Sandığa, seçime, seçmenin iradesine ne gerek var?
Üsküdar Belediye Meclisi’nin CHP’li üyeleri Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta, partilerinden istifa ederek AK Parti’ye katıldı.
Üsküdar’da başkan vekilliği seçimine iki gün kala Meclis’teki siyasi denge değişti.
Bir başka gelişme de Adana Yüreğir’de yaşandı.
Görevden uzaklaştırılan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın yerine yapılan başkan vekilliği seçiminde CHP’li Cafer Boyraz seçildi.
AK Parti itiraz etti. Seçim yenilendi.Meclis yeniden sandığa gitti.Cafer Boyraz ikinci kez seçildi.AK Parti yeniden yargıya başvurdu.
Sonuç?
Mahkeme kararıyla başkan vekilliği bu kez AK Parti’nin adayı Tarık Özünal’a geçti.
Yani Yüreğir’de Meclis iki kez sandığa gitti, iki kez CHP’nin adayı kazandı; sonunda başkan vekilliği AK Parti’ye geçti.
Vallahi belediye seçimleri yapılmasın artık.
İktidar partisi kimse belediyeleri de o yönetsin.
@KoncagulOs74659@gokanzeybekyeni Kardeşim kendin yazmışsın niye suç işliyor diye. Niye iftira attığını soruyorum bana KK diyorsun. Kendi içimizde arayacaksak sen de kendi işine bakacaksın. Milli irade diye dolaşıp onu yok saymayacaksın.
İBB Davası'nda söz alan Murat Ongun, etkin pişmanlık ifadesi veren Umut Şenol'un yalan ifadesini ortaya çıkardı :
💬Hayatında benimle 3 kere görüştüğünü söyleyen kişi, 2 dakika önce söylediğini unutup sizin sorunuzda telefon ile görüştük dediğini unuttu
Bolu Belediye Başkanvekili Tuna Özcan, belediyeye yapılan son operasyon hakkında konuştu:
“Bu ihale 2024 yılında belediye meclisinin onayıyla ihaleye çıkılan, yıllara sâri bir ihale. Şartnamede de olduğu gibi aylık bazda araç kiralanmasıyla alakalı.
‘Hayalet araç’tan bahsediyorlar ama hayalet araç diye bir şey yok. Yedek araç, araçlar bozulduğu zaman hemen yerine geçecek araçlar için. Arvento kayıtlarında gözükmüyor dedikleri konu da bu.
Bir de kamu zararından bahsediliyor ama ihale zaten şu an devam ediyor. Devam eden bir ihalede kamu zararından bahsedilemez.
CANLI BLOG | Kullanmadığı ve özel kaleme yönlendirilmiş eski telefonuyla ilgili itirafçı sanık Naim Erol Özgüner'in avukatı Mehmet Yıldırım'ın telefonunun modeline ilişkin söylediği yalana vurgu yapan Ekrem İmamoğlu, "Hepimizin önünde yanıltıcı bilgi verdiğine, yalan söylediğine şahitlik yaptık." dedi. İmamoğlu, "Veri sızıntısı, İBB Hanem, VIP liste, rüşvet dediler, tarihler tutmadı. Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çökmüş bir iddianame kaldı" ifadelerini kullandı.
@MUSAFAO@muratagirel Bence boş konuşma kendin rezil oluyorsun teyze. Aylarca 560 milyar nerede diye sormuşsun. Nerede? Ne oldu o iddia? Nerede teyze bu para? Git bul şu parayı
@Korosif__OK@muratagirel Duydum, gördüm diyenler itiraf etti daha ne delil arıyorsunuz diyordunuz şimdi adam çatır çatır ifşalayınca hemen iftira diyorsunuz😂
GÖKÇEKLER DOSYASINDA 2. PERDE!
Şeytanın aklına gelmeyecek tapu işlemleri, şirket devirleri ve dikkat çekici bağlantılar…
Duyacaklarınıza inanamayacaksınız.
İkinci perde bu akşam saat 21.00’de Onlar TV’de canlı yayında.
