Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Hastaneye gidiyorsun bebekler çalınıyor, teröristler hemşire doktor olarak görev alıyor. Sokağa çıkıyorsun rastgele biri gelip sana bıçak saplayabiliyor ya da taciz edebiliyor. Okula gidiyorsun biri gelip öğretmen bıçaklayabiliyor, silahla ateş açabiliyor. Eve giriyorsun eşin tarafından öldürülebiliyorsun. Tatile gidiyorsun bir yangında otelde ölebiliyorsun. Adaletin karşısına çıkıyorsun sandalyenin boş olduğunu görüyorsun. Biz bu ülkede her nefesi ölmek için mi alıyoruz? Sahiden de ölürüm Türkiyem mi?
Her eve en az 3 çocuk çağrısı yapanlar, önce o istedikleri çocukların can güvenliğini sağlasınlar. Bir anne evladını dokuz ay karnında taşısın, binbir fedakârlıkla büyütüp okula göndersin sonra ülkeye hayrı olmayan birisi yüzünden kaybetsin. Yaşamanın bu kadar riskli olduğu bir ülkede aileler neden çocuk sahibi olmak istesin?
Teknik Direktörümüz Okan Buruk: “Kimse unutmasın: Biz de Galatasarayız! Bugün yaşananları gördükten sonra birbirimize ne kadar destek olmamız gerektiğini herkese göstereceğiz!”