Boğaz kıyısında kedisiyle bir bankta oturan Olcay Hanım'ın yalnızlığına İstanbul da eşlik eder. Süleymaniye'nin silüeti, denizde süzülen çatanalar ve eski tekneler ise filmin hüzünlü atmosferini tamamlar.
Hanım (Halit Refiğ, 1989)
sokak köpekleriyle yürüyüş yapardım önceleri dostlukları çok başka ama artık bu tarz haberler gördükçe sokakta köpek görmek istemiyorum. yürüyüş yaparken yanımda bıçak taşıyorum sırf bu yüzden. yeterince korkularımız varken bir de köpekler saldırır mı diye düşünmeyelim
“Kucağa alma, öpme , dokunma ‘’ ısrarı yüzünden bebekleri yoğun bakıma düşen, aylarca antibiyotikle uğraşan aileleri çok gördük.O annenin “takıntılı” olması değil, sorumlu olması.Yenidoğan bebekleri de bi zahmet kucağınıza almayın. Dokunmayın.Öpmeyin.
ben de kabul etmedim 3 aylık olana kadar. ailelerimizin kucağına almasını dahi istemiyordum. bebeğimi bu şekilde koruduğumu hissediyordum. herkesin hissettiği duygular farklı yargılamak saçma
Yakınımız doğum yaptı 2-3 ay oluyor biz de hediye vs aldık doğduluk gidelim dedik, meğer misafir kabul etmiyorlarmış hala.
Sonra öğreniyoruz ki dedesi bile 1-2 kere kucağına alabilmiş. Saygı duymakla beraber bu derece korumacılık da olur mu bilemedim.
bugun bebek arabasiyla yururken 11 12 yaslarinda bir cocuk ilerideki merdivelerden ineceksiniz galiba yardim edeyim diyip onumden gidip beni bekledi arabayi indirmeme yardimci oldu cok guzel bir andi :) allah boyle cocuklarimizin sayisini arttirsin
Başıboş sokak köpeğini sahipsiz sokak hayvanı tabiriyle veren, yaptığı haberi korkarak kaldıran, hafifletme çabası ile akıllarla dalga geçen kanallardan, yeme mama diyen sinsi uyanıklıktan yıldık. Parklara, banklara işeyip pisleyen ve bir sürü paraziti, mikrobu şehir sistemine, insanların temasına aktaran bir iğrençliğe sessiz kalan sorumlu yerel ve genel yönetim yetkililerinde parçalanarak, kuduz nedeniyle kudurarak, korkup kaçarken aniden kamyon, araç altında kalarak, okuldan eve cebine taş doldurup yolu uzatarak gelen çocukların, bu çocukların ana babalarının, bu duruma üzülerek kahrolan insanların acısını, endişesini anlayacak izan ve vicdan olmadığı açık. Bu insanların taleplerine bu kadar ve bu denli bigâne kalan, bu insanları değersizleştiren bir tepkisizlik için artık söze de gerek yok. Her çocuk parçalanması sonrasında “yetkililer tarafından ilgili kurullarla değerlendirmeler yapıldı” sığlığı ve soğukluğunda geçiştirme açıklamaları ile bezdik, bıktık. Herhangi bir şey yapılacağına dair bir umut ve beklenti içerisinde de değiliz. Ne Avrupa’da, ne Amerika’da, ne Kanada’da, ne Azerbaycan’da, ne Japonya’da, ne Avustralya’da görülmeyen bu ilkelliğe maalesef mahkum edilmiş haldeyiz. Bu akıl tutulması karşısında itlafı konuşamayan, yapamayan, insan ve it yaşamı arasında kıyaslama yapabilecek kadar davranış bozukluğu içindeki patetik marjinal tiplere, itperestlere boyun eğen bir anlayıştan, patican, dilsiz kul, sevimli minnoş ılıklığından çözüm beklemek boş. Allah çocuklarımızı korusun.
“Siz evladınız oldu diye düşünüyorsunuz, ama aslında Allah kendisine kul yaratıyor”
Bu sözü okuduğumdan beri ebeveynliğe bakışım değişti. İnsan hiçbir şeyin sahibi değil, evladının bile. Biz birilerine emanettik, birileri de bize emanet edilecek. Herkes kendi kaderini, kendi rolünü yaşıyor..
bir aralar fal bakmaya kafayi takmistim komsumuz bir gun bu fala seytanlar karismis bakilmaz dedi bende bakmaya calistim o gece beni sabaha kadar korkutarak uyutmadilar kardesimin kiligina girip eger bakmaya devam edersen daha iyi goruceksin dedi o geceden sonra bir daha bakmadim
ruya gibi ama bence ruya degildi gece evin her odasina bakip esimi arayip sesleniyorum bulamayinca yataga donuyorum bir bakiyorum esim yanimda uyuyor korkunctu:d
Dünden beri herkes adamın sunduğu argüman üzerinden onun diliyle antitez üretiyor. Oysa kullandığımız kelimeler baştan yanlış. Borçluluk alacaklılık ticarete ilişkin kavramlar. Oysa biz insanız. Bizde borç yoktur, vefa vardır, sadakat vardır, hatır vardır.
çocukken hayatıma bir şekilde uğramış hayvanlar öldüğünde annem çöpe at derdi. ben ise çöpe atmaya kıyamaz ölü bedenine zulmedecekmişim gibi gelirdi. bu yüzden hep toprağa gömmüşümdür