YENİ Parti, “Terörsüz Türkiye” sürecinin “Çerçeve Yasası”na EVET dedi...
Bu, sıradan bir “evet” değil; tarihe düşülen siyasi bir kayıttır.
Kurucu mirasınızda Lozan vardı…
Cumhuriyet vardı…
Atatürk ve Altı Ok vardı…
Siz, bu mirası elinizin tersiyle ittiniz.
Atatürk’ün milliyetçilik anlayışını çiğnediniz.
Kahraman şehitlerin ve gazilerin ruhlarını incittiniz.
Bundan sonra hiç olmazsa tutarlı olun:
Atatürk’ün fotoğrafını kullanmayın.
Çünkü siyasetçi unutur…
Seçmen unutabilir…
Ama tarih unutmaz.
Gazi: "Aldıkları uzuvlarımızı geri versinler."
- Aldıkları uzuvlarımızı geri versinler diye oraya gidiyorduk. Hem hayatlarımızı çaldılar, hem de bizi evladımız yaşındaki Türk polisleriyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar.
- 20 yaşında bu insanların gözleri kör oldu, ayakları yok oldu, hayatları bitti.
- 600 milletvekili var Meclis'te. Şerefsiz Apo p*çi için 360 milletvekili imza attı.
- Bu kahraman vatan evlatlarının haklarını konuşurken, yasalaştırırken bile 360 milletvekili imza atmadı.
Kefil olmadığın metne nasıl imza atıyorsun?
Bir de kalkıp tarihsel sorumluluktan söz ediyor.
Kötü ve umut kırıcı olan bunlarda bu mantıksızlığı gören ahalinin aymazlığı.
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Syn Saffet Sancaklı “Osimhen’e 75 milyon Euro veremezsin diye hesap soruyorsan, Fenerbahçe’nin limiti olmadığı hâlde harcadığı 140 milyon Euro’nun da hesabını soracaksın! Adalet herkese eşit uygulanır. Birine hesap sorup diğerine susuyorsan, o koltuğu neden işgal ettiğini de çıkıp millete açıklayacaksın!”
İYİ Parti’yi kutluyorum. Atatürk’ün vasiyetine sahip çıkmıştır. İlkeli, tutarlı ve Cumhuriyetçi çizgide hareket etmiştir. Ettiği yemine bağlı kalmıştır.
-YENİ Parti ilk adımda, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e sahip çıkmayacağını açıkça ilan etmiştir.
-Ama bu masum ve kahraman millet artık YENİ Parti ya da CHP’ye mecbur değil. Altı Ok’u yakasına takan ama çiğneyen bir zihniyete bu millet artık mecbur değil. Atatürk’ü yakanızdan çıkarın.
sürekli ‘malum konulara’ girince organize şikayetler yüzünden sosyal medyada sık sık kısıtlama yaşıyorum !
2-3 yıldır devam ediyor…
X instagram ve youtube’da takip edip etkileşim verirseniz sevinirim!
sevgiler🙏 teşekkürler
https://t.co/buKC0sRMVO
Halka yanıltıcı bilgi vermekten işlem yapılır mı?
2002-2025 aradı kbmg 3.600 dolardan 18.600 dolara çıktı ama dış borcumuzda 130 milyar dolardan 530 milyar dolara çıktı.
İthalat / ihracat oranı sürekli açılıyor.
Verimlilik durumu nedir?
Artışın büyük kısmı tl nin değerli kalmasından.
Biz yıllardır ilk 17 içindeyiz ama 2035-2050 beklentileri 25. sırada gösterecek bizi.
Üretim kaldı mı?
"40 yıllık sorun" dedikleri 1984'te başladı, 2000'de ise bitmişti.
2002 yılında Türk Ordusu sadece 6 şehit vermişti, bölücü örgüt eylem bile yapamayacak hale gelmişti.
Sonra...
Devlet Bahçeli'nin bir hamlesiyle AKP iktidara geldi, 2003 yılında 30'dan fazla şehit.
2004 yılında 75'den fazla şehit.
2005 yılında 100'den fazla şehit.
2005 yılında Türk Ordusu'na ilk kumpas Şemdinli'de kuruldu.
2006 yılında 110'dan fazla şehit.
2006 yılında Türk Ordusu'na ikinci kumpas Danıştay cinayetinde kuruldu.
2007 yılında 450'den fazla şehit.
2007 yılında Türk Ordusu'na en büyük kumpas, Ergenekon ile kuruldu.
Şehit sayıları artarken, örgüt toparlandı ve Türk Ordusu'na Balyoz kumpası kuruldu.
Terörle mücadele mahkum edildi, kahramanlar suçlandı, teröre adeta suni teneffüs yapar gibi ilk açılım sahnelendi. Şehir meydanlarında gösteri yapmaya başladılar, kışlaların içine molotof kokteylleri atılıyordu.
Devam eden yıllarda, Türk Ordusu ve Türk Polisi ilk açılımın bedelini göğsünün kanıyla ödedi, hendek-barikat çatışmalarında 793 şehit verdik.
Organize bir şekilde çalınan sorularla, FETÖ tarihinde olmadığı kadar yüksek oranda Türk Ordusu'na, emniyete, yargıya ve bürokrasiye sızdırıldı hatta resmen yerleştirildi. FETÖ okullarından çocuk mezun eden milletvekilleri kameralara poz veriyordu.
Arkasından 15 Temmuz geldi.
