Eve telefonu koyup kamerayı açıp poşetlerle tekrar evden çıkıp tekrar eve girmiş. Bir gün böyle bir aksiyon gerçeklestirirsem memur olmamama rağmen en memur özelliğim olurdu.
bilgisayar mühendisi herifi her an donumuza kadar öğrenebilecek olma donanımına sahip olmasına rağmen delirtmeye devam etmekten asla çekinmeme işi dersek
Tywin Lannister sen bunların dünyasını başlarına yıktın ya
sen bunların evini ocağını yerle bir ettin ya seni doğuran ana desin ki ben Aslan doğurmuşum
Tüm müzik sektörü böyle değil mi zaten, bu yazıda başka bir müzik grubunun ya da sanatçının ismini "manifest" yazan yerlerle değiştirsek bir anlam bozukluğu olmaz. Eğlence sektörünün zaten asıl amacı bireyi gerçeklikten uzaklaştırmak.
Manifest, sermayenin gençliğe pazarladığı ideal insan tipidir: siyasetsiz, sınıfsız, tüketen, sürekli kendini pazarlayan ve algoritmalar için yaşayan birey. Yaptıkları sözleşmelerle kendi bireyliklerini sermaye tekellerine bırakmış, uzaktan kumandayla yönetilen sözleşmeli insanlardır. Ağızlarından mevcut siyasete ya da ekonomik duruma dair tek bir eleştirel söz çıkmaz.
Tam da bu yüzden emperyalizm oradaysa Manifest de buradadır; sermaye ile iç içe geçmiş kültürü sessizce taşımak ve yeniden üretmek için. Manifest kızları, İsrail soykırım yaparken Coca-Cola reklamına da çıkar, her gün konser de verir. Milyonlarca liranın aktığı bu döngü içerisinde sanat da burjuvaziye ve emperyalizme bu amaç doğrultusunda hizmet etmez mi? Uzaklarda çocuklar ölüyormuş, ama sorun yok; akşamki Manifest konserinde eğlenebiliriz. Zoktay'ın çarpıcı dansı hepimizi büyüler.
Onların sanatına baktığımızda emek görünmez olur, kolektif mücadele unutulur; geriye estetik, kariyer ve beğeni ekonomisi kalır. Kadın bedeni metalaşır; cilveli ve seksi birkaç genç kadının "özgüveni" görünür hâle gelir. Ama konserlerde ve setlerde arka planda çalışan kadınlar, emeğin teriyle bu şov ve bu şovdan büyük paralar kazanan kapitalistler için durmadan çalışmayı sürdürür.
Kültür endüstrisinin en başarılı ürünü, kendisini özgür sanan tüketicidir. Manifest konserine gitmekte hepimiz özgürüz. Güney Kore'nin K-pop kültürünü burada da yeniden üretebiliriz. Biraz milliyetçilik, biraz LGBT, biraz taze kadın bedeni, biraz ikili ilişkilere yönelik kinayeli söz, biraz gelenek… Hepsi Manifest'in stilinde yeniden üretilir ve sermayenin rücusu hepimizin gerçekliği hâline gelir.
Bir toplumun hangi sınıf tarafından yönetildiğini anlamak için yalnızca fabrikalarına değil, gençliğine hangi şarkıları söylettiğine, hangi kahramanları alkışlattığına ve hangi değerleri normalleştirdiğine bakmak yeterlidir. Kültür, sınıf mücadelesinin en görünmez ama en etkili cephelerinden biridir. Bu yüzden Başkan Mao Zedung, Kültür Devrimini yaptı ya. Şimdi Manifest'in temsil ettiği kültür bizi nereye götürüyor, hangi kampa dair bunu düşünmek faydalı değil mi?