Kaçırmayın …
https://t.co/XUlHoUrrqN
#CANLI | İBB davasının 2. celsesinin 11. günü
Murat Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya'dan suç duyurusu talebi
💬 "Verdikleri ifadelerin birer iftiradan ibaret olduğu apaçık ortada olan Ertan Yıldız, Umut Şenol ve Eyüp Subaşı hakkında iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum"
https://t.co/ybplOfspGv
“NASRETTİN HOCA FIKRASI GİBİ HUKUK DÜZENİNDEN BAHSEDİYORUZ”
İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu savunmasına Adalet Bakanı ve “adil yargılama” ile “yargılamayı etkilemeye teşebbüs” ilkeleri üzerinden devam ediyor.
Ekrem İmamoğlu:
“Bilinsin ki Adalet Bakanı AK Part’nin 31 Mart’taki yenilgisinin ardından bizzat Başsavcı olarak atanmıştır.
“O başlattı soruşturmayı Başsavcıyken.”
“Mahkemeye çıkmama 25 gün kala ödül olarak mevki olarak Adalet Bakanı olmuştur.”
“Bütün hakimlerin sicil amiri olarak HSK Başkanı oldu.”
“Hem savcı, hem hakim hem bakan hem avukat…”
“Bu cendereyi yaratanlar buradan adalet çıkacak diye yüce Türk milletini ikna edemez.”
“Nasrettin Hoca fıkrası gibi bir hukuk düzeninden bahsediyoruz.”
“15 tane ceza davası açıldı. 23 Hakim değiştirildi benim duruşmalarımda.”
#Ekremİmamoğlu:
Biz ne yazık ki bu günleri burada yaşıyoruz, yaşadık.
O bakımdan şunun altını çizeyim:
Gerçekten çok üzüldüğüm bir andır.
Burada gencecik çocuklar geldi sanık gibi ifade verdi.
Liseli, üniversitede okuyan çocuklar...
Yazıktır ya! Şok oldum yani, kimsenin kimseyi tanımadığı...
Troll mantığını, troll kültürünü bu ülkenin topraklarına taşıyanlar kim olduğunu biz biliyoruz.
Kendi gözlerimle 12-13 sene önce bu işi yöneten insanın milletin cep telefonundaki kaydının "troll.noktanokta" olduğunu ben biliyorum, kendi gözlerimle gördüm iş adamlarının cep telefonunda, iktidara yakın insanların cep telefonunda.
"Troll.noktanokta"... O "troll.noktanokta"nın bu ülkede, bu rejimde Saray kabinesine nasıl bakan olduğunu da ben biliyorum.
Ama bu çocuklar masum çocuklar ve burada yargılandılar.
Onun için ben bunları yapanları, bu insanları sanık konumuna koyup buraya getirenleri kınıyorum.
Veri sızıntısı diye ortaya konan iddiaları dinlediniz, söze gerek yok.
İBB ve aile verileri siyasi amaçla kullanıldı dediler, bir liste dediler, çöktü.
Rüşvet anlatıları, ihale fesat iddialarının hepsi fos çıktı.
Tarihler tutmadı, rakamlar tutmadı, iftiracıların beyanları birbirini yalanladı.
Aylarca denildiği, anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı.
Geride delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı.
Süreç zaten böyle başlamıştı, daha da kötüye doğru gidiyor, kötü bir şekilde devam ediyor.
🔺️Tekrar söylüyorum: Tek bir delil şurada ekrana yansısın, ben 87 milyon insanın huzurunda özür dileyeceğim ve her şeye razı geleceğim.
Dosyayla ilgili konuşmamı bitiriyorum. Çok az sayfam kaldı. Burada gerçekten usulüne uygun bir yargı yok...
İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu:
"Sonrasında dikkatlice takip ettiğim itirafçıların mahkeme heyetinden çok "Söylediklerim doğru mudur?" diye nasıl iddia makamına baktıklarını ben buradan dikkatle izledim.
Bir gözünün ucuyla, hafif 45 derece oraya bakarak nasıl anlattıklarını ben buradan gözlerimle takip ettim.
"O oldu mu, tamam mıdır?" diye sorar gibiydiler.
