Duanın gecikmesini hep bir imtihan olarak görürüz
ama beklemek bazen hazırlıktır. Belki de Allah seni o kabul ânına hazırlıyor. Her gün dua edersin, görünüşte cevapsız kalır ama sonra bir gün imkansız gibi görünen şeyin tam merkezinde bulursun kendini.
Çünkü dua bir süreçtir.
En korkulu anlar bile gelip geçiyor, en sıkıntılı geceler geçiyor. Heyecanla beklediğin zamanlar, uğruna günlerce uykusuz kaldığın hevesler gelip geçiyor. Yerinde otursan, derin bir uykuya dalsan, hiçbir şey yapmadan öylece kalakalsan bile her şey gelip geçiyor.
bir gün gelecek,eve varmanın huzuruyla derin bir nefes alıp başını salkım söğüdün nazlı dallarına çevireceksin. rüzgârın fısıltısıyla ‘burada yaşamak hiç zor değilmiş’ diyeceksin. içine dolan o eşsiz ferahlıkla kalbinin varlığını ve ritmini yeniden hissedeceksin.
bu hayattaki en büyük gayem bir gün yaşam benim için nihayete erdiğinde arkamdan iyilikten güzellikten sevgiden yanaydı denmesi. ne olursa olsun iyilikten güzellikten taraf olurdu diye hatırlanmak. bütün dünya hüzünlerime galip gelir.
cuma duasıdır;
gönlümüzdeki her beklentiyi rabbimizin hükmüne bıraktık. olacaksa lütfuyla çiçeklensin, olmayacaksa incitmeden sessizce çekilsin. bizlere takdire rıza gösteren bir kalp, sonu huzura çıkan ferah yollar nasip etsin. niyetimiz hayır, yolumuz aydınlık olsun.
Hocalarımız Firavun’dan bahis açılınca “yokuşta bir tek onun atının ayağı tökezlemezdi” derdi. Firavunlaşmak biraz da yaşadığımız pürüzsüzlüğün hakkımız olduğuna inanmaktır.
evi yuva yapan şeyleri düşünüyorum. ilk aklıma gelen, koltukta uyuyakalmanın tedirgin etmemesi. üşür müyüm kaygısı olmadan oracıkta uyumak. çünkü biliyorsun ki biri mutlaka üstünü örtecek. o 'biri' yuvanın kendisi. kapıyı da anahtarla açmazsın o biri varken, çünkü zaten açılacak.
Hayat insanı bazen öyle bir arafta bırakır ki ne o deveyi güdebilirsin ne de o diyardan gidebilirsin. Ne gidecek gücü ne de kalacak takati kalır insanın. “Ateş senin bağrında yanmıyorsa tavsiye vermek hep kolaydır” derler, öyledir insanın hikayesi bir diğerine genelde basit gelir. Birbirimize yapacağımız en hayırlı adım samimi içten bir dua, anlayan bir hal, doğru ve hakkaniyetli bir yaklaşımdır.
insan bazen sadece durup bakmak istiyor. ne bir anlam yüklemek ne de bir açıklama yapmak. her şey olduğu gibi kalsın, cümleler birbirini yormasın, sesler birbirine karışmasın yeter. hayatın kendi içindeki o sıradan akış, bazen en büyük kalabalıktan daha dolu ve gerçek geliyor.
ne kadar savrulsak da yeniden toparlanacak gücü bulacağız. yol uzasa da varacağımız yere ulaşacağız. içimizde kalan hiçbir duamız yarım kalmayacak. gönlümüz kimi çağırıyorsa, hayat bir gün bizi onunla aynı yerde buluşturacak.
gün gelecek yaşamak; bunca bekleyişin yükünü üzerinden alıp yerine sadece dinginlik bırakacak. o gün her şeyin tam vaktinde ve olması gerektiği gibi gerçekleştiğini göreceksin. süslemeden, zorlamadan, sadece akışta olmanın verdiği o sade ama derin hafiflik tüm içini ısıtacak.
kemal sayar’ın çok güzel bir ifadesine rastladım; "yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.hatta itikatlarımızı, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır."