kendi kullandığımız bir taç atışı sonrası gol yedik. Bir de 90+ dakikalarda 1. bölgemizde yaptığımız top kaybı sonrası 2. golü yedik. Lugano maçında da duran toptan gol yemiştik ve yine ilk maçta kendi 1. bölgemizde yaptığımız bireysel hatalar sonrası gol yemiştik. Bu hataların bedelini saha içinde ödedik.” Bu kısım önemli çünkü sorumluluktan kaçmayan “rasyonel” bir bakış açısı. Şanssızdık, bahtsızlık, top bizi sevmedi, maçı kazanmayı biz hak ettik gibi anlamsız cümleler kurmak yerine, mantık çerçevesinde bir çıkarım yaptı. Kazanan bakış açısı böyle olmalı. Bahanelerin arkasına sığınmak yerine gerçeklerle yüzleşmek her zaman kazandırır.
• Açıklamasının devamında “Bunu söylemeyi sevmiyorum ama Fred'i özlüyorum” cümlesini kurdu. Basın toplantısının en can alıcı noktalarından biri buydu. Ucu açık, tamamen yoruma dayalı bir açıklama. Şimdi şöyle bir düşünelim; bir maç sonu basın toplantısında, o gün sakatlığı nedeniyle sahada olmayan oyuncuya neden parantez açarsınız? Hele ki onunla ilgili bir soru sorulmamışken? Şahsen ben şöyle bir çıkarım yaptım; Elimde ki mevcut kadronun orta sahaları belli. Kalite olarak ikinci bir Fred yok o mevkide. Eğer bugün o olsaydı maçın seyri bizim açımızdan daha pozitif olabilirdi. Bence net olarak zekâ dolu bir gönderme yaptı yönetime, satır arası mesajını verdi. Burdan sonra artık top yönetimde. Lafın tamamını söylemesine gerek yok diye düşünüyorum.
• Açıklamasına şöyle devam etti; Belirtmiş olduğumuz gibi “turun devresini 2-1 geride kapattık.” Şimdi Kadıköy'e gitme zamanı, “sarı-lacivert bayraklarımızla” onları bekleme zamanı. Burada da taraftara hem turun devresi vurgusu, hem de sarı laci üzerinden zekice bir gönderme var. Onlar için ikinci maça kadar tatil olacak, biz ise Cumartesi bir lig maçı oynayacağız. O yüzden şu an “turun ikinci devresinden” daha önemli olan cumartesi günü oynayacağımız lig maçı diye noktaladı. Finalde hem odak noktasını lige çevirdi, hem rakibin dinlenme süresinin altını çizdi, hem taraftara mesaj verdi, hem de henüz biten bir şey olmadığına tekrar tekrar vurgu yaptı. Camianın skordan dolayı negatif bir havaya girmemesi adına hem çok kez tekrarladı, hem de açıklamalarıyla güven tazeledi. Bence önemli ve gerekliydi.
• 3. SORU rakibinizin oyunu sizi şaşırttı mı oldu. Net şekilde hayır cevabını verdi. “Dün de basın toplantısında söylemiş olduğum rakibin hazırlık maçlarını izledik ve analiz ettik. Bizim için sürpriz bir durum yoktu. Farklı sistemlerine karşı iyi hazırlandık. Yapısal anlamda bize karşı yaptıklarına çözüm bulduk. Dolayısıyla bir problem yaşamadık” minvalinde bir cevap verdi. Burada da yine devre arası vurgusunu yineledi, hazırlık ve analizlerin işe yaradığını, yaptıkları çözümlemenin rakip karşısında tuttuğuna değindi. İşlerin yenilen gollerde yapılan bireysel hatalar dışında yolunda gittiğini, planların tuttuğunu anlattı.
• 4. SORU özetle sizce bugün farkı yaratan ne oldu ve ikinci maçta farklı bir maç bekliyor musunuz şeklindeydi. Jose yine akıl oyunu yaparak “Oynanmamış maçın nasıl olacağını hiçbir zaman bilemezsiniz. Ama dürüstçe şunu söyleyebilirim ki sonuç farklı olacak. Ben Lille'in gelip bizim sahamızda defans yapacağını düşünmüyorum. Çünkü bu onların doğasına aykırı. Biz burada nasıl futbol oynadıysak aynı oyunu evimizde de göstereceğiz. Fakat farklı olan bir şey olacak, 40 bin itici gücümüz olacak.” cevabını verdi. Yine kusursuz derecede dahiyane bir manipülasyon tekniği.
