''Vardır elbet havanın bu denli puslu olmasının bir sebebi.
Temmuz sıcağında aktıysa bulutların gözyaşı; elbet vardır bir nedeni.''
Yüreğimizde büyüteceğiz seni.
Hep 19 yaşında kalacaksın….
#AliİsmailKorkmaz
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Irmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
Yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
Çiğdemler güller mor menekşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hala koynumda resmin
Dağları anlatırdın ve dostluğu
Bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
Dağlar yarılır ırmaklar kururdu
Bulutlar çökerdi yüreğime
Hala koynumda resmin
Dün akşam olur elinde kitaplar
Ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
Bir kez bile unutmadın merhaba demeyi
Ve en yanık Türküleri nasıl da söylerdin
Dostun vurulduğu gün
Hala koynumda resmin..
Ahmet Telli
Diren ve kal büyük şair..
Deniz Göktaş’ın şovundan (ve başına gelenlerden) sonra artık bu adamlar komik ya da sevimli gelmiyor. Ata Demirer’i ve filmlerinin çoğunu severim ama şu fotoğrafa bakınca içimden geçen “n’apıyosun abi sen” oluyor.
Bu kadar dertli ülkede bu sıradan suya sabuna değmeyen komediler sıktı artık.
Okuyup diş hekimi oluyor; iş bulamayınca özel kliniklere başvuruyor, onlar da asgari ücret teklif ediyor. Avukat oluyor; ancak asgari ücretle bir büroda iş bulabiliyor. Diğer bölüm mezunlarının durumu da farklı değil. Sonra da “Gençler iş beğenmiyor.” zırvaları…
Filozof Platon'un 2400 yıl önce sorduğu soruya geri döndük “Akıl yoluyla gerçekleri mi ortaya çıkartacağız, yoksa ikna yoluyla algıların esiri mi olacağız?”