Matt Smith sabe que esta trabajando con un guion de mierda y que todo es un lavado de dinero, asi decidio pasarselo lo mejor posible y divertirse con los panas en el set.
honestly emily wilson saying that the odyssey isn't about how war is bad or that its a critique of odysseyus as a warmonger, but about how great men sometimes feel bad about war, that really unlocked a lot of my mixed feelings about Oppenheimer. That does the exact same thing.
Emily wilson calling nolan a fraud. His female characters boring. His visuals ugly. His values extremely American. His writing corny. A hypocrite for shooting in occupied land.
Filmin en saçma sahnesiydi. Orijinal hikayede Odysseus mağarada tepegözle karşılaştığında onunla konuşur. Burada ne aradıklarını sorar. Troya’dan döndüklerini, ikram istediklerini söyler. Cyclops “burada Zeus’un kuralları geçmez” der. İki adamını yer. Uyur. Ertesi gün odysseus merhamet ister. Merhamet olarak en son onu yiyeceğini söyler. Odysseus ile şarap içmeye başlarlar.
Odysseus’a ismini sorar. O da kendini -Outis- yani “hiç kimse” olarak tanıtır. Dev çok sarhoş olup bayılır. Sahnedeki gibi kör edilir. Bağırmaya başlayınca diğer devler gelir. Ona kimin saldırdığını sorarlar. O da “hiç kimse” diye cevap verir. Böylece de mağaradan kurtulurlar.
Odysseus çok kibirli biri olduğu için bu işi kendinin yaptığının bilinmesini ister. Gemiye kadar onu takip eden tepegöze “Ben Odysseus” diyerek bağırır. Fakat devin Poseidon’un oğlu olduğunu bilmemektedir. Dev, babası Poseidon’a seslenir. “Oğlunu Odysseus kör etti. Ya ölsün, ya da evine geç dönsün. Her şeyini kaybetsin”
Böylece Odysseus’un evine geç dönüşünün tanrısal sebebi açıklanır.
Nolan maalesef en kilit bu noktayı işlemedi.