• Peki neden? Çünkü aslında burada rakibe dedi ki; biz gelip burda cesurca savaştık, 0-0'a yatmadık, kendi oyunumuzu oynadık. Siz de gelip Kadıköy'de 2-1'in üstüne yatmaya çalışmayın, çıkın kendi topunuzu oynayın. Şimdi rakip takım hocasının yaptığı bu açıklama, sonra ki maçta etkili olur mu derseniz inanın bana fazlasıyla olur. Hele ki bu açıklamayı yapan Jose Mourinho ise. Bir başka deyişle tüm dünya futbol kamuoyunun önüne attı Bruno Genesio'yu. Bunun anlamını bilenler bilir zaten. Bilmeyenler için de küçük bir tüyo vereyim, efsane teknik direktörler hakkında söyledikleri ve sonrasında olanlara bir baksınlar. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklar.
• 5. SORU kendi vatandaşından, kendi vatandaşıyla ilgili geldi. Tiago Santos'un performansını nasıl buldunuz, sizce Roberto Martinez onu milli takıma almalı mı sorusuna; “Kendisi iyi bir oyuncu ama ''belirtmiş olduğunuz gibi'' milli takım seçimlerini Roberto Martinez yapıyor” şeklinde ironik bir cevap verdi. Sorunun cevabı içinde demeye getirdi.
• Kaybedilen bir Şampiyonlar Ligi maçı sonrası rakip takım oyuncusunun performansını sormak, dahası milli takıma girer mi demek ve tüm bunları Jose Mourinho'ya karşı yapmak çok büyük hata. Hiçbir hoca bu denklemde sağlıklı bir cevap vermez. Hiçbir iyi gazeteci de bu şartlarda bu soruyu sormaz zaten. Belli etmemeye çalışsa da soru karşısında bir miktar rahatsız oldu, hızlıca cevapladı ve çeviriyi beklemeden yine kalktı ayağa. Çevirmenin uyarısıyla çeviriyi bekledi, ağzından son kelime çıkar çıkmaz da teşekkür ederek salondan ayrıldı.
Mourinho yine bildiğimiz akıl oyunlarıyla toplantıya damgasını vurdu. Yaptığı açıklamalarla taşı gediğine oturtma konusunda oldukça mahir bir teknik adam. Ben izlerken çok keyif aldım, yine yeni bir şeyler öğrendim. Aldığım notları sizlerle de paylaşmak istedim. Umarım faydalı olur ve beğenirsiniz. Okuduğunuz için teşekkür ederim, sonraki analizlerde görüşmek üzere 🙏
Bir de bu tipler var mesela. Futbolcuların kariyerlerini, başarılarını, yeteneklerini yalnızca aldıkları kupa sayısı ile ölçüyorlar. Nereden baksan sığ, yüzeysel, üstünkörü bir bakış açısı bu. Normalde görmezden gelir, işime bakarım ama bunu Alex'e de yapmaya utanır insan. Şimdi işi gücü bırakıp iki satır yazmak farz oldu. Bu saçma argümanı çürütmek için üç basit örnek vermem yeterli olacak.
• Birincisi madem ki kupa sayısı = oyuncu başarısı, o zaman bu mantığa göre Hossam Ashour, dünyanın en iyi 3-4 futbolcusundan biri. Neden derseniz adını bile duymadığınız bu isim, Mısır futbolunun en önemli efsanelerinden bir tanesi. Yaklaşık 20 yıl formasını giydiği El Ahly Kahire’de kazanılabilecek her başarıyı kazanan Mısırlı futbolcu, kariyerini tam 37 kupayla tamamladı.
• İkincisi mesela David Alaba, Messi'den daha fazla kupa kazandı. Şimdi bu durum Alaba'nın Messi'den iyi futbolcu olduğunu mu gösterir? Aklım almıyor gerçekten bu kadar mantık yoksunu nasıl olabilir bir insan.
• Üçüncüsü de örneğin Real Madrid'in 3.kalecisi, x bir takımın yıldız oyuncusundan daha fazla kupa kazanabilir. Bu durum neyi gösterir tam olarak? Daha iyi bir kariyer, daha büyük yıldız, daha çok prestij?
İnanın bana başarı = kupa değildir. Hiçbir zaman olmamıştır. Hiçbir zaman olmayacaktır. Futbolun bir “takım sporu” olduğu gerçeğinden uzaklaşıp, bu konuları bireylere indirgemek son derece yanlış bir bakış açısı. Kupalar tek başına değil, 11 kişilik takımlar halinde kazanılır. Ve günün sonunda önemli bir kriter olsa da tek başına hiçbir anlam ifade etmez. Muhakemeden yoksun analizlerinizi kendinize saklayın lütfen.
✍️ FLOOD
🟡🔵 Fenerbahçe'nin UEFA Şampiyonlar Ligi Rakibi Losc Lille Analizi
Fenerbahçe'nin 3. Eleme Turu rakibini; bireysel oyuncular, takım performansı, oyun dinamikleri, hücum ve savunma prensipleri gibi tüm önemli detaylarıyla birlikte anlatmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz, hazırsanız başlayalım.