Ben gördüm, millet şahiddir.
Soru sorduğum soru-cevap şeklinde gayet düzenli yürüyen bir ortamda ağır kalp hastası olduğunu bildiğim ortaklık yaptım biliyorum, genç yaşta kalp ameliyatı geçirdiğini bildiğim bir kişi, iddia makamı tarafından özgürlüğüyle tehdit edilmiş, bir gün sonra alelacele sabahın ilk sırasında korkuyla ek beyan diyerek elindeki metni özgür iradesiyle verdiği cevaplarla burada ne yazık ki değiştirdi sayın heyet.
Bu çerçevede benim itirafçılara soru sormamın önü kesilmiştir artık.
İftiracılara mesaj verilmiştir.
Benim soru sormamın hiçbir anlamı kalmamıştır.
Tam aksine, iftiracılar daha önce olduğu gibi tüm varlıklarıyla, aileleriyle, özgürlükleriyle tehdit edilmiş, gözdağı verilmiş.
Tekrar söylüyorum ki benim artık onlara, etkin pişmanlıkçılara, iftiracılara, itirafçılara soru sormamın hiçbir anlamı kalmamıştır.
Savcılığın dosyanın temel dayanaklarından biri olarak sunduğu, dönüm noktası, belkemiği olarak tarif ettiği kişilerin ifadelerindeki çelişkileri de gördük.
Detaylarına elbette girmeyeceğim.
Ertan Yıldız'ın duruşmada söyledikleri ile daha önce savcılıkta söylediklerinin nasıl uyuşmadığını da gördük.
Görevin iyi tarafını anlatırken kendisini Everest'in tepesine çıkaran kibirini ama sorumluluğa geldiğinde nasıl tısıp da kaçtığını gördük.
Ve savcılığın dosyanın belkemiği ilan ettiği bir iftiracı dinleniyor, sorular bitmeden mikrofonlar kapatılıyor.
Yetmiyor, benim avukatlarım dahil soru soramamış tüm avukatların soru soramayacağına karar veriliyor.
Toplu cezalandırma kararları masum kararlar değildir.
Gerçeklerin ortaya çıkarılması kimi rahatsız ediyor da belkemiği, hatta dönüm noktası diye tarif edilen itirafçı daha sözde öbür liderin avukatları soru sormadan buradan uğurlanıyor?
Detayına girmeyeceğim dedim ya, hani ben ona bir Bakırköy Belediye Başkanlığı hususunda bir hatırlatma yaptım ya, nasıl bu işi bana havalesince ima ettiğini hatırlattım ya, açın bakın, kendi ifadesinde nasıl kelime kelime anlattığını görebilirsiniz.
Toparlıyorum. Naim Erol Özgüner adlı itirafçı dinlendi. Bakınız sayın heyet, sayın başkan; telefon haberleriyle burada insanlar hapis yattı. Yani sanki içinden bir şey çıkacakmış gibi insanları meşgul ettik.
Ama telefonla ilgili bundan da acayip bir şey olduğunu önceki hafta Erol Özgüner'in avukatı itiraf etti.
Düşünün, iddiaya göre benim çok önemli veriler içeren sır bir telefonum olduğu tezi üzerinden bu sır telefonla ilgili yetkilere ihbar yapılmış.
İhbara göre telefon Erol Özgüner'deymiş.
O saklıyormuş.
Yani iddiaya göre sözde örgütün tutuklu liderinin telefonu yine tutuklu sözde suç örgütü üyesinde.
Sözde örgüt üyesi telefonu saklamış.
Sizce böyle bir ihbar geldiğinde dünya üzerinde telefonla aranmayacak kişi kim olur?
Kim olur, Erol Naim Özgüner olur, öyle değil mi?
Ama ne yapmış savcılık?
Ne kadar güveniyorsa, nasıl bir iş birliği ve ilişki varsa avukatını arıyor. "Lütfen" diyor, diyor ki "Ya senin müvekkilinde telefon varmış bir öğren bakalım bu neredeymiş?" Normalde ne yapılır? Evine gidilir, operasyon yapıyorsunuz ya her sabah iddia makamı, evi basılır, telefon aranır bulunur değil mi?
