Gazze’de su taşıyan çocukları vuruyorlar !!
Gündemi köpeklere işgal ettirenlerin AhBablığı kardeşlerimizin katline gölge etmesin !!!
Gündemimiz Gazze 🇵🇸🇵🇸🇵🇸
Buraya bakın 👇👇👇
Yüce Yaratıcı'nın kudretine bakın...
Güney Afrika'dan Kuzey Avrupa'daki Finlandiya'ya göç eden bir dişi şahine takip cihazı takıldı. Yolculuk boyunca günde yaklaşık 230 kilometre katetti.
Afrika kıtasında güneyden kuzeye doğru neredeyse düz bir hat izledi. Kuzeydeki çöl bölgesine ulaştığında ise, su bulunmadığı için çölü geçmekten kaçındı. Bunun yerine Sudan ve Mısır üzerinden Nil Nehri'nin güzergâhını takip etti.
Daha sonra Akdeniz'in üzerinden uzun süre uçmaktan kaçındı, Filistin, L��bnan ve Suriye üzerinden ilerledi. Ardından Türkiye'yi geçti. Karadeniz'in üzerinden de uçmamayı tercih etti, çünkü susaması hâlinde deniz suyunu içemeyecekti.
İstanbul Boğazı'nı geçtikten sonra yeniden düz bir rota izleyerek yoluna devam etti ve 42 günün sonunda Finlandiya'ya ulaştı.
Gerçekten hayranlık uyandıran canlılar… Onlara bu içgüdüyü ve yön bulma yeteneğini veren Allah'ın kudreti ne yücedir.
@AlghamdiProf
🔴 Eski AK Parti Milletvekili Said Yüce:
LC Waikiki başta olmak üzere tüm kıyafet üreticilerine sesleniyoruz.
Hassasiyeti olan anneler, babalar “Çocuklarımıza, torularımıza giydirecek Allah’ın rızasına uygun kıyafet bulamıyoruz” diye şikayet ediyorlar.
Küçücük, daracık, kısacık vücuda yapışan şortlar, pantolonlar, etekler.
Her yerde bunlar var. Dükkan dükkan, mağaza mağaza AVM AVM gezdikleri halde ne yazık ki ahlaka uygun kıyafet isteyenler, aradıklarını bulamıyorlar.
Amerika ve Avrupa, Siyonist menşeli zındıka komiteleri ve onların yerli iş birlikçileri moda adı altında Müslüman toplumları ve nesillerimizi zehirliyorlar.
Hiç olmazsa ahlaklı ve imanlı nesiller yetiştirmek isteyenlere istediklerini bulacakları ürünleri ve mağazalarda bunlara özel reyonlar ayırmak iyi olacaktır.
Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar da bu işle ilgilense fena olmaz.
Tevbe Suresi 65. Ayet
Onlara soracak olsan mutlaka “Biz lafa dalıyor eğleniyorduk, hepsi bu!” derler. De ki: “Siz Allah ile, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz!
Basit yazım hataları bariz şekilde gözüme batıyor. Hatta yazım hatalarıyla dolu gönderiler yüzünden bazı kelimelerin yazılışı acaba nasıldı diye tereddüt etmeye başladım. Hiç sağlıklı değil.
Küfür, hakaret etmesinler diye uyaramıyorum da.
Kitaplarıma döneyim en iyisi.
#Çarşamba
“Uyku zayıflar içindir!”
Belki de insanın kendine söylediği en tehlikeli yalanlardan biri budur.
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, gecede 8 saat uyuyan biri sanki hayalsiz, hedefsiz bir insan gibi görülüyor. Göz altı morluklarımızı bir yorgunluk emaresi değil, neredeyse birer savaş nişanı gibi taşıyoruz. Oysa hakikat şu: İnsanı tüketen bu övünç, aslında sessiz bir çöküşün ilanıdır. Benim de uykuyla kurduğum ilişki, ancak The Sleep Revolution (Uyku Devrimi) kitabını okuduktan sonra değişmeye başladı.
Amerika’nın en çok okunan haber platformlarından The Huffington Post’un kurucusu ve Pulitzer ödüllü gazeteci Arianna Huffington, bir gün aşırı yorgunluk nedeniyle bayılıp yere düştüğünde, bunun ardındaki asıl sebebin uykusuzluk olduğunu henüz bilmiyordu. Ancak bedeninin verdiği bu sert tepki, onun için bir uyanış oldu. Modern hayatın bizi nasıl durmaksızın tükettiğini, buna karşılık bizi onaran ve yeniden var eden uykuyu nasıl ihmal ettiğimizi fark etti. Ve bu farkındalığı, bilimsel verilerle yoğurarak Uyku Devrimini kaleme aldı.