Daha sonra, "ne istediniz de vermedik" diye serzeniş yapılan FETÖ, namlusunu millete doğrulttu.
15 Temmuz sonrasında ise Türk Ordusu'nun yapısı değiştirildi. Öyle değiştirildi ki, izaha kelimeler yetmiyor...
İşte bugün, TBMM'nin egemenliğini korumak için kollarını bacaklarını vermiş gaziler, TBMM'ye girmek için bile mücadele ediyor.
Bebek katili terörist başı, TBMM'deki milletvekillerinden önce, yasalaşacak kanun taslağını görüp onay veriyor.
Biri size "40 yıldır" diye başlayan bir cümle kurarsa bunları anlatın.
@KitAjans Buna göre aylık 70.000 tl gelir elde ediyoruz. Bu maaşı alan ücretli sayısı çok az. Ayrıca övündüğünüz rakam yoksulluk sınırının bile çok altında. Rakam oyunları yapmayın sayın bakan
⭕️Müsavat Dervişoğlu'ndan 'çerçeve yasa' tepkisi
"Milletvekillerinin bilmediği bir metni, İmralı nasıl bilmektedir? Cevap veremediler. Bu hafta daha vahim bir manzarayla karşı karşıyayız. Önlerine bir kağıt konuyor. Neyin altına imza attıklarını bile bilmiyorlar ama şu gün şu saate kadar gidip tıpış tıpış imzalıyorlar. Sonra da kendilerine milletin vekilleri diyorlar"
Çerçeve yasada “suça bulaşmamış” diyorsunuz...
Önce bunun tanımını yapın!
Bir terör örgütünün planını yapan, eleman bulan, silah temin eden, lojistiğini sağlayan kişi ‘suça bulaşmamış’ sayılabilir mi?
O metne imza atan sayın milletvekilleri: Vah size vah!
TERÖRİSTE İSTEDİĞİ ŞEYİ VERİYORSUNUZ!
“Çerçeve yasa diye bahsedilen süreci öcalan biliyor, ben bilmiyorum! Kandil’deki katiller biliyor, ben bilmiyorum. Ömürleri devlete, millete düşmanlıkla geçmiş, evlatlarımızı vura vura yaşlanmış adamlar biliyor, biz bilmiyoruz. Milletvekilleriniz biliyor mu? Onlar da bilmiyorlardır.
Sizi ve iktidarınızı tehdit edenleri teröristlikle suçlayabiliyorsunuz mesela. Şimdi ise teröristlere siyasi alan tahkim ediyorsunuz. Şimdi teröristlerden kanaat önderi çıkarıyorsunuz. İktidarınıza yardımcı olunca teröristten siyasetçi çıkarıyorsunuz. Yani siz aslında meşruiyet kaynağını kendiniz belirleyince Terörle Mücadele Yasası’nı da delebiliyorsunuz.
öcalan bir tek şey istiyordu; Kürtlerin meşru temsilcisi biz olalım. Teröriste istediği şeyi vermişsiniz… Biz yıllardır ‘Kürtler kardeşimizdir. PKK düşmanımızdır’ diyorduk. Biz Kürtlerle küs değiliz ki barışacağız! Biz Kürtlerle beraber, Türk milletinin ayrılmaz parçaları olarak bir aradayız ve teröre karşı beraber mücadele ediyoruz.
Çerçeve yasaya bakın. Suça bulaşmayan ne demek? Lütfen izah edin. Kendi adam vurmamış da vuracak adamı bulmuş. Vuracak adamları dağdan, evlatlarımıza ateş edecek katilleri şehirden toplamış; bu suça bulaşmamış. Vurmamış da vuracak olan adama silah bulmuş; suça bulaşmamış. Aziz milletvekillerimiz; suça bulaşmamış diye çıkarmaya çalıştıklarınız bu örgütün bütün planlarının içinde olan adamlar. Vah size vah!” #YemininiziUnutmayın
Karşımızda bir terör örgütü; sinsi terör siyaseti ve manipülasyonları var.
'Kan akmasın umudunu' silahlaştırmış, taviz üstüne taviz kopartmaya, üniter yapımızı ve egemenliğimizi çökertmeye çalışırken, bir yandan kendini kurtarıyor, bir yandan da jeopolitik bir aparat olarak yeniden konumlanıyor.
@AzmiKaramahmut ile MK TV'de konuştuk.
https://t.co/rqlW6MikIk
📢 Celal Şengör:
🔸"Biz öyle bir orduyu yeniyoruz ki; teçhizatı bizden iyi, kuruluşu bizden iyi."
🔸"Ve Büyük Taarruz'dan önce İngiliz subaylar gelip Yunan ordusunu teftiş ediyorlar. Yani millet zannetmesin ki biz yalnız Yunanlılara karşı savaştık; hayır."
🔸"İngiliz geliyor, o orduyu hazırlıyor. Mareşal Townshend geliyor, Yunan mevzilerini geziyor ve diyor ki: 'Türkler eğer burayı 6 ayda aşarlarsa 6 günde aştık desinler.'"
🔸"Dünyaya hatırlatalım: 3 günde aştık!"
Avrupa'nın 2026 yılı ikinci yarısına ilişkin asgari ücret verileri açıklandı.
●Lüksemburg 2.771 Euro ile ilk sırada.
● Türkiye 621 Euro ile 33 ülke arasında sondan beşinci sırada.
Yani dipteyiz.
Kaynak:
Prof Dr. Murat Batı.