Avukat aranıyor, nasıl bir iş birliği varsa, nasıl bir ilişki varsa. Ayıptır. Yazıktır, Türk yargısına yazıktır!
Sözde suç örgütü liderinin avukatına tutuklama, diğer avukatlara gözaltılar, suçlamalar; ama bazı avukatlar gizli soruşturmanın en önemli delilinin telefonla aranıp haber verilmesi!
Üstelik aynı avukatın telefonun modeline ilişkin burada göz göre göre hepinizin gözünün önünde, bu salonda nasıl yanıltıcı bir bilgi verdiğini, nasıl yalan konuştuğunu hepimiz şahitlik yaptık.
.
#İBBDavası'nda 2.Celse 11.gün
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı #Ekremİmamoğlu tutukluluk incelemesi öncesi beyanda bulunuyor..
"Acele etmemiz gereken bir şeyi hatırlatayım mı mahkeme heyetine?
Bu insanların tahliye olması, tutuksuz yargılanma.
Böyle bir tutukluluk tarih görmedi.
Acele etmeniz gereken, bu insanların tutuksuz yargılamayla tahliye edilmesidir.
Ama ancak bütün bunlar yaşanırken aklıma şu geliyor:
Yani acaba kim acele ediyor?
Yani bu işe karar verenler mi acele ediyor? Ya acaba "Bir an önce bitirelim, hazır ben bakarken bu iş bitsin" mi deniyor?
"Bu iş, yani ben buradayken tamamlansın" mı isteniyor?
Bu kurulda yaşananlar gerçekten zorluk, bizim adımıza büyük bir zorluk.
Adil bir mahkemede olma talebimizin feryadıdır bu, unutmayın.
İtham değil, yaşadıklarım karşısında oluşan kanaatimi ve endişemi ifade eden sorulardır bütün bunlar.
Hatırlatmalardır, uyarılardır.
Bu sözlerin 87 milyon yurttaşıma iletilmesi için bunları anlatıyorum.
Milletini, devletini düşünen bütün yargı camiasının duyması için anlatıyorum.
Milletimizin şahit olması için anlatıyorum.
Gerçeği ortaya çıkarmak istiyorsanız savunmaya soru kısıtı getirilmemeli.
Avukatların mikrofonları kapatılmamalı.
Sorular tamamlanmadan sorgu bitirilmemeli.
İddia makamının sanıkların ifadelerine müdahale ederek onları baskı altına almasına izin verilmemeli.
Hatırlatacaklarım var.
Farklı düşünseniz de bana göre hiçbir gerekçe olmadan iki kere duruşmadan çıkarıldım.
İki çıkarılma kararı da çok ama çok haksızdı.
Sonra devamındaki duruşmaya katılmama kararı yazılmaksızın karar devreye sokuldu.
Benim için en önemli iki kişinin benim tarafımdan dinlenmesine fırsat vermediniz.
Bu hakkımı elimden aldınız.
Yine bu duruşmalarda vahim olaylar yaşadık.
İddia makamının "Haddini bil yoksa haddini bildiririz" dediğini duyduk.
Ben hâlâ bu çoğul tarifte kimlerin ima edildiğini çok merak ediyorum.
Bana kimler haddimi bildirecek?
Kim var bu işin arkasında, merak ediyorum.
En son ve çok vahim bir olay daha yaşandı.
Geçen hafta ben sorularımı henüz tamamlamamışken, avukatımızın sorgusuna geçilmemişken sizlerin huzurunda iddia makamı araya girdi ve sanığın tutuklanmasını talep etti.
Soru daha bitmedi ya, sorgu bitmedi yani. Sorgusu devam eden bir insana daha savunma avukatlarının tek bir sorusu sorulmadan nelerle karşılaşabileceği sorgulama anında bir tehdit gibi yaşatıldı.
Canlı canlı yaşadık bu acı manzaramızı.
Bu yalnızca o etkin pişmanlıkçı sanık üzerinde değil, daha sonra ifade verecek bütün sanıklar üzerinde de nasıl bir baskı oluşturulduğunu anlamak zor değil.
