Ben Rhaenyra’nın yerinde olsam, beni odaya kilitleyen insanı, evlat mevlat demez ejderhanın kuyruğunda sallandırırdım. Boşuna delirmiyor bu Targeryanlar, etraflarında bir tane akıllı yok.
Bir arkadaşım, çalıştığı yeri anlatırken “Babalarının kredi kartıyla kokain alamadıkları için şirket kurmak zorunda kalmışlar.” demişti; dinlerken o geldi aklıma. Bir de Linkedin hesabına primary education ODTÜ yazan birine yav he he deyip geçerim ancak.
Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.
Fatih Altaylı ile ilgili hatırladığım en güzel şey, gezi döneminde Yiğit Bulut ve kendisi için Galatasaray Lisesi’nde asılan “Sorarlarsa bizden değiller.” pankartı. İçinden geçeceğini söylediği sermayaye saklasın ateşini.
Sanki memleket olarak akademik üretime çok önem veriyoruz, üretilen bilimin niteliğine dair toplum olarak derin hassasiyetlerimiz varmış gibi İlber Ortaylı'ya gelen eleştirilerin bu eksende savuşturulmasını garip buluyorum.
Ortaylı, kamuoyunun çok gözü önündeki biri olarak bir duruş sergiledi. O duruşun mevcut zamanın ruhunda neye denk geldiğini bilemeyecek bir adam değildi. Eleştiren bunu eleştiriyor. Eleştirilere karşı savunmayı akademik çizgiden yapmanın hiçbir alemi yok. İşi tarihçilik olmayanların, Ortaylı'nın yaptığı işin akademik niteliğini tartacak bir durumu yok zaten. İlber Ortaylı olduğundan görece daha kötü bir tarihçi olsaydı aradaki farkı anlayacak mıydınız? Türkiye'deki bütün diğer tarihçileri okudunuz bitirdiniz, Ortaylı'da mı karar kıldınız?
Gerçekten işi tarih olanları ayırarak söylüyorum: İlber Ortaylı'yı sevmek de sevmemek de politiktir. İşin tarih ile çok az alakası vardır.
Dedem tutacağı balığın ağından tut yazacağı kaleme kadar kendisi yapıyordu.Kendi başına vücudunu nasıl çalıştıracağını da orada öğrenmişti.Hava durumu okumayı, tarımı, resim yeteneğini geçiyorum hadi kişisel merakı olsun.Koca bir köyü okuttu yıllarca.Mandolin diyor ya ahraz herif
tam abiii dediği anda o iktidar yalamaktan kayışa dönmüş dilini yakalayıp boğazına dolayacaksın; ama böyle ibret olsun diye canlı yayında. anlat diyeceksin sonra kmh’ı da anlat.
Adam 200 lira soda mı satılır diye söylenirken kızı biz de öyle satıyoruz diye uyarmış da 110 liraya düşürmüş bunun videosunu çekiyor. Sana 110 liraya soda satmanın normal olduğunu düşündürten nedir Bedri?
Metin Lokumcu'nun vefatından sonra Ruşen Çakır'ın sorusuna verilen cevabı unutamıyorum. Sesi titreyerek 'Ama öldü efendim' demesine rağmen de tavrını düzeltmiyor. 'Devlet büyüklerimiz affetsin' minvalinde af dileyen bir dil kullanan muhalifler iyi izlesin. Devlet büyüğünüz bu
@dilek_ozdilek@haskologlu Biz o komedyenlere de gülmüyoruz. Bunun gülünecek bir şey olmadığını anlatmak için mücadele ediyoruz. Umarım yorumunun ne kadar korkunç ne kadar şuursuzca olduğunu başına böyle bir şey gelmeden idrak edebilirsin.
4 senedir özenle arşivimde tutuyorum bu ekran görüntüsünü. tek bir sözünüze güvenemem. işkenceye ve kanuna karşı olan çıplak aramaya maruz bırakılmış arkadaşlarımın yanındayım, haklarını savunacağım.
Boykot, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile toplantı gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bir protesto biçimidir.
Anayasamızın 25., 26. ve 34. maddeleriyle güvence altına alınmıştır.
Bu ılık götlü ünlüler, arkadaşlarının ses çıkardıkları için değil; hep birlikte ses çıkarmadıkları için böyle kolayca haksızlığa maruz kaldıklarını ne zaman anlayacak?