Domatesli bulgur pilavı. Sarımsaklı soğuk cacık. Köz biber ve patlıcan. Karpuz. Bir asmanın altında ahşap masa ve sandalyeler. Akşamüstü serinliği. Yaz.
Bencilliğin en beyaz tonu bu.
"Bütün dikkati kendine dönük insanlar"la bağlar böyledir hep. Bütün ekseni kendi küçük yörüngesindedir. Öyle tavaf eder durur kendisini.
Bütün sohbetin yüzde 80'i ona dairdir. Her şey hep onunla ilgilidir. Başkalarının mutlulukları, başarıları öyle pek sarmaz onu. Kısacık bir sorup geçer. Onun küçük bir derdi bile en yakınlarının sevincine mağlup gelir. Ve hep bir bahanesi, gerekçesi vardır yine kendine dair.
Kendi mikro gündeminin öyle içinde boğulur ki başkasının makro gündemine eşlik edemez zaten. Edebilmeyi de bilmez.
Ne kötüdür, ne kötülüktür bu ama kötü hissettirir.
Karşımıza çıkan her insan bize bir şey öğretmek için gelmedi. Her insan da bize bir şey öğretemez zaten. Öyle bilge insanlarla karşılaşmak daha nadirdir. Bazen sadece canımızı sıkan insanlar için “ne aptaldı” diyerek yola devam etmek gerekiyor.
sosyal zekasi dusuk insanlar beni inanilmaz yoruyor, davranislarinin rahatsiz edici oldugunu anlamiyor, sinirlara saygi duymak ya da nezaketle belli edilen seyleri anlamak diye bi sey yok, gerekli tepkiyi de versen anlamiyor, yapay zekanin bile sosyal zekasi daha yuksek