Sonrasında o itirafçının yüz halinin, beden dilinin ne hale ve ne duruma düştüğünü burada otururken hissettim.
Tutsaklıkla tehdit edilince nasıl yığıldığını gördüm.
Bir gün sonra, önceki sabah bu duruma düşen iftiracının bir gün sonra nihai durumunu, ek ifade olarak eline tutuşturulan yazılı metni nasıl bir halde okuduğunu da gördüm.
Dürüstlük bu değil ya?
İddia makamının önündeki yazılı bir metni, silahların eşitliğini darmadağın ederek bir tehdit şeklinde okuyup tutuklama talebi yapması, buraya gelecek olan her itirafçı, iftiracı olmuş kişilere "Bu salonda gerçekleri söylersen başına gelecekleri görürsün" uyarısıdır.
Buradan nasıl bir sonuç çıkabilir?
Burada nasıl silahların eşitliği olacak, nasıl bir yargılama olacak?
Buradan adalet çıkar mı?
Ben bu soruları aziz milletimin huzurunda soruyorum, sormaya da devam edeceğim.
Bu salonda insanların aleyhte ifade vermeleri için savcılık tarafından aileleri ile nasıl tehdit edildiklerini biz defalarca dinledik.
Ekrem İmamoğlu'na helallik verdiğini daha ben duymadan Cumhuriyet Savcısı herkesi dehşete düşüren hızla helalleşmeyi tutuklama ile cezalandırmak istedi hepinizin gözü önünde.
Bu, malına, mülküne, ailesine tehdit ve gözdağı ile sınanmış olup henüz kürsüye gelmeyenlere "Tekrar özgürlüğünüz dahil her şeyle sınanacaksınız" demektir.
...
"AVUKATIMIN TUTUKLANMASINDAN SAVUNMAMAMIN TUTUKLANMASINA"
Ekrem İmamoğlu:
Canlı yayınlayın dedim yayınlamadılar.
Bu salondan gerçekleri ortaya koyayım dedim o da olmadı.
O zaman milletime kitap olarak gitsin dedim. Millet kendi karar verir dedim ama onlar korktular bunu da yapmadılar.
Avukatımın tutuklanmasından savunmamız tutuklanmasına oradan kitabımın tutuklanmasına geldim bir sonraki aşama nedir bilemiyorum.
BİR TEK DELİLİ GÖRMEDİM
Ekrem İmamoğlu:
Bu iftiraneme bu terfiname bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Bir tek delili ben burada göremedim. Gören varsa yansıtsınlar ben özür dileyeceğim.
Ekrem İmamoğlu konuşmasının devamında, “Tekrar söylüyorum: Tek bir delil şurada ekrana yansısın. Ben 87 milyon insan huzurunda özür dileyeceğim ve her şeye razı geleceğim” dedi.
“Böyle bir dosyada konuşmayı uzatırsam, geçmiş dönemi anlatmaya devam edersem sanki usulüne uygun bir yargılama yapılıyormuş izlenimini halka sunmak istemiyorum” diyen İmamoğlu, siyasi operasyonla muhalefete darbe yapıldığını belirtti.
Halka seslenen İmamoğlu, “Kanıksamayın, normalleştirmeyin, haksız, hukuksuz tutuklamaları kabullenmeyin” dedi.
"Sonuna kadar mücadele edeceğim" diyen Ekrem İmamoğlu, "Bu davanın millet şahididir. Bu hukuksuzluk... hukuksuzlukların şahidi millettir. Bize yapılanların şahidi milletimdir. Millet şahidimdir! Buradan ilan ediyorum: Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları yargılamaya burada devam edeceğim" ifadelerini kullandı.
@FerideOzk@av_ugurpoyraz Tvden yayınlayın da şov nasıl yapılıyormuş hep beraber izleriz. Davayı takip etmiyorsun gelmiş buraya atıp tutuyorsun. 560 milyar yalanına inanan tipten ne beklenir? Hala arıyor musun 560 milyarı?😂😂