Huffington, bu eserinde teknolojinin ve uyku haplarının yatak odalarımızı nasıl işgal ettiğini çarpıcı bir dille anlatırken; kariyerden özel hayata kadar uzanan geniş bir alanda, herkesin kendi “uyku reçetesini” oluşturmasına yardımcı olacak öneriler sunuyor.
Uyku Devrimi, daha sağlıklı, daha dengeli ve daha anlamlı bir hayatın kapısını aralayan güçlü bir çağrı niteliğinde. Çünkü uyku, sadece bedenimizi değil; zihnimizi, ruhumuzu ve istikametimizi de onarır.
Arianna Huffington’ın altını çizdiği gibi, uyku yalnızca bir dinlenme hâli değil; aynı zamanda hedeflerimize ulaşmanın, berrak düşünmenin ve doğru kararlar almanın en temel şartlarından biridir.
Bazen ileri gidebilmek için durmak, hatta uyumak gerekir.
Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını, ameliyat masasına tekrar yatırılmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.
Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor.
Milletimizin kalbinde ve zihinde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir.
Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir; ateşin daha fazla yayılmaması, daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır.
Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum.
Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eş güdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz.
Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz.
Halkların bir sonraki adımı düşünmemesi çok normal. Ama entelektüelim, muhalifim, bu sistemi değiştireceğim diyenlerin plansız programsız / hazırlıksız olması, kervanları yolda düzmeye kalkışması hayret verici. Bu yüzden hep Batı'nın ve İsrail'in oyuncağı olmaya mahkum kaldılar.
Bu hikaye Ortadoğu'nun yüz yıllık tarihinin müthiş bir özeti. Halklar ve entelektüeller ne istemediğini biliyordu ama ne istediğini değil. Onca hamasete ve muhalefete rağmen neyi nasıl yapacaklarını hiç düşünmediler, planlamadılar. Tam da bu yüzden onlar adına dış güçler planladı
Okuma grubuma katılan sanatçı bir öğrencim anlattı. Atölyesinde ders verdirdiği İranlı laik muhalif sanatçıya bu rejim düşerse alternatifiniz kim, yerine kimi geçireceksiniz diye sorduğunda adam şaşırmış; hayret içinde "hiç bu konuyu düşünmemiştim, sen ne kadar akıllısın" demiş.
Çocuklar Açlığa Yeniliyor!
Kriz coğrafyalarında yetersiz beslenme nedeniyle yüz binlerce insan açlığa yenik düşüyor. Üstelik bu durumdan en çok çocuklar etkileniyor. Gelin, bağışlarınızla hayat kurtarın.
Bir çocuğun bir yıllık beslenme tedavisi 1.200 TL.
🌐https://t.co/25c9aAg2gf
Robert Fludd'ın ademi (yokluğu) tasviri, 16. yüzyıl. İbn Arabî, 'ilk gece'yi anlatırken "adem ilk karanlıktır, şerdir, hiçliktir" der Fütuhat'ta. Hz. Ali'nin "Allah vardı ve O'nunla beraber hiçbir şey yoktu" hadisini işittiğinde "Şimdi de öyle" dediği ve yanında bulunanlardan bazılarının sayha attığı söylenir. Velhasıl gece ve insan, ölümü çağrıştırsa da hayatidir. "İlk gece", "olan olmuştur" çünkü.
16 Yıl önce Başörtülü annenizle nizamiyenin önünden geri çevrilmediyseniz,
BU DEVRiMi ANLAYAMAZSINIZ
Son Yüzyılın En büyük Devrimcisi
Recep Tayyip Erdoğan
2017'deki katliamın ilk günleriydi.
Nehrin diğer tarafında kadın erkek satırlarla doğranıyor, katledilip yakılıyorlardı. Canını kurtaran yarı çıplak, nehrin bulunduğumuz yakasına geliyordu.
Hayatımda gördüğüm en büyük insani dramlardan biriydi.
Katliamdan kaçıp gelenler bizi Erdoğan gönderdi sanıyor ve sarılıp ağlıyorlardı. Bize o kadar umutla yaklaşıyorlardı ki 3. günden sonra, mecburan Avrupa'dan geliyorum demeye başladım. Çünkü çalışamıyordum.
O günlerde TİKA, binlerce kişiye yemek dağıtıyordu. Hâlâ oradalar.
Rohingyalar, dünyanın en mazlum insanları. Adına kamp denen bi hapiste yaşıyorlar ve Türkiye dışında sahipleri yok.
@altintasme@smyygurbuz Hollanda da 13 yıldır haftada 4 gün camide çocuklara eğitim veriyorum. İkinci evimiz gibi. Ama her çocuğa yanında Kur’an-ı Kerim okunmaya başladığı anda, namaz başladığı anda nasıl davranacağız eğitimi de veriyoruz. Orta yolu kaybedersek, usulu adabı kaybedersek o maya tutmaz..