Yaş ilerledikçe neyi daha iyi anladın, derseniz; bazı şeylerin çabayla değil, tamamen nasiple ilgili olduğunu; çok istemenin veya çabalamanın bazen hiçbir şeyi değiştirmediğini; insanlara fazlasını verince kendimi eksilttiğimi anladım, derim. Velhasıl, evvela kısmet, evvela nasipmiş.
Hayatımın geri kalanını beni güldüren, özel hissettiren, anlamak için dinleyen ve ne olursa olsun beni desteklemekten vazgeçmeyen insanlarla geçirmek istiyorum.
Van Gogh’un o muhteşem cümlesi:
‘Eğer ileride bir değerim varsa, şimdi de bir değerim var. Çünkü buğday buğdaydır; insanlar başlangıçta onu bir ot sanmış olsalar bile.’
O kadar çok duygularımı bastırdığımı fark ettim ki artık bilgi tutamıyorum, hafızam bana ihanet ediyor, konsantre olmakta zorlanıyorum ve konuşurken kelimeleri unutuyorum.
Ben artık sakin bir hayat dileyen, mesafeli arkadaşlıklar kuran, gelecek planları olan, hiçbir şeyi umursamayan ve sadece kendi yolunda yürüyen biri oldum.
Kimlerden korkarım biliyor musunuz? Kendi çıkardığı kaosun mağduru gibi davrananlardan. Yangın çıkarıp sonra "Dumanın içinde ben de zarar gördüm." diyenlerden. Halbuki onlar zaten o dumandan beslenirler.