Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.
this radio promo run is basically just so she can go round yapping to everyone about how big and strong and hot and fun and attentive her fiancé is, and honestly good for her
merhaba, bi silkenelim diye odtüde bir haftada olanları kısaca özetleyeceğim:
19: ilk yürüyüş düzenlendi kampüsten çıkıldı ve söğütözünde öğrencilere polisler ve tomalar tarafından müdahele edildi, barikat aşılmaya çalışıldı, muhalefet 2 cümle edip öğrencileri bırakıp gitti
bir arkadasim var bana tripli farkindayim ama asla sormayacagim sebebini 25 yasini geckin insanlarin bir sorun oldugunda direkt soylemeyi karsidaki insanın surekli peslerinden kosmayacaklarini ogrenmeleri gerekiyo cunku